“6-8 Ekim’in hesabı hükümetin boynunda bir borç olarak durmaktadır”

HÜDA PAR’ın yayımladığı gündem değerlendirmesinde, 6-8 Ekim olaylarının hesabının görülmesinin, hükümetin boynunda bir borç olarak durduğu ifade edilerek azmettirici ve sorumlu yetkililerin de soruşturmaya dâhil edilmesi gerektiği belirtildi.

HÜDA PAR Genel Merkezi, 6-8 Ekim olaylarının yıldönümü, Adana'da bazı camilerde 28 Şubat uygulamaları, 28 Şubat ve FETö yargısı mağdurları, Yemen saldırısı, Avrupa'nın mülteci politikası gibi başlıklar altında gündemdeki konulara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Yazılı olarak yayımlanan gündem değerlendirmesinde 6-8 Ekim Kobani bahaneli olaylarda yaşanan vahşet bir kez daha telin edilirken, yaşanan olaylar sonrası devam eden yargı sürecinde yaşanan eksikliklere dikkat çekilerek, yaşanan katliamın azmettiricileri ve buna göz yuman yetkililerin de soruşturmaya dâhil edilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

"6-8 Ekim vahşeti ABD'nin bilgisi doğrultusunda gerçekleştiği, 15 Temmuz'dan sonra daha net görülmeye başlanmıştır"

Açıklamada, "PKK/YPG'yi Suriye'de kara gücü olarak kullanan ABD, Türkiye'deki elçilik ve özellikle Adana konsolosluğu üzerinden Diyarbakır başta olmak üzere bölge illerinde de sinsi faaliyetler yürütmüş, Kürtler arasındaki İslami damarı PKK/HDP'yi kullanarak 6-8 Ekim'de ezmek istemiştir. 6-8 Ekim vahşetinin ABD'nin bilgisi ve talimatı doğrultusunda gerçekleştiği, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra daha net görülmeye başlanmıştır." denildi.

Başbakan Binali Yıldırım'ın, "Daha onların söylediği 6-7 Ekim'in hesabı duruyor, önce o hesabı verecekler." sözlerinin hatırlatıldığı açıklamada, "6-8 Ekim olaylarının hesabını adalet temelinde eksiksiz görerek ma'şeri vicdanı rahatlatma, hükümetin boynunda bir borç olarak durmaktadır." ifadelerine yer verildi.

Adana'da bazı camilerde 28 Şubat uygulamaları

Son günlerde derin yapıların yine işbaşında olduğu Adana'da yaşanan cami provokasyonuna da dikkat çekilen açıklamada, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve kimi hükümet yetkililerinin bu yöndeki olumlu beyanatlarına rağmen camilerde, 28 Şubat döneminin keyfi uygulamalarının yeniden görülmeye başlamasını hayra alamet olmadığı ifade edildi.

Açıklamada, "Günün herhangi bir vaktinde namaz kılmak ve Kur'an okumak gibi her türlü ibadet için camilere gelen insanların herhangi bir yolla engellenmeye çalışılması hem ibadet hürriyetini kısıtlamaya yönelik bir suç hem de camilerin varlık nedenine aykırı bir tutumdur. Allah'ın evine O'na kulluk için gelmiş bir kişiyi, Allah'ın evinden kovmak kimsenin haddi değildir." diye belirtildi.

28 Şubat ve FETö yargısı mağdurları

28 Şubat ve FETö Paralel yargısının verdiği kararlar sonucu mağdur edilen insanların yaşadığı mağduriyetlere de dikkat çekilen açıklamada, verilen kararların yeniden gözden geçirilmesi ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Açıklamada, "Geciken adalet, adalet değildir ve hiçbir gerekçe bu mağdur insanların mağduriyetinin sürmesini izah etmeye yetmeyecektir." uyarısında bulunuldu.

Yemen'de taziye evine düzenlene saldırı

Suudi Arabistan'ın başını çektiği koalisyonun Yemen'de bir taziye evini bombalaması sonucu yaşanan vahşete de dikkat çekilen açıklamada, işlenen katliam şiddetle kınanırken, İslam ülkeleri idarecilerine de ümmete her gün yeni Kerbelalar yaşatan savaşın durdurulması ve diyalog ile sağlanacak bir çözüme yoğunlaşmaları çağrısında bulunuldu.

Avrupa'nın mülteci politikası

Avrupa'ya göç etmek zorunda kalan mülteciler konusuna da değinilen açıklamada, haçlı zihniyetinin temsilcisi Avrupalı devletlerin, ülkelerine sığınan insanları "yardım edilmesi ve ihtiyaçları giderilmesi gereken mazlumlar" olarak değil, "kazançlarına bedavadan ortak olmak isteyen hırsızlar" gözüyle baktığını söyledi. (Fikret özkan- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler