Çin'den Türkiye'ye

Çin’in Ankara Büyükelçisi Deng Li, Türkiye’nin Uygur Müslümanlarının durumunu eleştirmesine ilişkin, "Eğer yapıcı olmayan yolu seçerseniz bunun ticari ve ekonomik ilişkilere de zararı olur." diyerek üstü kapalı tehdit etti.

Çin’in Ankara Büyükelçisi Deng Li, Türkiye'nin, Pekin’in Uygur Müslümanlarına yönelik baskılarını eleştirdiği takdirde, bunun iki ülkenin ekonomik ilişkilerini tehlikeye atacağı tehdidinde bulundu.

Çin'in, Uygur Müslümanlarına yönelik baskılarına sessiz kaldığı gerekçesiyle çeşitli STK'lar tarafından tepki gösterilen Türkiye, son günlerde ise bir milyondan fazla insanın ülkenin kuzeybatısındaki Sincan bölgesindeki Çin kamplarında keyfi tutuklama, işkence ve asimilasyon ile karşılaştığına işaret etmişti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da bu hafta Birleşmiş Milletler toplantısında Ankara'nın endişesini yineleyerek Çin'i insan haklarına ve din özgürlüğüne saygı duymaya çağırmıştı.

Çin’in Ankara Büyükelçisi Deng Li, Reuters'a yaptığı açıklamada, "Dostlar arasında anlaşmazlıklar veya yanlış anlaşılmalar olabilir fakat onları diyalog yoluyla çözmeliyiz. Dostunuzu her yerde herkese açık olarak eleştirmek yapıcı bir yaklaşım değildir." dedi.

Türkiye'yi üstü kapalı tehdit eden Li, “Yapıcı olmayan bir yol seçerseniz, karşılıklı güven ve anlayışı olumsuz yönde etkileyecek ve bu durum ticari ve ekonomik ilişkilere yansıyacaktır." ifadelerini kullandı.

Li ayrıa, pek çok Çinli şirketin Türkiye'de kurmak istediği üçüncü nükleer santral de dahil olmak üzere Türkiye'de yatırım fırsatları aradığını söyledi.

Li'nin bu açıklamaları Çin'in, Türkiye üzerindeki ekonomi kozunu kullanarak Uygur Müslümanlarına yönelik baskılarına karşı sessiz kalmaya zorladığı yorumlarını da beraberinde getirdi.

Çin'in Müslümanlara yönelik zulmü

Çin yönetimi Doğu Türkistan’da her geçen gün arttırdığı insan hakları ihlalleri, katliam, asimilasyon, tecrit politikaları, din, kültür ve içtimai ve idari yasaklar ve baskılarla birlikte Doğu Türkistanlıların evine "Kardeş aile projesi" yalanıyla Çinli erkek yerleştirerek Müslümanların aile birliğini dağıtıyor.

Komünist Çin yönetimi ayrıca evlenmemiş 16-25 yaş arası Uygur kızları Çin’in iç bölgelerine sürdü. İlk yıl 240 bin, ikinci yıl ise bir milyon Uygur kızı ailesinin elinden zorla alınarak fabrika ve tarlalarda işçi yapıldı. 2001’de bir uygulama başlatan Çin yönetimi,  "Sincan Sınıfı" uygulamasıyla da Müslüman Uygur çocuklarını ailelerin elinden alarak, Çin’in iç bölgelerindeki yatılı kamplara götürdü.

2003 yılında Doğu Türkistan’daki bütün okullarda Uygurca yasaklandı. O tarihe kadar eğitimini Uygurca yapmışların diplomaları elinden alındı. Mühendis, doktor, profesör, öğretmen bütün akademik kadro bir günde "vasıfsız işçi" yapıldı.

Düşünce ve ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü, milli kültür ve medeniyet yasağı, din ve inanç öğrenimi ve öğretimi yasağı, ülke, bölge, şehirler,  kent ve köyler arası izinsiz seyahat ve dolaşım yasağı, yurtdışı seyahat yasağı, Uygur  Türkçesi  eğitim yasağı, bütün dini ve manevi faaliyetlerin yasaklanması, dini esasa dayalı kıyafetlerin giyilmesi  yasağı, camii giriş kartı olmadan girilmesi gibi yasaklar da Doğu Türkistanlı Müslümanlara uygulanıyor.

2017 sonlarından 2018 mayıs ayına kadar Doğu Türkistan toplumunun milli değerleri ve kanaat önderlerinden sayılan dini alimler, aydınlar, iş adamları ve sanatçılardan birçok büyük şahsiyet tutuklandı ve bazıları ilerleyen yaşlarına rağmen işkence ile şehid edildi.

Çin zindanlarında 350 bin Müslümanın bulunduğunun tahmin edilirken hapse atılan Uygurlulardan sağlıklı bir haber dahi alabilmek imkansız hale gelmiş durumda. (Fırat Arslan- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler