CHP'den doğan Yeni Parti'nin kodlarında değişim yok!
Özgür Özel ve ekibi CHP'den koptuktan sonra yeni bir parti kurdu, adını da "Yeni Parti" olarak belirledi. İsmi "yeni" olunca kamuoyu da "bu parti de 'yeni' ne olabilir ki?" diye sordu. Aradan kısa bir süre geçti ve görüldü ki; Yeni Parti'de ne yenilik ne de değişim var.
Özel ve ekibi, doğdukları CHP'den aldıkları kodlarla yollarına devam ediyorlar. Nasıl mı? Çünkü kadınlara karşı durdukları noktada değişim yok. Kadın haklarından dem vuranlar, konu kadının mahremiyeti olunca yine ikircikli tavır ortaya koydular.
Kamu hastanelerinde yaşanan mahremiyet sorunlarının ardından yalnızca kadın personeli olan kadın doğum hastaneleri kurulması çağrıları gelmişti. Çağrının adresi HÜDA PAR'dı. Kadınların hasta hakları konusundaki taleplerini gündem edinen HÜDA PAR, kamuoyundan destek alırken, Yeni Parti'den ise tepki geldi.
Kendilerini kadın hakları savunucuları olarak niteleyen Yeni Parti Kadın Kolları Başkan Asu Kaya, feminizmin çelişkileri ile yapılan çağrılara karşı durdu.
Kadınların sağlık hakkının cinsiyet temelinde ayrıştırılamayacağını savunan Kaya, kadın personelli hastanelerin tıbbın bilimsel ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürdü. Bununla da kalmayan Kaya, sadece kadın personeli olan hastanelerin cumhuriyete de aykırı olduğunu iddia etti.
Cumhuriyet demek, halk demek; halkın haklı talepleri ise siyasilerin sorumluluk üstlenmesi gereken vazife demek. Fakat gelin görün ki, bırakın talepleri karşılamayı, taleplerle savaşmada ısrar edenler var.
Tıpkı, Yeni Parti Kadın Kolları Başkanı Asu Kaya gibi.
Kaya, şu sözlerle karşı çıkıyor personeli kadın olan doğum hastanelerine: "Cumhuriyetimizin kurucu değerleriyle, bilimin evrensel ilkeleriyle ve eşit yurttaşlık anlayışıyla bağdaşmayan bu gerici zihniyeti kabul etmiyoruz."
CHP'den kopmuş ama kodlarını yenilememiş Yeni Partili Asu Kaya, kadınların taleplerine karşı duyarsız davranmayı bir kenara bırakın bir de eleştirilerde bulunarak tepkiler üzerine çekti.
Teşhirciliğe, gayri meşru ilişkilere, kadınların bir obje ve ticari meta olarak kullanılmasına tepki göstermeyen Kaya, mahremiyet anlamında kadınlara yönelik pozitif taleplere ise karşı duruyor.
Yeni Partili Asu Kaya, yaptığı açıklamayla haklı talepleri, hasta hakları temelinde değerlendirmediği gibi aksine, bu taleplerin, "sağlık sistemini cinsiyet temelinde ayrıştırmak" anlamına geldiğini savundu.
Hukuk, özellikle de aile hukuku cinsiyet temelinde ayrıştırılırken, 6284 sayılı yasa ile kadının beyanı esas alınırken "hukuk, cinsiyet temelinde ayrıştırılıyor" demeyen Kaya, söz konusu "mahremiyet" gibi toplumsal bir değer olunca "sağlık sistemi cinsiyet temelli ayrıştırılıyor" diyor. Kaldı ki kadınların; personelleri sadece kadın olan doğum hastaneleri kurulsun talebi, velev ki pozitif ayrımcılık olsun; bundan kim rahatsız olur ki?
Bel ki bir kişi veya bir parti olur!
Tabi bu hikâyenin başında HÜDA PAR var. Hele de kadınlar için onlardan bir çağrı gelmişse Özgür Özel'in Yeni Parti'sinden karşı atak gelmemesi olmaz!
HÜDA PAR Aile Başkanı Aynur Sülün, jinekoloji ve doğum süreçlerinde kadınların kendilerini "güvende hissetmesi" için yalnızca kadın personelin görev yaptığı hastanelerin kurulması çağrısında bulunmuştu. Bu çağrı, kadınlardan yoğun destek görmüş ve çağrı bir halk talebine dönüşmüştü. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Son günlerde sapkın akımlara karşı yapılan operasyonlar sonrası DEM Parti vekilleri, bu grupları savunmaya devam ediyor. Aile karşıtlığı ile bilinen DEM Parti İstanbul Vekili Kezban Konukçu Kok, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla kamuoyunun tepkisini çekiyor.
Birleşmiş Milletler, kuruluşunun 81. yılında savaşlar, güç rekabeti ve uluslararası hukukun seçici uygulanması tartışmaları arasında tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. BM'nin geleceği, yalnızca Güvenlik Konseyi'nin reformuna değil, büyük güçlerin uluslararası kurallara uyup uymayacağına da bağlı.
Gazze Şeridi'nde yaklaşık 700 bin öğrenci, savaşın ağır yıkımına rağmen 2026-2027 eğitim öğretim yılına başladı. Ancak öğrencilerin dönüşü, sağlam ve güvenli okul binalarına değil, çadırlara, geçici öğrenme alanlarına ve uzaktan eğitime dayanıyor. Yaklaşık üç yıllık kesintinin oluşturduğu eğitim kaybı ise çocukların önündeki en büyük sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.