Batmanlı hacılar kutsal toprakları anlattı

Hac farizasını yerine getirerek memleketlerine dönen Batmanlı hacılar, o atmosferin anlatılamayacağını ancak yaşanacağına dikkat çekti.

Mukaddes topraklarda hac farizasını yerine getiren Batmanlı hacılar, memleketlerine ulaştı. Batmanlı hacılar Ali Işık ile Hacı Sıtkı Güneş, her yanı peygamber ve sahabelerinin izini taşıyan beldelerde yaşadıklarını ve duygularını İlke Haber Ajansı'na anlattılar.

Hacıların buluştuğu ortak nokta; haccı anlatmanın yeterli olmadığı, gidip oralarda o manevi atmosferin bizzat yaşanması gerektiği oldu. Hacılar, ayrıca bu sene kutsal topraklarda yaşanan iki vahim olayın hüznünü de yaşadıklarını belirtti.

Yıllardır kutsal topraklara gitmeyi arzuladığını ifade eden Hacı Ali Işık,"Rabbim bu yıl o kutsal mekanlara Hz. Resulullah (sav) ve sahabelerinin bastığı topraklara gitmeyi bizlere nasip etti. Bu konuda yüce Allah'a ne kadar şükretsek azdır. O kutsal topraklarda 41 gün kaldık. Orada insanlar sürekli ibadet aşkına yöneldiği için biraz yorgunluk gelse dahi o an insan hemen kendisini silkeleyip biraz daha ibadet edeyim, Kâbe'yi tuhaf edeyim diye uğraş veriyor." dedi.

"Kâbe'ye vardığımız vakit göz yaşlarımıza hakim olamadık"

Medine'ye ilk gittikleri zaman Hz. Resulullah'ı (sav) kucaklayan sahabelerin akıllarına geldiğini belirten Işık, "Uhud'u dolaştığımız vakit Hz. Resulullah'ın savaştığı anlar aklımıza geldi. O an orada sanki asrısaadetteymiş gibi gözlerimizin önünde oralar adeta canlandı. Oralarda insanlar çok duygusallaşıyor. Kâbe'ye vardığımız vakit gözyaşlarımıza hakim olamadık. Dünyanın dört bir tarafından gelen Müslümanları bir arada görmek, insana o kadar mutluluk veriyor ki, insan o maneviyatı anlatamaz. Mekke'de kaldığımız süre içerisinde uykumuzdan ve yemeğimizden feragat edip ibadetlerle meşgul olduk." şeklinde konuştu.

Vinç olayı ve Mina'daki izdiham

Hacda bulundukları süre içerisinde istenmeyen iki büyük olay yaşandığını hüzünle ifade eden Işık, devamında şöyle dedi: "Hacıların çoğunun geç müdahale ve kan kaybından vefat ettiklerini öğrendik. O konuda orada büyük bir zafiyet olduğunu düşünüyorum. O kutsal topraklarda milyonlarca Müslüman bir araya geliyor. Suudi Arabistan o milyonlarca insana hizmet etmek zorundadır. Bu tür vakaların yaşanmaması için son yüz yılın olaylarıyla hesap yapmaları gerekiyor. Güvenlik şeridi olmadığından herhangi bir olaya ambulans gidemediğinden müdahale çok geç başlıyor. Güvenlik şeridi tedbirleri alınarak yaşanan ölümlü vakaların önüne geçinebilir.

Mina'da yaşanan izdihamda yanlış bir yönlendirme olduğuna dikkat çeken Işık, "O kadar güzel bir sistem vardır ki, o sistemde kolay kolay izdiham yaşanmaz. Çünkü şeytan taşlamaya giden yollar çok geniştir. Yanlış bir yönlendirme ya da bilinçli bir şekilde yapılan bir şey olmazsa hiçbir grup karşı karşıya gelmez. Çünkü gidiş geliş yolları ayrıdır. Orada yaşanan izdiham da ya oradaki görevlilerin yanlış bir yönlendirmesiyle ya da farklı nedenlerle yaşanmış olabilir." dedi.

Hacca gidecekler içinde tavsiyelerde bulunan Işık, gerçek manada ibadetlerini yerine getirmek istiyorlarsa Müslümanların özellikle genç yaşta kutsal topraklara gitmelerini istedi.

"Kâbe'yi gördüğümüz zaman heyecandan tüylerimiz diken diken oldu"

Genç yaşta hacca gittiği için ibadetlerden büyük bir zevk aldığını vurgulayan bir diğer hacı Sıtkı Güneş, "O kutsal mekânlarda Kâbe'yi ilk gördüğümüz zaman büyük bir heyecan oluştu ve tüylerimiz diken diken oldu. Bundan dolayı çok sevinçliydim. Ayrıca Hacer-ül Esved'i öptüğüm zaman oradaki mutluluk ve sevinç bambaşka bir duyguydu. Bütün Müslümanlara hacdan bir tat almaları için genç yaşta gitmelerini tavsiye ediyorum. İmkânlar zorlanarak genç yaşta gidilsin. Oradaki Türkiyeli hacılar genel itibarıyla 70-80 yaşları arasında kişilerdir. O kutsal mekânlarda büyük zorluklar çektiler. Hac farizamızı yerine getirirken yaşadığımız çok sıkıntılı iki olay oldu. Bir tanesi vinç olayı öbürü ise Mina'da yaşanan izdihamdı." dedi.

"Oradaki olan sevgi ve mutluluk bambaşkaydı"

Memlekete gelmeden iki gün önce Hira Nur Mağarasına çıktıklarını anlatan Güneş, "Mağaraya çıkmadan önce arabayla dağın eteklerine geldik. Mağara çok yüksek bir dağdaydı. Peygamber Efendimize vahiy geldiği zaman orada Hz. Hatice validemiz 55 yaşındayken her gün ya da iki üç günde bir peygamber efendimize yemek götürüyordu. 2 bin 500 metre yüksekliğinde ve dik bir dağda şimdi merdivenler yapılmış, Hz. Hatice validemiz zamanında merdivenler yoktu. Biz de annemiz olan Hz. Hatice burayı nasıl çıkmış ise bizler de çıkacağız, dedik. Rabbimize şükürler olsun Hira Nur Mağarasına çıktık. Oradaki sevgi ve mutluluk bambaşkaydı. Hacca gitmeden muhakkak en az bir siyer kitabı da okunması gerekir. Siyerden okuduğumuz şeyler gözlerimizin önüne geliyordu. Sanki Peygamber Efendimiz oradaymış gibi hissediyorduk. Orada muazzam bir koku vardı." şeklinde konuştu. (M. Sait Çelik - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler