İran: UAEA, ABD tarafından baskı aracı olarak kullanılıyor
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD’nin, İran aleyhine Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu nezdindeki girişimlerini eleştirerek, UAEA’nın baskı aracı olarak kullanıldığını belirtti.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, sosyal medya hesabından ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere'nin, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun mevcut durumunun anlaşılması amacıyla UAEA Yönetim Kurulu'na yetki verilmesine dair sunacağı karar tasarısı hakkında açıklamalarda bulundu.
ABD ve Avrupa ülkelerinin söz konusu eyleminin, İran’a yönelik savaş suçlarının sorumluluğunu ortadan kaldırma amacı taşıdığını belirten Garibabadi, bu girişimin tehlikeli bir durum olduğu uyarısı yaptı.
Garibabadi, ABD ve siyonistt rejimin İran’ın nükleer tesislerine saldırılar düzenlediğini ve bu nedenle tesislerdeki denetleme faaliyetlerinin durduğuna değinerek, UAEA’nın İran’a karşı bir baskı aracı olarak kullanıldığını ifade etti.
UAEA’yı tarafsız olmaya davet eden Garibabadi ancak tarafsız bir yaklaşımla ve nükleer tesislere yönelik saldırıların kınanması ile UAEA’nın denetim konusunda güçlenebileceğini kaydetti. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Arnavutluk’ta milyar dolarlık turizm projesine karşı başlayan protestolar 13 gündür sürüyor. Başkent Tiran'da binlerce kişi bir kez daha "Arnavutluk satılık değildir." sloganıyla yürüdü.
Avrupa Birliği, Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerinin ilk faslını açma kararı aldı.
Tunus'ta temyiz mahkemesi, Nahda Hareketi'nin bazı yöneticilerine "devlet güvenliğine karşı komplo" suçlamasıyla 10 yıla kadar hapis cezası verdi. Nahda, kararların siyasi saiklerle alındığını ve yargının muhalefeti tasfiye etmek için kullanıldığını belirtti.
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) gözetiminden çıkarılan Haitili bir kadının ölümünün "cinayet" olarak kayıtlara geçmesi, kurumun göçmenlere yönelik uygulamalarına ilişkin sert eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.