​

​Yaşanan kuraklıkla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Kenan Seçkin, kuraklığa karşı GAP'ta yer alan sulama projelerinin hızlı bir şekilde tamamlanması gerektiğini belirtti.

Türkiye, son 44 yılın en kurak mevsimi yaşarken, tarım arazileri yaşanan bu kuraklıktan önemli ölçüde etkilenmektedir. Türkiye genelinde olduğu gibi Gaziantep’te de yağışların azlığı nedeniyle bir kuraklık tehdidi oluştu. Geçtiğimiz yılın ocak ayına göre, yağışlarda yüzde 50'lik bir düşüş gözleniyor.

Yağışsız geçen günlerin üreticiyi endişelendirdiğini belirten Ziraat Mühendisleri, ülkenin kurak bir dönemden geçtiğini ve özellikle de Türkiye'nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Gaziantep’te mevsimin kurak geçmesinin Antep fıstığı üreticilerini endişeye sevk ettiğine dikkat çekti.

Gaziantep’te son 13 yılda beş büyük kuraklığın yaşandığını ifade eden Ziraat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Kenan Seçkin, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, kuraklığa karşı çözümün GAP'ta yer alan sulama projelerinin hızlı bir şekilde tamamlanması ile mümkün olacağını dile getirdi.

Türkiye genelinde etkisini sürdüren kuraklığın en çok Güneydoğu'yu olumsuz etkilediğini belirten Seçkin, “Beş kuraklıktan kaynaklanan bu şehrin ekonomik kaybı tüm bölgelerimizde Fırat’tan su çekip sulamaya yeteceğinden daha fazla bizim ekonomik kaybımız var.” dedi.

Yağış miktarlarıyla ilgili bilgi veren Seçkin, “1 Ocak'a kadar Karkamış'ın ortalama yağış miktarı metrekareye 20 milimetre, Nizip 40 milimetre ve Gaziantep 60 milimetredir. Uzun yıllara baktığımız zaman Gaziantep'in normalde yıllık yağış ortalaması 450 ile 500 milimetre arasıdır. Fakat biz son on yıl ortalamasına baktığımızda 250 milimetreyi yakalayamamışız. Bilim adamları Gaziantep'i de içine alan Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 50 yıl içerisinde bir çölleşme yaşanacağını söylüyor. Gerçekten 50 yılı beklemeye gerek yok. Son 13 yılda beş tane büyük kuraklık yaşamışsak. Biz çölleşmişiz demektir.” diye konuştu.

Kuraklığa karşı çözümün GAP'ta yer alan sulama projelerinin hızlı bir şekilde tamamlanması ile mümkün olacağına dikkat çeken Seçkin, “Yanımızda çok güçlü bir su kaynağı olan Fırat Nehri var. Fırat suyunun akıp gitmemesi için barajlarımız var. Bu barajlardan suyu çekerek suyu çiftçilerimizin hizmetine sunmamız gerekiyor. Fakat enerji maliyetleri çok yüksek olduğu için şu an Belkıs Barajından P3 ve P4 ihale aşamasına geldi. Biz onlarla da görüştük. DSİ’ye biz bunu yazılı olarak ilettik. P3 ve P4 enerji maliyetlerinin çok yüksek olduğunu, enerji maliyetlerini minimize ederek çünkü -yüksek fiyatlar da çiftçi sulama yapamıyor- minimize edecek güneş enerji panellerinin olmasının defalarca belirttik. Türkiye’de en yüksek enerji maliyetli sulamayı bizim bölgemiz yapıyor.” ifadelerini kullandı.

Kuraklığı yenmenin tek yolunun da sulu tarım olduğunu ifade eden Seçkin, “Biz ziraat mühendislerinin birinci görevi üretmektir. Aç insanı doyurmaktır. Bugün dünyada bir milyar insan açlık sınırında ve 300 milyonda aç insan var. Bu insanları doyurmak ziraat mühendisinin işidir. Bu insanları doyurmak içinde bizim üretmemiz lazım. Tarım alanlarını artırmamız mümkün değil. Hatta her gün tarım alanlarımız da değişik sebeplerden dolayı azalıyor. Azalan tarım alanlarında daha fazla üretmek için bizim daha fazla üretim yapmamız gerekiyor. Üretmek için de bizim suya ihtiyacımız var. Çünkü üretimin birinci şartı sulu tarımdır.” şeklinde konuştu.

Tek geçim kaynakları fıstık yetiştiriciliği olan Gaziantepli çiftçilerin asırlardır hizmet edip yetiştirdikleri milyonlarca fıstık ağacının kuruma riski ile karşı karşıya kaldığını belirten Seçkin, “Bölgemizde özellikle Antep fıstığı ve zeytin üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda yaşanan kuraklıktan dolayı da ağaçlarımız o kadar aciz, bitkin ki; eğer bu kuraklık bir-iki yıl daha bu şekilde devam ederse bizde Antep fıstığı ağacı kalmayacak. Çünkü kuruyacaklar. Şu anda Antep fıstığı ağaçları karagözleri dökümü aşamasında. Ama karagözler çok cılız kalıyor. Ağaçlar kuruyunca çiftçi ağaçlarını sökmek zorunda kalacaktır. Bizde fıstık varlığımızı kaybedeceğiz.” diye belirtti.

“Sulu tarıma geçmediğimiz müddetçe bu sıkıntıları yaşamaya devam edeceğiz" diyen Seçkin, devletin bir an önce bölgedeki projelerini tamamlaması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Biz istiyoruz ki Fırat akıp biz bakmayalım. Fırat'tan faydalanalım. İmkanlarımız varken biz bu alanları sulayalım. Kuraklığı yenmemin tek yolu budur. Bunu bilim adamları açıkladı. Bu belirlediğimiz bölgede kuraklıktan ziyade bir çölleşmeye gidiyoruz. 50 yıl içerisinde bu bölge çöl olacak. Çölde tarım yapılmaz mı, yapılıyor. Bugün İran dünyada fıstık piyasasını elinde tutan, ekili alanı Türkiye’nin yarısı olmasına rağmen üretimi Türkiye’nin üç katı olan bölge. İran, Basra körfezinden 300-500  kilometre mesafeden  borular düzüp okyanusun suyunu çekip tatlandırıp onunla sulu tarım yapıyor. Bizim bu imkanımız var. Fırat burada akarken biz onlardan çok mu aciz bir durumdayız? Halbuki biz büyük bir ülkeyiz. Kuraklığı yenecek güçteyiz. Bunun için bizim imkanlarımız var. Yeter ki biz bu imkanları kullanabilelim.” (İbrahim Koçyiğit-İLKHA) 

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler