“Cenevre görüşmeleri arzu edilen hızda ilerlemiyor”

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Suriye’de siyasi bir geçiş sürecinin sağlanması amacıyla Cenevre’de yapılan görüşmelerin arzu edilen hızda ilerlemediğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Kalın, basın mensuplarının sorularını da cevapladı.

Bu sabah Mardin'in Nusaybin ilçesinde yola döşenen bir bomba düzeneğinin patlaması sonucu hayatını kaybeden 2 askere Allah'tan rahmet yaralanan 2 askere de acil şifalar diledi.

Kalın, "Terörle mücadele konusundaki kararlılığımız aynen devam ediyor. Gördüğünüz gibi bu alçak terör örgütü belli yerlerden çekilirken bile geriye bomba düzenekleri bırakmak suretiyle terörün çirkin yüzünü, alçak yüzünü göstermeye devam ediyor. Ama buna karşı bizim kararlılığımız devam edecektir. Terörün hiçbir türünün, şeklinin, biçiminin kabul edilmesi asla söz konusu değildir. Çeşitli şekillerde gündeme getirilen ‘mutabakat' gibi, ‘müzakere' gibi, ‘anlaşma' gibi kavramların hiçbir karşılığının olmadığı açıkça ortadadır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Adana'da yaptığı konuşmada böyle bir mutabakatın söz konusu olmadığını ve olmayacağını ifade ettiğini aktaran Kalın, "Bu vesileyle PKK terörünün ve diğer terör türlerinin şu veya bu gerekçelerle aklanmaya çalışılması, temize çıkartılmaya çalışılması yönünde yapılan bütün faaliyetleri net bir şekilde reddettiğimizi ve kınadığımızı da ayrıca ifade etmek istiyorum."

Kalın, geçtiğimiz hafta Etiyopya'da meydana gelen birtakım olaylarda 182 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek taziyelerini iletti.

Kalın şöyle konuştu: "Son olarak, bölgemizdeki gelişmelerle ilgili birkaç konuya temas etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Suriye'deki durum hassasiyetini korumaya devam ediyor. İlan edilen ateşkes ya da çatışmasızlık haline rağmen Esad rejiminin, Suriye rejiminin Rusya Federasyonu'yla beraber Suriye topraklarındaki ihlalleri devam ediyor, hala onlarca sivil insan ölmeye devam ediyor. Dahası, gene varılan anlaşma çerçevesinde insani yardımların ulaştırması gerekirken bunların ulaştırılmadığını, yüz binlerce Suriyeli insanın hala insani yardımlar noktasında büyük sıkıntılar çektiğini görüyoruz.

"Suriye konusunda Cenevre'de yapılan görüşmeler arzu edilen hızda ilerlemiyor"

Bu arada, tabi Suriye'de siyasi bir geçiş sürecinin sağlanması amacıyla Cenevre'de yapılan görüşmelerin de maalesef arzu edilen hızda ilerlemediğini görüyoruz. Son olarak BM Temsilcisinin yaptığı açıklamalar, Suriye Yüksek Müzakere Heyeti'nin yaptığı açıklamalar da buradaki müzakerelerin bir hayli zor devam ettiğini gösteriyor. Bunun temel sebebi, rejimin iki temel konuda; bir, siyasi geçiş sürecinin sağlanması, İki, insani yardımların şu anda ulaştırılması konusunda ayak diremesi ve yardımcı olmamasından kaynaklanıyor."

3 milyonu aşkın Suriyeli mültecinin Türkiye'de misafir edildiğini ve edileceğini söyleyen Kalın, "Buradan herhangi bir geri dönüş söz konusu değil. Çünkü daha önce de müteaddit kereler ifade ettiğimiz gibi, ülkesinden kaçan bu insanlar, yani 2.7 milyon Suriyeli, bunun üzerine 300 bine yakın Irak ve diğer ülkelerden gelen mülteciler de var, bu 3 milyona yakın insan macera olsun diye, meraktan yahut turistlik gerekçelerle değil; savaştan, ölümden, kandan kaçtıkları için ülkemize sığınıyorlar ve biz imkanlarımız ölçüsünde bu insanları ülkemizde ağırlamaya devam edeceğiz." diye belirtti.

"Suriye'deki savaş devam ettikçe, mülteci krizi de derinleşerek devam edecek"

İllegal göçmen sayısında ciddi bir düşüşün yaşandığına dikkat çeken Kalın şöyle devam etti: "Bu noktada Avrupa Birliği'yle yapılan anlaşma çerçevesinde Türkiye-AB eylem planı da hayata geçiriliyor. Bildiğiniz gibi Yunan adaları üzerinden Avrupa'ya geçiş yapmaya çalışan kayıt dışı, illegal göçmenlerin sayısı konusunda ciddi bir düşüş gerçekleşti. Bu tabi memnuniyet verici her açıdan. öncelikle Avrupa'ya gidecek olan Suriyelilerin kayıt altına alınması önem arz ediyor.

İkincisi; insan kaçakçılarının elindeki kozların ortadan kaldırılması ve bunların önlenmesi noktasında büyük önem arz ediyor. Yine bu çerçevede son dönemde özellikle bizim Sahil Güvenlik güçlerimiz insan kaçakçılığının önlenmesi konusunda çok sıkı tedbirler aldılar ve geçtiğimiz Ekim ayında günde 6-7, hatta 7500 insan Yunan adaları üzerinden Avrupa'ya geçmeye çalışırken, bugün itibarıyla bu sayı adeta sıfırlanmış durumda. Bu tabii memnuniyet verici bir durum… Ama daha önce de ifade ettiğimiz gibi, sorun ne Türkiye'nin Ege sahillerinde, ne Yunan adalarında; sorunun kaynağı Suriye'dedir ve Suriye'deki savaş devam ettiği müddetçe, bu kanlı yıkım devam ettiği müddetçe mülteci krizi de maalesef derinleşerek devam edecektir."

Yani mültecilerin Yunan adaları üzerinden Avrupa'ya gidişinin azalmış olması mülteci sorununun ortadan kalktığı anlamına asla gelmez, bu gerçeği görmemiz lazım. Bu Avrupalıları rahatlatmış olabilir, geçiş sürecindeki birtakım sıkıntıları ortadan kaldırmış olabilir, ama işin özünde mülteci krizi çözülmüş değil, çünkü Suriye'deki savaş devam ediyor ve bu insanlar, yani Suriyeli mülteciler kadınıyla, çoluğuyla çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle nefes alabilecekleri bir merci aramaya devam ediyorlar."

Kilis'e atılan roketler

Kilis'te son zamanlarda yaşanan olaylara değinen Kalın, "Yine bu çerçevede son olarak terörle mücadele bağlamında, Suriye bağlamında özellikle yürüttüğümüz çalışmalar hakkında son bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum. özellikle DAEŞ'le mücadele bağlamında bildiğiniz gibi biz gerek kendi sınırımızda, gerek sınırlarımız içerisinde yoğun tedbirler aldık ve bunları da etkin bir şekilde uygulamaya devam ediyoruz. Son günlerde Kilis bağlamında yaşanan hadiselerde bildiğiniz gibi birçok insanın hayatına mal oldu, Suriye tarafından Kilis'e düşen roketler neticesinde. Bununla ilgili de şu anda en üst düzeyde tedbirler alınıyor.

Bugün itibarıyla, özellikle bu DAEŞ'le irtibatlı olduğundan şüphelenilen yabancı terörist savaşçılar bağlamında 3300'den fazla yabancı uyruklu kişi makamlarımız tarafından sınır dışı edilmiştir. Yine bu çerçevede bugün itibarıyla yaklaşık 41 bin yabancı uyruklunun ülkemize giriş yasağı konmuştur. Bunlar bir şekilde DAEŞ terör örgütüyle ilişkisi olduğundan şüphelenilen kişilerdir. Yine bu süreç içerisinde risk analiz gruplarımız tarafından yaklaşık 9 bin 500 yabancı, kontrolden geçirilmiş ve bunlardan 2 binden fazlasının ülkemize girişine izin verilmemiştir.

Yine ülkemizde yürütülen DAEŞ'le ilgili operasyonlar bağlamında da bin 232'si yabancı uyruklu olmak üzere, toplam 2 bin 770 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 954 kişi ise tutuklanarak adli süreçleri başlatılmıştır. Bunların da şu anda adli süreçleri devam etmektedir.

DAEŞ'le mücadele bağlamında bildiğiniz gibi zaman zaman ülkemize düşen bu tür roketler ya da sınır ihlali türü olaylar olduğunda da Silahlı Kuvvetlerimiz derhal karşılık vermektedir. Bu konudaki tavrımız da aynı netlikle ve kararlılıkla bundan sonra da devam edecektir." ifadelerine yer verdi.

Peşmerge ve Haşdi Şabi çatışmaları

Kalın, açıklamasına şöyle son verdi: Son olarak, Irak Tuzhurmatu'da meydana gelen son hadiselerle ilgili bir hususu sizinle paylaşmak istiyorum: Orada son günlerde KYB'ye bağlı Peşmerge güçleriyle oradaki Haşdi Şabi denenen milis güçler arasında bir güç ve kontrol mücadelesi yaşandığı ve çıkan çatışmalarda da insanların öldüğü görülmektedir. Bunlar Tuzhurmatu şehrinin içinde değil, etrafında meydana gelen çatışmalar. Tabii burası aynı zamanda bir Türkmen şehri olması itibarıyla da bizim için özel bir hassasiyet arz ediyor.

Biz tabii Irak'ın içinden geçtiği bu hassas dönemde yeni ayrışmalara yol açacak bu tür hadiselerin yaşanmasını asla tasvip etmiyoruz. Zira bu tür olaylar ancak ancak DEAŞ gibi örgütlerin elini güçlendirecektir. Esasen Irak'ta yaşanan sorunların temelinde de bir önceki hükûmetin izlediği politikaların zehirlediği sosyal, siyasi ortam bulunmaktadır. Mezhepsel ve etnik fay hatlarının da bir anlamda kesiştiği Tuzhurmatu'daki gerilimin Irak'ın batısında DAEŞ'in körüklediği mezhepsel radikalleşmeye ilave olarak ülkenin doğusunda bir tür etnik çatışmaya dönüşme riski bulunmaktadır. Bunun önüne geçmek için biz de Irak makamlarıyla gerekli girişimleri şu anda başlatmış bulunuyoruz.

Türkmenlerin güvenliği bizim için büyük arz ediyor. İster Irak'ta, ister Suriye'de olsun, Türkmenlere her tür yardımı bundan sonra da yapmaya devam edeceğimizi bu vesileyle de ifade etmek isterim." (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler