28 Şubat darbesinin bitmediğini belirten Gazeteci-Yazar Hamza Mercanoğlu, kumpaslar sonucu yıllardır cezaevlerinde tutuklu bulunan Müslüman mahkûmlara dikkat çekerek, "28 Şubat bitmiş olsaydı, mağdurları halen cezaevinde olmazdı." dedi.

Kumpaslar sonucu cezaevlerine konulan ve yıllardır haksız yere tutuklu bulunan Müslüman mahkûmlar ve aileleri için 28 Şubat'ın bütün ağırlığıyla devam ettiğini belirten Gazeteci-Yazar Hamza Mercanoğlu, "28 Şubat bitmiş olsaydı, mağdurları halen cezaevinde olmazdı." ifadesini kullandı.

28 Şubat 1997 yılında gerçekleşen askeri darbenin üzerinden tam 22 yıl geçti. Geçen bu sürede 28 Şubat dönemine ait hak ihlalleri izlerini bugün de halen taşıyor ve 28 Şubat döneminde sırf camide Kur'an-ı Kerim dersi verdiği için binlerce mütedeyyin kişi gözaltına alınıp türlü türlü işkencelere maruz kaldı. Birçoğu günlerce işkence gördükten sonra kurulan kumpas ve uydurma deliller sonucu cezaevine konuldu ve aradan geçen yıllara rağmen halen cezaevinde kalmaya devam ediyorlar.

Türkiye tarihine etkisi en derin darbelerden birisi olarak geçen ve toplum ile siyaset üzerinde derin postal izleri bırakan 28 Şubat mağdurlarının yeniden yargılanma talepleri bile görünmezden geliniyor.

28 Şubat döneminde başörtüsü mağdurlarına, Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı ve sahibi olduğu Vahdet FM'de destek verdiği için DGM'de yargılanan ve daha sonra mesleği elinden alınan Gazeteci-Yazar Hamza Mercanoğlu, o dönem yaşadığı ve yaşanan mağduriyetleri İLKHA'ya anlattı.

Mercanoğlu, "O dönemde bir İslami radyomuz vardı. Türkiye genelinde de İslami radyolara bir yönelme vardı. Biz de o dönem Gaziantep'te bir Vahdet FM diye bir radyo kurduk. Bu radyoda kendi inancımızın gereği olan öğretileri yasal çerçeveler içerisinde topluma sunduk. Çokta başarılı bir süreç geçirdik. Radyomuz çokça rağbet gördü. Ama daha sonra bunu hazmedemediler." dedi.

"Milleti baştan aşağı dizayn etmeyi amaçlayan bir süreçti"

28 Şubat sürecinde uyduruk gerekçelerle başörtüsü mücadelesine vermiş olduğu destekten dolayı tutuklanarak cezaevine konulduğunu belirten Mercanoğlu, "Cezaevindeyken radyomuz yandı, aslında yakıldı. O dönem devlet içerisinde odaklanmış, toplumu fişleyen JİTEM ve Batı Çalışma Grubu (BÇG) gibi gayrimeşru gruplar tarafından radyomuz bir şekilde yakıldı. Biz o dönem çok ciddi bir mağduriyet yaşadık. Bu süreçten sonra hem ailemiz hem sosyal hem de ekonomik açıdan çok ciddi mağduriyetler yaşadık. Bu mağduriyetlerimiz 5-10 yıl sürdü. 28 Şubat'ın diğer darbelerden çok farklı olduğunu, önceki darbelerin hükümetlere karşı yapıldığını ve bu darbenin milleti karşısına alan ve milleti baştan aşağı dizayn etmeyi amaçlayan bir süreç olduğunu gördük." ifadelerini kullandı.

"Asıl hedef İslam ve Müslümanlardı"

Mercanoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "28 Şubat, diğer darbelere göre görüntü itibari ile yumuşak bir darbeydi. Yani kansız bir darbeydi ve bakıldığı zaman çok medeni, çağdaş gibi görülebilir. 28 Şubat daha çağdaş daha medeni kadife darbe olarak nitelendirilebilir ama aslında öyle değildi. 28 Şubat tüm darbelerin aksine etkileri daha uzun süren, toplumu bölen, ayrıştıran ve toplumdaki inanan insanları sosyal ve ekonomik açıdan çökertmeyi planlayan bir darbeydi. Bu açıdan bakıldığında aslında sonuçları da çok ağır bir darbeydi. Dolayısıyla 28 Şubat'ın o süreçteki asıl hedefi İslam ve Müslümanlardır. Bunu neden böyle yaptılar? Neden sert bir darbe yapmadılar, askeri bir müdahale yapılmadı? Çünkü yapamazlardı. Çünkü askeri müdahaleler sonuç vermiyordu. Her 10 yılda bir yapılan darbelerin akabinde de Müslümanlar daha gayretli ve safları sıklaştırarak tekrar birleşiyorlar. Bunu hesaplayan üst akıl, İslam'ı yumuşatarak ve Müslümanların o birlikteliğini, vahdetini yıkacak ve Müslümanlar arasında nifak sokabilecek bir yol denediler."

"15 Temmuz 28 Şubat'ın bir devamı"

15 Temmuz'un, 28 Şubat'ın bir devamı olduğunu ifade eden Mercanoğlu, "O süreçte FETÖ gibi örgütlerin devlet içerisinde yapılandırılması sağlandı. İslam'ın ana arterlerini, asıl mahiyetini bozacak ve İslam'ın manifestosunu ortadan kaldıracak ve İslamsız bir Müslüman modeli oluşturabilecek bir rol hazırlandı. Bunu yürürlüğe koydular ama Allah'a hamdolsun ki bunda başarılı olamadılar. 15 Temmuz'da bunların bütün foyası ortaya çıktı ama çok uzun bir süre geçti. Maalesef çok uzun bir süre Müslümanları ciddi bir şekilde yaraladılar. Halen günümüzde bile biz bunların acısını çekiyoruz. Günümüzde de bir takım çevreler Peygamber Efendimizin hadislerini hedef alarak Peygambersiz bir İslam modelinin üzerinde cirit atıyorlar. Aslında bütün bunların temelinde 28 Şubat'ta almış olduğumuz yara vardır. Çünkü 28 Şubat'ta çok sağlam bir yapı vardı. Bu yapıyı çeşitli şekillere bölerek, tahrif ederek ortadan kaldırmayı amaçladılar." şeklinde konuştu.

"28 Şubat'ın gerçek mağdurlarına yeniden yargılama yolu açılmalıdır"

28 Şubat sürecinin asıl mağdurlarının halen cezaevinde tutuklu olduğunu belirten Mercanoğlu, şöyle konuştu:

Aslında 28 Şubat mağdurları denilince, belki biz o dönem bir şeyler yaşadık ama bugün halen cezaevlerinde tutuklu olan 28 Şubat mağdurları ki gerçek 28 Şubat mağdurları bunlardır. 28 Şubat'ın mağdurlarının aileleridir. Babalarını görmeden, tanımadan büyüyen 20 yaşında olan delikanlılardır. Onların kocasız bıraktığı eşleridir. Aslında bunları da konuşmak lazım. Çok zor şartlar altında yaşadığı halde ve halen de yaşamlarını sürdürüyorlar. Bence bu konuda 28 Şubat mağdurlarına yapılacak ve gösterilebilecek en büyük vefa şu an cezaevlerinde tutuklu bulunan 28 Şubat'ın gerçek mağdurlarına yeniden yargılama yolunun açılmasıdır.

"28 Şubat bitmiş olsaydı mağdurları halen cezaevinde olmazdı"

Mercanoğlu, son olarak şunları kaydetti: "28 Şubat evrildi ve başka bir evreye geçti. 'Üst akıl' dediğimiz odak 28 Şubat'ı planlarken İslam ve Müslümanları bir şekilde izole etmek için yani 'Onları yok edemiyoruz, bari pasifize edelim.' düşüncesiyle yola çıktılar. 28 Şubat'ın devlet içerisinde kısmen de olsa belki etkisi azaltıldı ama biz 28 Şubat'ın bittiğini söyleyemeyiz. Eğer ki 28 Şubat zihniyeti yani 28 Şubat'ı yöneten üst aklın tezgâhı bitmiş olsaydı, bugün cezaevlerinde 28 Şubat mağdurları cezaevinde olmazdı. Bunların birçoğu Kur'an dersi verdikleri için cezaevlerinde tutuklu bulunan insanlardır. Bu insanlar cinayet işlememişler, devletin malını gasp etmemişler, bir ahlaksızlık yapmamışlar, banka soymamışlar. Sadece Kur'an-ı Kerim öğrettikleri için insanlara Allah'ın dinini tebliğ ettikleri için bir şekilde FETÖ kumpasıyla cezaevine konulmuş insanlardır ve devletin bunları görmesi lazım. Bir 28 Şubat mağduru olarak cumhurbaşkanımızdan bizatihi ricam; halen cezaevlerinde tutuklu bulunan bu mağdurlar ki bu mağdurların aileleri de en az bu mağdurlar kadar mağdurdur. Bu insanlar yeniden yargılanma ve iade-i itibar yolunun açılmasını temenni ediyorum." (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler