Mısır’da yaşanan darbenin ardından Türkiye’ye gelmek zorunda kalan Fatma Mansur, Türkiye’nin yaptığı gibi diğer İslam ülkelerinin de Sisi ile olan bütün ilişkilerini kesmesi gerektiğini ancak bu şekilde darbenin son bulabileceğini söyledi.

Hiçbir suçu olmadığı halde 69 yaşındaki babasının Mısır zindanlarına atıldığını ve mahkemenin onu suçsuz bulmasına ve beraatına karar vermesine rağmen serbest bırakılmadığını belirten Mansur,3 ay önce babasının devlet tarafından zindan da şehit edildiğini gözyaşları içinde anlattı.

Her geçen gün Mısırda Müslümanlar için durumun daha fazla kötüye gittiğini aktaran Mansur, Müslümanların evlerine dahi gidemediğini, vazifede olanların atıldığını, bütün mal varlıklarına el konulduğunu ve yakalananların caza evlerine atıldığını kaydetti.

“Müslümanlar Mısır’da çok büyük problemlerle karşı karşıya”

Mısır’da yapılan darbenin ardından Türkiye’ye geldiğini belirten Mansur, “Müslümanlar Mısır’da çok büyük problemlerle karşı karşıya. Evlerinde yaşayamıyorlar, çünkü her an polis tarafından tutuklanıp cezaevlerine atılıyorlar. Müslümanların hiçbir söz hakkı yok. Darbe rejimine karşı konuştuklarında kendilerini cezaevinde buluyorlar ve idama çarptırılıyorlar. Mısırda yaklaşık bin Müslüman idam cezasına çarptırıldı ve bunlardan 25’i idam edildi. 3 ay önce 69 yaşındaki babam Mısır zindanlarında şehit edildi.” dedi.

“69 yaşındaki babam Mısır zindanlarında öldürüldü”

Babasının üniversite hocası olmakla birlikte üniversitenin de sahibi olduğunu ve hiçbir suç işlemediği halde bir gün polis ekiplerinin evine yaptığı baskında tutuklandığını belirten Mansur, babasının ceza evine atıldıktan sonra devlet tarafından şehit edildiğini söyledi.

Mahkemede beraat etmesine rağmen devletin kendisini salı vermediğini, bu nedenle de cezaevindeki işkence ve kötü yaşam koşulları nedeni ile hastalandığını anlatan Mansur, “Babamın hiçbir suçu yoktu, beraat etmişti ama devlet af etmedi ve ceza evinden çıkmasına izin vermedi. Ceza evindeki zor şartlardan dolayı hastalandı. Kendisini hastaneye götürmediler. İlaç da vermediler. Türkiye gibi diğer İslam ülkeleri Mısır’la ticaret ilişkilerini keserse bu durum Sisi’ye büyük zarar verebilir. Biliyorsunuz Türkiye ile Mısır arasında diplomatik bütün ilişkiler Recep Tayyip Erdoğan’ın sayesinde kesilmişti. Diğer ülkelerin Devlet Başkan’ları da bunu yapabilseydi belki de darbe sona erecekti.” ifadelerini kullandı.

“Çoğu Müslüman Mısır zindanlarında hayatlarını kaybetti”

Sisi’nin insanları öldürdüğünü dile getiren Mansur, Mısır’da ekonomik kriz ve insanların üzerinde büyük bir baskı olduğunu belirterek konuşmasını şu şekilde tamamladı:

“Sadece Müslümanlar değil bütün kesimler problem yaşıyor ama çoğunlukta zulümler Müslümanlara yapılıyor ve çoğu da caza evlerine atılıp idam ediliyor. Memur ise vazifeden atılıyor, parası varsa el konuluyor. Babamın bir okulunu devlet elinden aldı, parasına el koydu. Cezaevine atıldıktan sonra hastalanan babam, ilaç verilmediği ve hastaneye götürülmediği için öldü. Çoğu Müslüman bu şekilde Mısır cezaevlerinde hayatlarını kaybetti.”

“Haksızlık karşısında bir olmalıyız”

İslam coğrafyasında yaşanan bu acıların en temel sebebinin, Müslümanların bir araya gelememesi ve birbirlerine hep öteki gözüyle bakmasından kaynaklandığını ifade den Siirt üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemalettin Erdemci, bu zulümlerin ancak Müslümanların birlik olmasıyla biteceğine dikkat çekti.

Erdemci, “İnsan hakları gününde maalesef acıları, ıstırapları, işgalleri konuşuyoruz. Özellikle Müslüman coğrafya bu anlamda şiddet, baskı ve her türlü işkenceye tabi tutulan insanları konuşuyoruz. Mısır, Irak ve Çin’deki Uygur Türklerine kadar dünyanın dört bir tarafında Müslümanlar acı çekiyorlar. Biz Müslümanların bir araya gelebilecek bir dil oluşturmamız gerekiyor. Aynı fikirde olmasak, farklı fikirlere sahip olsak bile Müslüman kimliğinde "Eşhedü En Lâ İlâhe İllallah Ve Eşhedü Enne Muhammeden Resûlüllah" ilkesinde birleşmemiz ve birbirimizi tolere etmemiz gerekiyor. Bunu sağladığımız zaman farklı fikirlere sahip olsak da ancak bir olabiliriz. Bunu sağladığımızda sorunları aşabiliriz. Bunun sağlanabilmesi için de hepimizin çaba sarf etmesi gerekiyor.” dedi.

“Allah’ın insana bahşettiği hakların alınması için mücadele edilmesi gerekiyor”

“10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü “olduğunu âmâ maalesef insanlara haklarının verilmediğini ve dünya öyle 5’ten büyüktür demenin bir anlam kazanmadığını belirten İHH Kadın Kolları Başkanı Fatma Erdemci, dünyada 5’in dediği oluyor ve özellikle İslam ülkelerinde zulümler yaşanıyor dedi.

Erdemci, “İslam coğrafyasında zulüm, kan ve gözyaşı oluk oluk akıyor. Buna en büyük örnek Mısır’daki zalim Sisi’nin darbesi, onun yanında Suriye, Filistin, Yemen, Arakan ve Uygur Müslümanlarının yaşadıkları zulümler var. Her yer kan her yer gözyaşı. Demek ki Müslümanların birilerinin ağzına çalındığı gibi bir parmak balla yetinmemesi gerekiyor.  Allah’ın insanlara doğuştan bahşettiği hakların alınması için sonuna kadar mücadele edilmesi gerekiyor.” dedi.

“Bizler zulme dur demedikçe zulüm durmaz”

Birilerinin Allah’ın bahşettiği o eşit hakları kendi tekellerine alıp sanki kendi lütuflarıymış göstermesine müsaade edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Erdemci, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

“Bu duruma artık bir dur demek gerekiyor. Bizler zulme dur demedikçe zulüm durmaz. Biliyorsunuz ki Molcom x’in bir sözü var. Diyor ki; ‘bütün uyuyanları uyandırmak için uyanık olmak lazım.’ Bizim o uyanık Müslümanlardan olmamız lazım ki, önce uyuyan Müslümanları sonra da uyuyan merhamet sahiplerini uyandıralım. Allah bütün Müslümanların, mazlumların yardımcısı olsun. İnşallah 2020 yılı direniş, hakların iade edildiği ve Müslümanların bilinçlendiği bir yıl olur.” ifadelerini kullandı. (Murat Orhan-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler