Yusufî ailelerin adalet arayışı devam ediyor

28 Şubat ve FETÖ Yargısı Mağduru Aileler İnisiyatifinden bir heyet, Anadolu Gençlik Derneği Van Şubesini ziyaret ederek, yaşadıkları mağduriyetler hakkında bilgi verdi.

İslami hizmetlerinden dolayı PKK ve FETÖ tarafından hedef haline getirildiklerini belirten Yusufî mahkumların aileleri, yaşadıkları mağduriyetleri sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ederek anlatmaya devam ediyor.

28 Şubat ve FETö Mağduru Mahkûmlar Aileleri İnisiyatifi olarak Anadolu Gençlik Derneği Van Şubesini (ADG) ziyaret ederek yaşadıkları sıkıntılar hakkında bilgi veren heyet, bu durum karşısında birlik olmaları gerektiklerini söylediler.

Ziyaret esnasında Yusufî Yakup Taş’ın ağabeyi Ahmet Taş, oğlunun 20 yıldan fazla bir süredir suçsuz yere cezaevinde olduğunu dile getirerek, "Bizler 20 senedir cezaevlerinde ve Türkiye’nin yollarında sürünüyoruz. Bugüne kadar hiç arayan soran olmadı. FETÖ, bize 2000 yılından itibaren darbe yapıyor. Çocuklarımıza bu cezayı veren hakim ve savcılar şu anda FETÖ örgütüne üye olmak suçundan tutuklanmışlardır. Biz şu an ki hükümete de söyledik eğer onlar terörlerse biz neyiz eğer biz terör isek o adamlar neden cezaevindeler." ifadelerini kullandı.

"Sürgün edilen çocuklarımızın peşinden gitmek zorundayız"

Taş, sürekli sürgün edilen çocuklarının peşinden Türkiye’nin birçok ilini dolaştıklarını söyleyerek, "Bizler sürekli farklı illere sürgün edilen çocuklarımızın peşinden gitmek zorundayız. Zaten çocuklarımız mağdur edilmiş bu yöntemle bizlerde mağdur ediliyoruz. Bazen cebimizde para olmadığı için gittiğimiz tanımadığımız bilmediğimiz yerlerde aç kalıyorduk. Yollarda kalıyorduk. Yol parası bulup çocuklarını görmeye gidemeyen ailelerimiz var. Bu zulümden biran evvel vazgeçilmelidir." dedi.

Heyeti Karşılayan Anadolu Gençlik Derneği AGD Van İl Başkasını Yusuf Aydın, ziyaret esnasında yaşanan sıkıntıların çözülmesi gerektiğini vurgulayarak son günlerde gündemde olan af yasasına vurgu yaptı.

Aydın, "Uyuşturucu tacirleri, kalpazanlar, cinayet işleyenler için bir af yasası düşünülürken en azından bunun da bir gündeme gelmesi lazım diye düşünüyoruz. Esasen Müslümanların Türkiye’deki mağduriyetini 28 Şubatla başlar. Eskiden beridir hukuksuzluk var özellikle Türkiye’deki Müslümanların bu konudaki mağduriyeti aşikârdır. İslamiyet esasen bir bütündür bu şu an ki faiz sisteminden kapitalist sisteminden hangi hükümet gelirse gelsin namaz kılıyorsa da fark etmez yani illa da işin ucu bize dokunduğu zaman değil her zaman bizim esasen bunun farkında olmamız lazım, mesela hali hazırda olan hükümet birçok İslam’a aykırı yasayı değiştirip yerine gayrı İslami yasalar getirdiği zaman esasen bizim sesimiz daha yüksek çıkmalıydı, daha çok tepki göstermemiz gerekiyordu. Maalesef hangi camiaya bir sıkıntı geldiği zaman o zaman ses çıkmaya başlıyor. Müslümanların burada bir sıkıntıları da var yani bu ses dalgaların çok daha öncesinden çıkmış olması gerekiyordu. En azından 2007’de zina serbest bırakıldığında topyekûn bütün Müslümanların büyük bir tepki göstermesi gerekiyordu maalesef, ama yine de hasbel kader ve Müslümanların bu mağduriyetini gidermek için işin bir ucundan tutmak gerekirse bizde bunu yapmaya hazırız." ifadelerini kullandı.

Aydın, "Biz sivil toplum kuruluşları olarak bir yanlış gördüğümüz zaman arkadaş bu yanlıştır. Yani bu siyasi bir mesele değil bunun böyle olmaması lazım bunu bizim dillendirmemiz lazım bununla ilgili kamuoyu oluşturmamız lazım yani tarihsel sürece baktığımızda da yönetimsel anlamda İslami ülkelerde yapılan bir takım sıkıntıların sivil toplum kuruluşların toplum nezdinde düzeltmişlerdir insanlara şuur kazandırmışlardır. Hz. Ebubekir hutbede soruyor, ben İslamin hükümleriyle hükmetsem ne yapacaksınız diyorlar ki biz sana itaat edeceğiz, ben efendimizin getirdiği hükümlerle hüküm yapmasam ne yapacaksınız diyorlar ki biz seni kılıçlarımızla düzelteceğiz. Ümmet olmak bunu gerektirir biz bir yanlış gördüğümüz zaman dile getirmemiz lazım insanlar her hâlükârda hiçbir şeye ses çıkarmadıkları için yaşanan mağduriyetler onlar için sıradan bir şey gibi gözüküyor." dedi.

Daha sonra heyet İHH İnsani Yardım Vakfını da ziyaret ederek kendilerine destek olma talebinde bulundular.

"20 yıldan fazladır cezaevlerinde olan arkadaşlarımız var"

İHH İnsani yardım vakfına yapılan ziyarette yaşamış oldukları sıkıntılara ve mağduriyetlere değinen Adem Balka; af istemediklerini sadece adil bir şekilde yeniden yargılana istediklerini belirterek, "Biz illaki bir hak talebinde bulunmuyoruz. Siz ve sizin gibi STK’ların bizim bu mağduriyetimize destek vermesini talep ediyoruz. Yeniden bir yargılanma yolu açılsın. Arkadaşlarımızın dosyası yeniden ele alınsın tekrar incelensin, eğer eksik bir ceza verilmişse cezalarını arttırsınlar. Eğer ki aldıkları ceza siyasi bir karar ise ki biz bunun böyle olduğunu iddia ediyoruz ve ispatlamaya da hazırız. Bu şekilde bu insanlara artık bu kadar zulüm etmenin bir manası yoktur. 20 yıldan fazladır cezaevlerinde olan arkadaşlarımız var. 90’lı yıllarda girip halen cezaevlerinde olan kardeşlerimiz var. Örneğin Sivas davasında cezaevlerinde bulunanların nedeni siyasi bir karardır. Sivas cezaevinde kaldığım süre içerisinde Sivas davasında ceza alan mahkumlar ile konuşma görüşme fırsatım oldu. Tamamen bir kumpas tamamen bir intikam hırsı ile ceza almışlardır. Madımak olayının intikamı olarak kendilerine cezalar verilmiştir. Tamamen siyasi bir hamledir. Şu an mevcut olan hükümetin yöneticileri de bizimle aynı dönemde cezaevlerine girmiş insanlardır. Şu anki Cumhurbaşkanımız da bir şiir yüzünden ceza almıştır. Bu mağduriyetlerin son bulması her birlikte bir adım atmalıyız." dedi. (Sedat Karatay, İrfan Aslan - İLKHA)

 

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler