HÜDA PAR’dan dış gündem değerlendirmesi

HÜDA PAR Genel Merkezi, İran’da düzenlenen bombalı saldırıya ve Varşova ile Soçi zirvelerine dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

HÜDA PAR, Polonya’nın başkenti Varşova ve Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen zirveler ile İran’ın güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletinde gerçekleştirilen saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İran’ın güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletinde Devrim Muhafızı Ordusu askerlerini taşıyan bir otobüse yapılan ve 41 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin de yaralandığı saldırıya ilişkin kınamanın ve taziye mesajının yer aldığı değerlendirmede, bu elim hadisenin bir daha tekrarlanmaması temennisinde bulunuldu.

İran’da gerçekleşen terör saldırısının Varşova zirvesi ile aynı günde olmasının kaos planına işaret edildiği değerlendirmesinin yer aldığı açıklamada, İran ve Pakistan’ın özellikle karşı karşıya getirilerek yeni kaos bölgelerinin oluşturulmak istendiğine dikkat çekildi.

Varşova zirvesine yönelik sert eleştirilerin yer aldığı değerlendirmede, “Varşova’da ABD öncülüğünde düzenlenen Ortadoğu konulu konferans 60 ülkenin katılımıyla gerçekleştirildi. Ortadoğu’nun geleceği ile ilgili konuların ele alındığı vurgulanan konferansta, esasen Ortadoğu’da yeni ittifaklarla oluşturulacak yeni bir dizaynın planlandığı açıkça görülmektedir. Yeni dönemde İran ve Filistin’in hedefe konulduğu yeni Ortadoğu konjonktürü tüm dünyaya deklare edilmiştir. Bölge ülkelerinde yaşanılan kaostan yararlanarak hak ihlallerine en ağır şekilde devam eden siyonist işgal rejimi uluslararası platformda meşrulaştırılmaya çalışılırken, Filistin halkı yalnızlaştırılmış ve Arap ülkeleriyle kurulan ilişkilerin geliştirileceği kamuoyuna ilan edilmiştir. Bu süreç, Arap baharından bu yana bölgede oluşturulan kontrollü kaos ortamıyla birlikte Müslüman kamuoyunun gündeminin Filistin meselesinden kaydırılmış olması ve ihtilafların derinleştirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.” denildi.

“Varşova Zirvesinde, İran meselesinin çözümünün Filistin’den daha öncelikli olması gerektiği vurgulanmıştır”

Varşova zirvesinde İran’ın en büyük tehdit olarak kabul edildiğine dikkat çekilen değerlendirmede şu görüşlere yer verildi:

“Siyonist işgal rejiminin güvenliğine yönelik düzenlenen zirvede İran en büyük tehdit olarak kabul edilmiş ve İran yönetimi, darbe ile tehdit edilmiştir. ABD, siyonist işgal rejimi ve bölge karakolu olarak hareket eden ülkelerin de öncelikli konusu İran olmuş ve İran meselesinin çözümünün Filistin’den daha öncelikli olması gerektiği vurgulanmıştır. ABD ve siyonist işgal rejimi menfaatleri ile kendi bireysel çıkarlarını halklarının refahı önünde tutan Müslüman ülke yöneticileri, önümüzdeki süreçte işgal rejimiyle ilişkilerini daha da geliştireceklerini, ABD’nin talimatıyla bölgede İran’ın zayıflatılmasını hedef edindiklerini bu zirveyle birlikte ilan etmişlerdir.”

Toplantıda Müslüman ülke yöneticilerinin direktiflerle hareket etmesinin yeni yaralar açtığına vurgu yapılan değerlendirmede, “Bölgede bugüne kadar meydana gelen tüm çatışma, ölüm ve kaosun, siyonist işgal rejimi ve emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet ettiği açıkça görülmektedir. Buna rağmen bölgelerinin geleceği konusunda bu güçlerden direktif alan Müslüman ülke yöneticileri bölgemizde tamiri imkânsız yeni yaralar açmaktadır. Yeni süreçte, bu gayrı meşru ittifakların sona erdirilmesi, Müslüman ülkeler arasında var olan ihtilafların sona erdirilerek kurulacak bir güç ittifakının işgal rejimiyle mücadelesi aciliyet arz etmektedir.”

Müslüman kamuoyuna Filistin konusunda çağrıda bulunulan değerlendirmede, “Türkiye’nin bu zirveye çok düşük seviyede iştirak etmesini doğru ve belki geç kalınmış bir irade olarak
görüyoruz. Müslüman ülkeler artık bölge ile alakalı meselelere emperyalizmin gözüyle değil, kendi bölgesel konjonktürümüz ve dengelerimiz perspektifinden bakmalıdırlar. HÜDA PAR olarak, Müslüman kamuoyunu tekrar Filistin meselesini gündeme almaya ve işgal rejimiyle kurulacak ilişkilere tepki göstermeye, bölgede ‘yeni Filistinler oluşturma’ planına tepki göstermeye davet ediyoruz.” denildi.

İran’da gerçekleşen patlama

Geçtiğimiz gün İran’da gerçekleşen ve 41 kişinin hayatını kaybetmesine, 20 kişinin yaralanmasına yol açan terör saldırısının kınandığı değerlendirmede, bu elim hadisenin bir daha tekrarlanmaması temennisinde bulunuldu.

İran’da gerçekleşen terör saldırısının Varşova zirvesi ile aynı günde olmasının kaos planına işaret edildiği değerlendirmesinin yer aldığı açıklamada, “Bu elim saldırının, İran’a yönelik tehditlerin sıralandığı Varşova zirvesiyle aynı günde gerçekleşmesi İran’a karşı başlatılan savaşın bir parçası olarak görülmektedir. Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de yüz binlerce insanın yaşamını yitirmesine, göçe, istikrarsızlığa yol açan kaos ortamının, yeni dönemde İran’a sıçratılması planlarına fiili olarak evrilmiş bulunmaktadır. Bu planlara iştirak eden bölge ülkeleri ve silahlı gruplar kendi halklarını yok etmekte, kendi topraklarını kanla sulamaktadırlar. İhtilafın, çatışmanın, savaşın bugüne kadar kaostan başka çözüm odaklı hiçbir sonuca ulaştırmadığı açıkça görülmekteyken bir ülkeyi daha bu sona dâhil etmek asla kabul görmemelidir.” ifadeleri kullanıldı.

“Bu saldırı, Orta Asya’nın da karıştırılması planlarını bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır”

Yeni kaos bölgelerinin oluşturulmak istendiğine dikkat çekilen açıklamada, “Bu olayın Ceyş El Adl üzerinden Pakistan ile de irtibatlı kılınma gayretleri, son dönemlerde Orta Asya’nın da karıştırılması planlarını bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır. İran ve Pakistan’ın özellikle karşı karşıya getirilerek yeni kaos bölgelerinin oluşturulmak istendiğini görmek gerekir.” denildi.

Soçi Zirvesi        

Soçi zirvesinde Suriye’nin yeniden imarının ele alınmasının sevindirici ve umut verici olduğuna vurgu yapılan değerlendirmede, “Suriye iç savaşında siyasi çözüm sağlanması için düzenlenen zirve son oturumuyla umut verici olmuştur. ABD’nin sembolik geri çekilme sürecinde oluşacak boşluk değerlendirilerek en hızlı şekilde siyasi çözüm sağlanması yoluna gidilmişti. Zira Suriye’de ABD’nin esas hedefi kontrollü kaosun devamı ve bölge ülkelerine sıçratılmasıdır. Nitekim ABD’nin tampon bölgeyi Avrupa ülkelerinin askeri güçleri ile oluşturmak istemesi, kaosun devamı yönündeki hedefini ele vermektedir. Tüm unsurların dahil edildiği anayasal bir süreç, mültecilerin geri dönüşünün sağlanması, ülkenin yeniden imarı, toprak bütünlüğünün korunması gibi konuların zirvenin temel konularını oluşturması sevindiricidir.” ifadeleri kullanıldı.

“İran ve Türkiye’nin çözüm odaklı bir çalışmaya girmiş olması son derece önemli”

Son olarak İran ve Türkiye’nin bölgede aktif rol üstlenecekleri bölgesel ittifakın kurulması önerisinde bulunulan açıklamada, “2011 yılından bu yana yüz binlerce insanın yaşamını yitirmesine, 13 milyon kişinin evini terk etmesine sebep olan iç savaş tüm bölge ülkelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu sorunun çözümünün bölge ülkelerinin bir araya gelmesiyle çözüleceği açıkça görülmekteyken ABD ve Rusya eksenli bir politika izlenerek savaş daha da derinleştirilmiştir. Son süreçte İran ve Türkiye’nin çözüm odaklı bir çalışmaya girmiş olması son derece önemli olmakla birlikte bu çalışmaya diğer bölge ülkelerinin de dahil edilmesi gerekmektedir. Varşova zirvesiyle birlikte ihtilaflar kullanılarak bölge yeni bir çatışmaya sürüklenmek istenmektedir. Bunun önüne geçmenin tek yolu, Türkiye ve İran’ın öncü ve aktif rol üstleneceği bölgesel ittifaktır.” şeklinde ifade edildi. (Ramazan Casuk-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler