Trump döneminde ölüm oranları ikiye katlandı: ICE gözaltılarında 50 kişi hayatını kaybetti
Trump'ın ikinci döneminde hız verdiği kitlesel sınır dışı operasyonları, göçmen gözaltı merkezlerinde artan ölümler nedeniyle sert eleştirilerin hedefi oldu. ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) kayıtlarına göre Ocak 2025'ten bu yana gözaltında tutulan en az 50 göçmen öldürüldü.
Reuters tarafından incelenen resmi veriler, Trump yönetiminin uyguladığı sert göçmen politikalarının ardından gözaltı merkezlerindeki ölüm oranlarının iki kattan fazla arttığını ortaya koydu. 2009-2024 döneminde her 3 bin 848 tutukluya karşılık bir ölüm kaydedilirken, Trump'ın göreve dönüşünden sonra bu oran yaklaşık her bin 630 kişide bir ölüme yükseldi.
Uzmanlar, artan ölümlerin tesadüf olarak açıklanamayacağını, hızla şişen gözaltı nüfusunun sağlık hizmetleri ve denetim mekanizmalarını çökme noktasına getirdiğini belirtiyor. İncelenen vakalarda kalp krizi, kronik hastalıklar, alkol yoksunluğu komplikasyonları ve intiharlar dikkat çekiyor.
Kayıtlara göre ölen 50 kişinin 21'i personel tarafından ancak hayatını kaybettikten veya bilincini kaybettikten sonra sözde fark edildi. Bu vakaların 10'u sözde intihar olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar, söz konusu tablonun fiziksel ve ruhsal sağlık takibinde ciddi ihmallere işaret ettiğini vurguluyor.
Columbia Üniversitesi Irving Tıp Merkezi'nden Dr. Chanelle Diaz, Trump yönetiminin sağlık açısından kırılgan durumdaki göçmenleri alıkoymayı sürdürdüğünü belirterek, bunun önlenebilir ölümlerde ciddi artışa yol açtığını söyledi. Diaz, kronik hastalığı bulunan ve kamu güvenliği açısından risk oluşturmayan kişilerin dahi gözaltında tutulduğunu ifade etti.
Eleştirilerin merkezinde yer alan vakalardan biri, Vietnamlı 55 yaşındaki Tuan Van Bui'nin ölümü oldu. Felç geçirmiş ve çeşitli kronik hastalıkları bulunan Bui, Indiana'daki ve Trump yönetimince "Speedway Slammer" olarak tanıtılan gözaltı merkezinde fenalaştı. Görgü tanığı göçmenler, yardım çağrılarına rağmen görevlilerin dakikalar sonra olay yerine ulaştığını ve ilk müdahalenin başka bir tutuklu tarafından yapıldığını anlattı. Federal standartlar dört dakikalık müdahale süresi öngörmesine rağmen, tanık ifadeleri çok daha uzun bir gecikmeye işaret ediyor.
Bir diğer dikkat çekici olayda ise daha önce intihar girişiminde bulunduğu öne sürülen Çinli göçmen Chaofeng Ge, Pennsylvania'daki bir ICE tesisinde duş bölümünde asılı halde bulunduğu iddia edildi. Sağlık geçmişine ilişkin kritik kayıtların göz ardı edilmiş olabileceği yönündeki iddialar, merkezlerdeki ruh sağlığı takip sistemlerini yeniden tartışmaya açtı.
New York'ta alkol yoksunluğu belirtileri gösterdiği iddia edilen Honduraslı Santos Reyes Banegas'ın ölümünde de ciddi soru işaretleri bulunuyor. İnsan hakları savunucuları, acil tıbbi müdahale gerektiren semptomlara rağmen göçmenin hastaneye sevk edilmediğini belirterek olayın ihmal şüphesi taşıdığını savunuyor.
Trump'ın göreve geldiği ilk günlerde, yaş, sağlık durumu ve aile sorumlulukları gibi kriterlerin gözaltı kararlarında dikkate alınmasını öngören Biden dönemi uygulamalarını kaldırması da eleştirilerin odağında yer alıyor. Uzmanlar, bu değişikliğin sağlık sorunları bulunan binlerce kişinin alıkonulmasının önünü açtığını belirtiyor.
ICE ve İç Güvenlik Bakanlığı ise gözaltı merkezlerinde güvenli, emniyetli ve insani koşullar sağlandığını savunuyor. Ancak uzmanlar, ölüm raporlarında önceki yıllara kıyasla çok daha az bilgi bulunmasının şeffaflık konusunda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu ifade ediyor.
Göçmen hakları savunucuları, artan ölüm oranlarının Trump yönetiminin sert göçmenlik politikasının insani sonuçlarını gözler önüne serdiğini ve ICE tesislerinde bağımsız soruşturma yürütülmesi gerektiğini dile getiriyor. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
İngiltere'deki Oxford Üniversitesi tarafından hazırlanan kapsamlı bir araştırma, sosyal medyanın ilk kez tüm yaş gruplarında ve dünya genelinde haber almak için en çok kullanılan kaynak haline geldiğini ortaya koydu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, çete şiddeti nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Haitili kadınlarla bir araya geldi. Uluslararası toplumun yeterince harekete geçirilememesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Guterres, kadınlardan af diledi.
Evcil hayvanlarla vakit geçirmek insanların kendilerini daha mutlu hissetmelerine yardımcı olsa da stresli anlarda beklenen rahatlatıcı etkiyi sağlamayabilir. Yeni bir araştırma, kedi ve köpeklerle etkileşimin stres seviyelerini azaltmadığını, bazı durumlarda ise özellikle kedi sahiplerinde olumsuz duyguları daha da güçlendirebildiğini ortaya koydu.