“Boşanmaları önlemenin yolu İslami aile yapısı kurmaktır”

Geçtiğimiz yıla nazaran boşanmalarda yaşanan artışa dikkat çeken Bitlis İl Müftüsü M. Faysal Geylani, boşanmaların önüne geçmenin en etkili yolunun, İslami bir aile yapısını oluşturmakla mümkün olabileceğini söyledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2018 yılı evlenme ve boşanma istatistiklerini açıkladı. Evlenen çiftlerin sayısı 2017 yılında 569 bin 459 iken, 2018 yılında yüzde 2,9 azalarak 553 bin 202 oldu. Kaba evlenme hızı binde 6,8 olarak gerçekleşti. Boşanan çiftlerin sayısı 2017 yılında 128 bin 411 iken, 2018 yılında yüzde 10,9 artarak 142 bin 448 oldu.

TÜİK istatistiklerini değerlendiren Bitlis İl Müftüsü M. Faysal Geylani, bugün içinde bulunulan toplumda, gerçek anlamıyla ailevi ve sosyal problemlerin olduğuna dikkat çekti.

Küçük yaşlarda çocuklara yön verilmediği zaman, gençlerde problemlerin oluşmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Geylani, boşanmaların önüne geçilebilmesi için İslami bir aile yapısının oluşturulması gerektiğini söyledi.

Geylani, “Bugün içinde bulunduğumuz toplumda, gerçekten çeşitli ailevi sorunlar, ailevi problemler ve sosyal problemler var. Tabi bunu biz evde anne ve babalar olarak, gerekli sorumluluk ve mesuliyetimizi yerine getirmiyoruz. Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi Vesselem) buyurduğu zaman ve zeminde, bu çocuklara yön vermiyor, güzel bir şekilde onları haberdar etmiyoruz. Onun için gençlikte problem var. Yeni ailelerde kısa zamanda boşanmalar meydana geliyor. İlimiz, boşanmalarda çok önde olan bir il değil ama tedbiri almazsak, ilimizde de boşanmalar artabilir.” dedi.

“Boşanmaların önüne geçmek hepimizin sorumluluğudur”

Geçtiğimiz yıllara nazaran Türkiye’de boşanmaların arttığına dikkat çeken Geylani, herkesin bundan sorumlu olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:

“Geçen yıllara nazaran ülkemizde boşanmalar artmıştır. Kur'an kurslarımızda ailelere yönelik, bayan Kur'an kursunda annelerimize de 20 yaşındaki öğrencilerimize de eğitim vermeye çalışıyoruz. Yani evde anne babanın hakkı, kocanın hanımı üzerinde olan hakkı, hanımın kocası üzerinde olan hakkı, elimizden geldiği kadar Kur’an kurslarında hocalarımız bunları işliyor. Camilerimizde, hutbelerimizde, vaazlarımızda bunlar işleniyor. Aile konusu üzerinde müftülükler olarak, milli eğitim teşkilatı olarak, STK’lar olarak, yani her kurumun bunda sorumluluğu vardır. Dolayısıyla hepimiz bu işten sorumluyuz.  Peygamber Efendimiz, ‘Bir kötülük gördüğünüz zaman onu elinizle değiştirin, gücünüz yetmiyorsa dilinizle, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğz edin. Bu da imanın zayıf derecesidir.’ buyuruyor. Dolayısıyla ailede bir problemdir.”

“Aileyi çok sağlam tutmamız lazım”

Toplumun ana çekirdeğini ailenin oluşturduğu gerçeğine vurgu yapan Geylani, küçük yaşlardan itibaren çocukların, İslami bir ahlakla yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Geylani, “Dolayısıyla aileyi çok sağlam tutmamız lazım. Sağlam tutulmasının yolu da şudur. Anne ve babalar olarak, 7 yaşından itibaren çocuklara güzel bir şekilde eğitim vermek lazım. Eğitimin başında da mutlaka Allah'a iman, ahirete iman, peygamberlere iman, kitaplara iman yani imani meseleleri o çocukların kalplerine ve gönüllerine yerleştirmeliyiz. Kur’an-ı Kerim'i okurlarsa,  orada öğrenirlerse, o zaman anne ve baba hakkının ne demek olduğunu, büyüklere karşı olan vazifeleri, aileye karşı olan vazifeleri öğrenmiş olurlar.” diye konuştu.

“Şu an gelen yeni nesil, evlilik yapmayı düşünmüyor”

“Şu an gelen yeni nesil, evlilik yapmayı düşünmüyor.” diyen Geylani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Adam 30-35 yaşına geliyor, ‘Hâlâ erken ben şu an evlenmeyi düşünmüyorum.’ diyor. En geç 25 yaşından sonra mutlaka evlenmek lazım. Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesselem), ‘Evlenin, çoğalın. Yarın kıyamet gününde ümmetimin çokluğuyla iftihar edeceğim.’ buyuruyor. Ona dair bir nesil yetiştirmek en büyük vazifemiz, en büyük sorumluluğumuzdur. 25 yaşında evlendiğimiz zaman, çocuklara karşı vazifemizi bilerek yuvayı kurduğumuz zaman, Peygambere layık bir ümmet yetiştirmiş oluruz.  Böylelikle dünyamız da ahiretimiz de cennet olur. Ama biz bunu düşünmeden sırf dünyevi bir gözle evliliğe baktığımız zaman, problemler artar. Bunun sorumluluğunun olduğunu unutmamamız lazım. Aileyi kurduktan sonra karşılıklı sevgi, saygı gösterilmeli. Peygamber Efendimiz veda hutbesinde, ‘Kadınlarınızın sizin üzerinizde hakları var, sizin de kadınlarınızın üzerinde hakları vardır. Bu haklara iki tarafta çok dikkatli olun.’ buyuruyor. Bu dikkat sevgiyle, saygıyla, birbirimize karşı olan hürmetle, hayırlı bir evlat yetiştirme yarışı içerisine girmekle olur. Keşke bütün anne ve babalar olarak, yeni evlenecek çiftler olarak, evlenmeden önce bir aile ilmihalini gözden geçirsek. Vazifelerimiz nedir? Sorumluluklarımız nedir? Neyle sorumluyuz? Neyi yapmamız gerekir? Yuvayı kurarken görevlerimiz nelerdir? Bunları öğrenmiş olsaydık. Boşanmalar olmazdı.”

Son olarak boşanmaların büyük bir problem olduğunun altını çizen Geylani, “Boşanmalar büyük bir problem oluyor, aile içinde huzursuzluklar meydana geliyor. Bayan taraf da mağdur oluyor, erkek taraf da mağdur oluyor. Bu arada çocuklar varsa en çok da mağdur olan çocuklar oluyor. İşte bunlar toplumda sıkıntılar meydana getiriyor. Bu sıkıntıların en güzel şekilde önlenmesinin çaresi, İslami aile yapısına güzel bir şekilde bakmak, onu anlayıp, ona göre aile kurmaktan geçiyor.” diye konuştu. (Şükrü Tontaş-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler