Sebze fiyatlarındaki en büyük etken hava şartları

​Sebze ve meyve fiyatlarındaki artışların hava şartları ve devletin tarım politikasından kaynaklandığını belirten komisyoncular, denetim mekanizmasının işletilmesi gerektiğini belirtti.

Son zamanlarda özellikle sebze fiyatlarındaki hareketli artışların soğuk hava şartlarından ve devletin tarıma dayalı politikalardan kaynaklandığını söyleyen komisyoncular,  denetim mekanizmasının da işletilmesi gerektiğini belirtti.

Diyarbakır Sebze ve Meyve Komisyoncuları Odası Başkanı Mehdi Taş, mesleklerinin arz ve talep durumuna bağlı olduğunu belirterek, geçen yıl yaşanan kısmi kuraklığa dikkat çekti.

Geçen yıl kar ve yağmurun pek yağmadığını hatırlatan Taş, "Yağmur yağdı ama yerin altı sünger gibi olunca yağan yağmur yüzeysel olarak gitti. Bu sefer bir hastalık başladı. Geçen sene mevsimin ters olmasından dolayı esnafta oldukça büyük bir zarar oldu. Bu seneye gelince, bilindiği gibi her yer yağmur, çamur. Kısacası meyve-sebze, havanın şartlarına bağlıdır." dedi.

Taş, "Çoğu zaman bir malın 4 liradan 1 liraya düştüğünü, bazen de 1 liradan 4 liraya çıktığını gördük. Marketçi ve pazarcı geliyor, tezgahında mal olmayınca fiyata bakmadan alıyor. Ama mal olunca gelip istediği fiyata alıyor. Geçen sene patates, soğan tavan yaptı çünkü verim yoktu. Bir günde on ton veren bir tarla bir ton verince ülkedeki ihtiyaçları karşılayacak kadar çıkmadı. Bu sene de çok şiddetli bir kış geçiriyoruz. Mevsim itibariyle mal çıkmıyor ve mal çıkmayınca ister istemez mal pahalı oluyor. Şimdiye kadar meyve ucuzdu. Fakat seraların felakete uğramasından dolayı sebze fiyatları yükseldi." ifadelerini kullandı.

"Devletin denetim mekanizması işlemiyor"

Devletin kanun çıkarıp uygulamadığına vurgu yapan Taş, "Soğan ve patatesin tavana vurduğu dönemde hükümet bir yasa çıkardı, sanki tarlada 70 kuruş markete gelince 7 lira oluyor. Sanki bu fark bizim cebimize giriyor. Hâlbuki öyle bir şey yoktur. Devletin denetim mekanizması işlemiyor. Devlet bir kanun çıkarıyor ama kanunda uygulama yok, uygulamayı vatandaşa bırakınca vatandaş da bildiğini yapıyor." şeklinde konuştu.

Komisyon işletmecilerinden Sedat Çelik ise " Tarım, Avrupa'da başka bizim ülkede başka bir şekilde işliyor. Orada, kişi başı tüketime göre ekim yapılıyor. Ama bizim ülkede ise 2 sene ürün fazla ekiliyor, bir sene az ekiliyor. Aslında bütün mesele buradan kaynaklanıyor." dedi.

 

Çelik, "Tarım Bakanının geçen sene 65 kuruştan satılan soğanın neden bu sene 3 liradan satıldığını sorgulaması lazım. Bizzat olayı yerinde incelemesi lazım. Hollanda, dünyada tarım ve hayvancılıkta birinci. Almanya ile de bizim nüfusumuz aynıdır. 15 senedir iktidarımız baştadır. İktidarın çok güzel yaptığı işler var fakat tarım ve hayvancılıkta AK Partinin sınıfta kaldığına gönülden inanıyorum. Avrupa gibi, tüketime göre üretim yapılmalı. Ne üretici zarar etsin ne vatandaş zarar etsin. İkisini dengede tutmak lazım. Sadece üreticiyi düşünmek de olmaz, sadece tüketiciyi düşünmek de olmaz." ifadelerini kullandı.

Soğanda hastalık olduğunu iddia eden Çelik, "Mesela soğanın dış yüzeyinde hiçbir şey yok, ama soğanı kestiğiniz zaman soğanın içi siyah. Burada hem üretici hem satıcı ister istemez malının yarısını atmak zorunda kalıyor ve bu da fiyata yansıyor." diye konuştu.

Artan sebze fiyatlarından ötürü her ay zarar ettiğini belirten yemek fabrikası işletmecisi Yalçın Karaman, "Taziyelere verdiğimiz yemek 7 liradır. Patlıcanı 9, domatesi 4 liradan almışım ve 7 liraya yemek satacağım.  Yüzde 8 de KDV veriyorum. 800 lira giderim vardır. Çıkardığım ise 500-600 lira. 250 lira zarar ediyorum." dedi.

Sebze fiyatlarına endeksli olarak yemek fiyatını arttıramadığını belirten Karaman, "Soğanı alıyorum 4 liraya. Bir soğan doğruyorum 1 lira, patlıcan doğruyorum 1 lira. Aldığım malı satsaydım, 5'e aldığım domatesi 7'ye satardım. Benim öyle bir şansım da yok. Yemek fiyatını arttıramam, 'domates pahalıdır yemek oldu 9 lira' diyemem. Pazara gidiyorum, portakal ile mandalinadan başka bir şey yok. Esnafım ve gitgide kötüye gidiyorum, eksiye giriyorum, artık batıp iflas edeceğim." diye belirtti.

"Siyasetin kurbanı oluyoruz"

Maddi sıkıntılardan dolayı evini satılığa çıkardığını söyleyen Karaman, "Banka kredisini, elektrik faturasını ödeyemiyorum. 1-2 sene önce böyle değildi, çalışıp kazanıyorduk. Ben her ay 10 bin lira zarar ediyorum. Başka bir işten anlamadığımdan dolayı yapacak başka bir işte yok. Bir sene önce 250 bin liraya aldığım dairemi şimdi 250 bin liraya satamıyorum. Siyasetin kurbanı oluyoruz. Ben vergimi veriyor, işçi çalıştırıyorum. Birileri orada oy alacak, birileri silah sıkacak diye bizi burada ezmelerinin hakkı da yoktur. Baştakiler bizi yönetemiyor. 'Vatan millet' için diye milliyetçilik duygusu üzerine savaşlar açıyorlar. Bizim savaşla ne işimiz var? Ben yemek satmak istiyorum." ifadelerini kullandı. (Ramazan Zeren, Hamza Adiyaman-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler