Dünyayı değiştiren hata: ABD kadar kimse zarar görmedi, İran gücünü korudu
ABD Başkanı Donald Trump, İran politikası ile kısa sürede zafer elde elde etmeyi hedeflerken dünyayı yeniden şekillendiren bir başarısızlık ile karşılaştı. İngiliz basınından yer alan bir analize göre, Trump'ın hamlesi ABD'nin küresel ittifaklarına zarar verdi, siyionist rejim ile Washington arasındaki gerilimi artırdı ve Orta Doğu'da yeni belirsizliklerin kapısını araladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı savaşın ardından ortaya çıkan tablo, yalnızca Orta Doğu'nun değil, küresel güç dengelerinin de yeniden şekillenmesine yol açtı.
İngiliz The Telegraph gazetesi, savaşın ardından en ağır stratejik bedeli ödeyen ülkenin İran değil, bizzat ABD olduğunu belirterek, “Dünyayı değiştiren hata” değerlendirmesinde bulundu.
Gazete, Trump'ın İran politikasını "iki başkanlık döneminin en büyük dış politika başarısızlığı" olarak değerlendirirken, savaşın ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerini zedelediğini, Çin'i güçlendirdiğini ve siyonist rejimi daha kırılgan bir konuma sürüklediğini yazdı.
Habere göre sürecin dönüm noktası, Netanyahu'nun 11 Şubat'ta Beyaz Saray Durum Odası'nda yaptığı sunum oldu.
Yaklaşık bir saat süren sunumda Netanyahu'nun, ABD ve siyonist rejimin İran'a karşı ortak hareket etmesi gerektiğini savunduğu, İran rejiminin devrilmesi halinde ülkenin Batı yanlısı bir yönetime kavuşabileceğini öne sürdüğü belirtildi.
Netanyahu'nun, Donald Trump'ı ikna etmek için video kayıtları, ses dosyaları ve çeşitli görsel materyaller kullandığı ifade edildi. Sunumun ardından Trump'ın generallerine İran'a yönelik savaş planı hazırlamaları talimatını verdiği öne sürüldü.
Ancak savaş beklenen sonucu vermedi. İran'ın "koşulsuz teslimiyetini" sağlamayı hedefleyen plan kısa sürede çıkmaza girdi ve Hürmüz Boğazı'ndaki kriz ile küresel ekonomiyi sarstı.
Sonunda taraflar bir ateşkese yönelse de süreç, Washington'da bazı çevreler tarafından "tarihin en kötü anlaşmalarından biri" olarak değerlendirildi.
The Telegraph'a konuşan eski ABD yetkilileri, savaşın başlangıçtaki hedeflerinin hiçbirine tam anlamıyla ulaşılamadığını ve ABD kadar kimsenin zarar görmediğini söyledi.
Gazeteye göre savaşın en önemli sonuçlarından biri Çin'in güç kazanması oldu.
Eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell, "Bu süreçten daha güçlü çıkan ülkelerin başında muhtemelen Çin geliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Campbell, birçok ülkenin Washington'ın stratejik yaklaşımını yeniden sorgulamaya başladığını belirterek, savaşın küresel ekonomi, jeopolitik dengeler ve uluslararası ticaret üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturacağını kaydetti.
Analizde, ABD'nin İran'a odaklanmak zorunda kalması nedeniyle Asya-Pasifik bölgesindeki stratejik önceliklerinin zayıfladığı ve bunun da Çin'e önemli bir avantaj sağladığı vurgulandı.
Savaşın ardından Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkilerin de ciddi şekilde gerildiği belirtiliyor.
Trump'ın son dönemde Netanyahu'nun kararlarını sert şekilde eleştirdiği, özellikle Lübnan'a yönelik saldırılar nedeniyle Netanyahu'ya tepki gösterdiği aktarıldı.
ABD Başkanı'nın Axios'a yaptığı açıklamada, "Bibi neden böyle bir saldırı düzenlemek zorunda kaldı ki? Çok sinirlendim. Ona bunu söyledim. Hiçbir muhakeme yeteneği yok" ifadelerini kullandığı hatırlatıldı.
Oysa birkaç ay önce ikili arasındaki ilişkilerin son derece güçlü olduğu ve Netanyahu'nun Washington'dan büyük bir siyasi zaferle ayrıldığı belirtiliyordu.
Haberde, siyonist kamuoyunda da Trump'a yönelik tepkilerin arttığı ifade edildi.
Daha önce bazı çevreler tarafından Yahudileri Babil sürgününden kurtaran Pers Kralı Kiros'a benzetilen Trump'ın, bugün İran yönetimini devirmeden savaşı sonlandırdığı gerekçesiyle eleştirildiği kaydedildi.
Trump'ın kabul ettiği mutabakatın İran'ın uranyum stoklarını, balistik füze kapasitesini ve direniş cephesini tamamen ortadan kaldırmadığı yönündeki eleştiriler de dikkat çekti.
The Telegraph'ın analizinde dikkat çeken bir diğer nokta ise siyonist rejimin Amerikan kamuoyundaki desteğinin gerilemesi oldu.
Pew Araştırma Merkezi'nin verilerine göre Amerikalıların yaklaşık yüzde 60'ı artık siyonist rejime olumsuz bakıyor. Bu oran, 2022 yılına kıyasla 20 puanlık bir artış anlamına geliyor.
Analize göre Trump, İran'a yönelik saldırılar öncesinde Avrupa'daki müttefiklerine danışmadı. Süreç ilerledikçe bazı Avrupa ülkeleri ABD'nin üslerini kullanmasına kısıtlamalar getirirken, Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki ilişkilerde ciddi gerilim yaşandı.
Eski ABD NATO Büyükelçisi Ivo Daalder, savaşı "Vietnam'dan bu yana, hatta belki de İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en kötü stratejik hata" olarak nitelendirdi.
Daalder, "Müttefiklerimizle olan ilişkilerimize kalıcı zarar verdik. Amerika'nın en büyük jeostratejik avantajı müttefikleridir ve bu avantaj ciddi şekilde zedelendi" dedi.
Savaşın ardından Hürmüz Boğazı'nın güvenliği de uluslararası piyasaların en büyük endişelerinden biri haline geldi.
İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini koruması, savaş öncesinde zaten zayıflayan ABD liderliğine duyulan güvenin, bu süreçle birlikte daha da sarsılmasıyla sonuçlandı. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
İşçi Partisi'nin gelecekteki lider adayları arasında gösterilen Birleşik Krallık Avam Kamarası Üyesi Andy Burnham, başbakanlığın en büyük adayı olarak gösteriliyor.
ABD’nin Utah eyaletinde çıkan orman yangını yaklaşık 8 bin 800 hektarlık alana yayıldı.
Fransa'yı etkisi altına alan aşırı sıcak hava dalgası can kayıplarına yol açtı. Hafta sonundan bu yana serinlemek için suya giren 13 kişi hayatını kaybederken, ülkenin büyük bölümünde en yüksek alarm seviyesi ilan edildi.