İzlanda'da AB referandumu: "Evet" çıksa bile üyelik garanti değil
İzlanda'da seçmenler, ülkenin Avrupa Birliği (AB) üyeliği müzakerelerine yeniden başlayıp başlamayacağına karar vermek üzere 29 Ağustos'ta sandık başına gidecek.
Ancak referandumdan "evet" çıkması, İzlanda'nın AB'ye katılacağı anlamına gelmiyor. Oylama yalnızca Brüksel ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasına ilişkin yetki verilmesini öngörüyor.
İzlanda hükümeti tarafından "şimdi ya da asla" şeklinde sunulan referandum, ülkenin mevcut durumda Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) üzerinden AB'nin tek pazarına erişimini sürdürmesi ile Brüksel'in karar alma mekanizmalarına dahil olma ihtimali arasında bir tercih niteliği taşıyor.
Başbakan Kristrún Frostadóttir, mayıs ayında parlamentoda yaptığı açıklamada, oylamanın amacının müzakereler için yetki almak olduğunu belirterek, nihai kararda son sözün yine halka ait olacağını ifade etti.
Ancak İzlanda'nın AB yolculuğunda geçmişte yaşananlar, sürecin Brüksel açısından sanıldığı kadar kolay olmayabileceğine işaret ediyor.
İzlanda, küresel finans krizinin ardından 2009'da AB'ye üyelik başvurusunda bulunmuş, ancak 2013'te iktidara gelen AB karşıtı koalisyon döneminde müzakereler askıya alınmıştı. Ekonominin kısa sürede toparlanması ve AB üyeliğine yönelik kamuoyu desteğinin azalmasıyla birlikte Reykjavik yönetimi 2015'te Brüksel'e müzakereleri yeniden başlatma niyetinde olmadığını bildirmişti.
Bu kez ise tablo tersine döndü. 2024'te iktidara gelen AB yanlısı koalisyon, üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağının referandumla halka sorulmasını kararlaştırdı.
Brüksel'in önündeki asıl engel: Balıkçılık
İzlanda'nın AB üyeliği önündeki en zorlu başlığın balıkçılık olması bekleniyor. Balık ve deniz ürünleri ülkenin ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını oluştururken, deniz kaynakları üzerindeki kontrol İzlanda'da yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda egemenlik ve ulusal kimlik meselesi olarak görülüyor.
AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası kapsamında üye ülkeler için avlanma kotaları ve diğer kurallar belirleniyor. İzlanda'nın önde gelen balıkçılık sektörü kuruluşu SFS ise AB üyeliğinin ülkenin bağımsız bir kıyı devleti olarak hareket etme gücünü sınırlayabileceğini savunuyor.
İzlanda hükümeti de tarım ve balıkçılığa ilişkin başlıkların müzakerelerde kapatılması en zor alanlar olacağını kabul ediyor.
İki taraf arasındaki anlaşmazlık geçmişte özellikle uskumru kotaları konusunda sertleşmişti. "Uskumru savaşları" olarak anılan süreçte İzlanda, AB'nin aşırı bulduğu tek taraflı kota kararları alırken, Reykjavik yönetimi AB, Norveç ve Faroe Adaları arasında varılan düzenlemelere de itiraz etmişti.
Dolayısıyla İzlanda'nın yeniden müzakere masasına oturması halinde Brüksel'in önünde yalnızca yeni bir aday ülke değil, mevcut kurallara kolayca uyum sağlamayabilecek güçlü bir balıkçılık sektörü bulunacak.
İzlanda özel muafiyet isteyebilir
Reykjavik'in gelecekte AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası'ndan özel düzenlemeler veya muafiyetler talep etmesi bekleniyor. Böyle bir taviz verilmesi halinde ise Brüksel'in başka ülkelerden gelecek benzer taleplerle karşılaşması gündeme gelebilir.
Nitekim İrlanda'daki balıkçılık kuruluşlarının, İzlanda'ya verilebilecek olası ayrıcalıkların kendi sektörleri için de uygulanmasını istemesi, AB'nin zaten karmaşık olan ortak balıkçılık politikasını yeni bir tartışmanın içine çekebilir.
Bu durum, İzlanda'nın üyelik sürecini yalnızca Reykjavik ile Brüksel arasındaki bir pazarlık olmaktan çıkararak AB içerisinde yeni bir ayrıcalık ve kota tartışmasına dönüştürme potansiyeli taşıyor. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Bangladeş'te 15 Mart'tan bu yana devam eden kızamık salgınında doğrulanmış vaka sayısı 23 bin 157'ye yükselirken, hastalık şüphesi taşıyan 1201 çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi.
Yunan adaları açıklarında meydana gelen iki göçmen teknesi olayında en az 12 kişi hayatını kaybetti.
Almanya Dışişleri Bakanlığı, kitlesel protestoların düzenlendiği Fransa için seyahat uyarısı yaptı.
Filistin Duvar ve Yerleşim Direnişi Komisyonu, işgal yetkililerinin Ekim ayı içinde işgal altındaki Kudüs ve doğu çevresinde 1080 konut inşa etmek için iki ihale açtığını ve bunun Filistin topraklarında işgal yerleşimlerini genişletmeyi ve yerleşim varlığını güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı