Netenyahu seçimi kazanabilmek için her yalana başvuruyor
Siyonist Netanyahu, 17 Eylül'de gerçekleştirilecek seçimlerden başarıyla çıkabilmek için ilginç iddialar ortaya atmaya ve büyük vaatlerde bulunmaya devam ediyor.
İşgal yönetimi başbakanı siyonist Netanyahu,17 Eylül'de gerçekleştirilecek seçimleri kazanabilmek için değişik vaatlerde bulunuyor. Netanyahu son vaadinde, yeniden seçilmesi halinde Hamas'ı bitireceğini iddia ederek, Gazze'ye geniş çaplı bir operasyon düzenleyeceğini ve Gazze çevresindeki yahudi yerleşim merkezlerine yönelik füze saldırılarına da son vereceğini iddia etti.
İşgalci Netanyahu alışılmışın dışında bir savaş hazırlığı içinde olduğunu iddia ederek, bunun sonucunda Hamas'ın hâkimiyetine son vereceğini ve bölgeye sükûneti getireceğini iddia etti.
Netanyahu, Asdud'da alarm sirenlerinin çalması üzerine mitingini yarıda keserek hızlı bir şekilde güvenli noktaya doğru kaçırıldığı görüntüleriyle tüm dünyada alay konusu olmuştu. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD'nin saldırılarının karşılıksız kalmayacağını ifade etti.
ABD'nin, Donald Trump'ın İran'a yönelik yeni tehditlerinden saatler sonra İran'a karşı saldırı başlattığı bildirildi. ABD'li bir yetkili, Hürmüz Boğazı çevresinde İran'a ait askeri hedeflerin vurulduğunu açıklarken, İran medyası da Bandar Abbas ve Sirik kentlerinde patlama sesleri duyulduğunu aktardı.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Pasifik Adaları Forumu ülkelerinin Çin'in kıtalararası balistik füze denemesini kınayan "güçlü" bir ortak açıklama hazırladığını duyurdu. Deneme, bölgede güvenlik endişelerini ve jeopolitik rekabet tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Irak'ta silahların yalnızca devletin kontrolünde olması yönündeki tartışmalar yeniden alevlendi. Analizlerde, konunun hem iç güvenlik ve hukuk devleti açısından uzun süredir dile getirilen bir talep olduğu hem de son dönemde artan uluslararası baskılarla yeniden ön plana çıktığı değerlendiriliyor.