“Bu olaylar sadece ceza verilerek önlenemez”

Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi, küçük kız çocukları Eylül Yağlıkara ve Leyla Aydemir'in öldürülmesi olayına yaptığı basın açıklamasında, kayıp çocuklar ve çocuk istismarı meselesinin toplumu derinden etkilediğini söyledi.

Van’da faal olarak faaliyet gösteren 54 sivil toplum kuruluşunun üyesi olduğu Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi (Van SDİ), son günlerde gündemde yer alan çocuk istismarı ve çocukların öldürülmesi olayına tepki amacıyla basın açıklaması düzenledi.

“Dünyadaki tüm çocuk ölümlerine ‘Dur’ diyoruz” sloganıyla, öğle namazı sonrası Hazreti Ömer Camii avlusunda düzenlenen basın açıklamasını okuyan Nurullah Arvas, kayıp çocuklar ve çocuk istismarı meselesinin toplumu derinden etkilediğini söyleyerek, “Olaylar sadece ceza verilerek önlenemez.” uyarısında bulundu.  

Arvas, “Son günlerde Eylül ve Leyla kızımızın öldürülmesi ile toplum vicdanında sorgulamalara yol açan ve feryatlara dönüşen kayıp çocuklar ve çocuk istismarı meselesi birey ve toplum olarak hepimizi derinden etkilemiştir. Bu ve benzeri olayların faillerini, bunlara destek sağlayan kişi ve çevreleri en yüksek sesle kınıyoruz. Çocuk sevgisini, çocukla diyaloğu ve çocukların haklarını önemseyen ve önceleyen bir medeniyetin ve dinin müntesipleri olarak geldiğimiz noktayı gözden geçirmemiz gerektiği gün gibi aşikârdır.” dedi.

“Aramızdan bu katiller nasıl çıktı?”

“Bugünlerde yazılı ve görsel basında, sosyal medyada gördüğümüz fakat istatistiklere yansıyan yönüyle gittikçe tedirgin edici boyutlara ulaşan çocuk istismarı ve kayıpları ile madde bağımlısı çocuklar konusuna birey olarak, aile olarak, okul olarak, devlet olarak bir an evvel ve çok yönlü eğilmemiz gerekiyor.” diyen Arvas,  çocukları kaçıran, istismar eden ve onları hunharca öldüren insanlık vasfını kaybetmiş canilerin bu toplum arasından çıkan kişiler olduğu gerçeğine dikkat  çekti.

Arvas, “O zaman bu toplumda yaşayan herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: Aramızdan bu katiller nasıl çıktı? Bu caniler bu hale gelirken biz bu toplumda yaşayan bireyler olarak neleri ihmal ettik, bizler neredeydik? Bir çocuğu annesinden, babasından, kardeşlerinden koparacak, istismar edecek ve öldürecek bir vicdan ne zaman ve nasıl oluştu? Toplumsal sorunumuz sadece Eylül ve Leyla kızlarımızın kaçırılarak öldürülmesi meselesi değildir. Evini terk eden veya evden kaçan kız ve erkek çocuklarımız, gençlerimiz bizlerin sorunudur. Sokağa 1 günlükken terkedilen bebeklerin kendileri ve onları terk eden sözde anne ve babaları bizlerin sorunudur. Evliliğinin üzerinden aylar geçmişken boşanma davası açan gençler bizlerin sorunudur. Eşler arasındaki şiddet uygulamaları bizlerin sorunudur. Uyuşturucu maddelere alıştırılan çocuklarımız, insanlarımız bizlerin sorunudur.” ifadelerini kullandı.

“Bize ne oldu da…”

“Bu sorunları nasıl yenmeliyiz. Bu sıkıntılardan nasıl kurtulmalıyız. Asıl meselemiz budur” diyen Arvas, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bu tehditlerden korumak ve kurtarmak için toplumun bütün paydaşlarının işbirliğine ihtiyaç vardır. Bugün acıyı en derinden Leyla’nın ve Eylül’ün babası, annesi ve yakınları yaşarken, gerekli tedbirleri almaz isek benzeri acıları bir gün bizlerde yaşayabiliriz. Devlet olarak, hükümet olarak, Müslümanlar olarak, Sivil Toplum Kuruluşları olarak tüm yaratılmışların sağlıklı bir şekilde yaşama hakkı olduğunu kabul etmemiz ve çevremize öğretmemiz gerekir. Bu konuyu ders kitaplarında, ilmihal kitaplarında, filmlerde, dizilerde, reklamlarda, ilanlarda işlememiz gerekir. Sadece haberlere konu oldu diye çocuk istismarı, hayvan hakları, insan hakları havarisi kesilmemeliyiz. Yeryüzündeki her canlının sağlıklı bir şekilde yaşama hakkının var olduğunu inancımızın gereği olarak kabul etmeli ve bunu hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Mekke Seferine çıkmış ordusunun yolunu, yavrularını besleyen bir köpek nedeniyle değiştiren bir peygamberin ümmetiyiz. Bize ne oldu da yavru bir köpeğin bacaklarını rahatlıkla parçalayabiliyoruz. Sahip olduğu bir kuş öldü diye, çocuğun evine başsağlığına giden bir peygamberin ümmetiyiz. Bize ne oldu da 3-5 yaşındaki çocukları rahatlıkla öldürebiliyoruz. Göçmen kuşlar aç ve susuz kalmasın diye onlara yem ve su vermek, tedavilerini yapmak için vakıf kurmayı gerekli gören insanların torunlarıyız. Bizlere ne oldu da çocukları aç bırakarak ölümlerine neden olabiliyoruz.”

“Ferasetli davranmalıyız, basiretli olmalıyız”

“Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi bileşenleri olarak; düğünümüzün, ticaretimizin, konuşmamızın, seyahatimizin, giyimimizin, şakalarımızın, yememizin, filmlerimizin, dizilerimizin, televizyonlarımızın, gazetelerimizin ve reklamlarımızın Manevi değerlerimize uygun olmasıyla bu sorunların çözüleceğine inanıyoruz.” İfadelerini kullanan Arvas konuşmasını şöyle bitirdi:

“Birileri evimizde, okulumuzda, ibadetimizde, ticaretimizde manevi ayarlarımız ile gizliden gizliye, derinden derine uzun yıllardan beri oynamış ve bizleri bu hale getirmiştir. Bu tür olayların meydana gelmesi sadece ceza verilerek önlenemez. Dünyada idamın serbest olduğu ülkelerde çocuk cinayetleri ve tacizleri, kadınlara yönelik tacizler ve cinayetlerin her gün onlarcası yaşanmakta. Fakat bu olaylar yine de önlenememektedir. Çocuk istismarı, çocuk kayıpları, madde bağımlısı insanlar, evden kaçan çocuklar ve neticesinde oluşan ölümleri her yönüyle irdelememiz gerekiyor. Soruna yol açan faktörlerin ivedilikle masaya yatırılması gerekmektedir. Bu konunun muhatabı olarak üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı gibi öncelikli birimlerin periyodik aralıklarla çalışmalar yapması kaçınılmaz görünmektedir. Manevi değerlerimizi ön plana çıkararak ailelerin, çocuk ve gençlerin sosyolojik, psikolojik değerler eğitimi konularında bilinçlendirilmesi elzem görünmektedir. Bu konularda çağın ihtiyaçlarına göre hareket etmeliyiz. Ferasetli davranmalıyız, basiretli olmalıyız.” (Yunus Tuğrul-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler