'Çözüm Sürecinde Hizbullah da muhatap alınmalı'

Mazlum-Der Ağrı Şube Başkanı Levent Çeğil, 'Çözüm Süreci’ni Hükümet’ten önce Hizbullah Cemaatinin başlattığına dikkat çekerek, İslam ve Hizbullah Cemaati olmadan bölgede sürecin başarıya ulaşmasının mümkün olamayacağına vurguladı.

Diyarbakır'da 7-8 Mart tarihinde gerçekleşecek olan ‘Kürdistan ve Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı' na STK'lardan destek gelmeye devam ediyor.

‘Kürdistan ve Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı' hakkında İLKHA'ya değerlendirmelerde bulunan Mazlum-Der Ağrı Şubesi Başkanı Levent Çeğil, çalıştay kararının geç alınmış olan bir karar ama aynı zamanda acı çeken insanların beklentilerine cevap verebilecek kapasitede olan bir faaliyet olduğunu söyledi.

Meselenin sadece PKK, Hükümet arasında çözülebilecek bir durumda olmadığını başta Hizbullah olmak üzere bölgenin tüm dinamiklerinin görüşlerinin alınması gerektiği değerlendirmesinde bulunan Mazlum-Der Ağrı Şubesi Başkanı Çeğil, Hükümetin başlattığı süreçten önce Hizbullah'ın süreci başlattığı ve buna rağmen Hizbullah'ın muhatap alınmamasının üzücü olduğuna vurgu yaptı.

Şube Başkanı Levent Çeğil ile yapılan röportaj'ın tamamı…

öncelikle İslami kesimlerin bir araya geleceği 7-8 Mart tarihlerinde Diyarbakır'da yapılacak olan 'Kürdistan ve Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı'nı nasıl görüyorsunuz?

ÇEĞİL -Çalıştay kararı, geç alınmış bir karar olmakla beraber, oluşan sağduyulu ortamda sancı çeken İslami kesimler ciddi manada bu işe el atarlarsa, inanıyorumki sadece inanan insanların davası olacak. İslami camia bu hızlı bir şekilde yürütüp, sadece bölgemizin değil tüm Türkiye'nin bir meselesiymiş gibi ele alıp çözüm arayışı içerisinde olması lazım.

Devlet ile PKK arasında yürütülen 'Çözüm Süreci'nde Kürt Meselesi'nin PKK'nin silahı bırakmasına indirgenmesi ile temsiliyetinde PKK'ye münhasır kılınmasını doğru buluyor musunuz? Bu yöndeki itirazları nasıl değerlendiriyorsunuz?

ÇEĞİL -Çözüm Süreci sadece silah bırakma değildir. Süreç; dini, kültürel yönden ele alınıp değerlendirilmesi lazım. Silah bırakma şartının öncelik olması, süreci eksik bırakır. Tarafların samimi olması lazım. Çünkü mesele sadece Hükümet ve PKK meselesi değildir. Mesele bu beldede yaşayan insanların yaşadığı meseledir. Tarafların taşın altına ellerini koymaları gerektiğinin farkına varmaları gerekir.

Bölgenin bir gerçeği olarak Hizbullah Cemaatinin dikkate alınmamasını ve Hizbullah'ın muhatap alınması yönündeki talepleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Kürdistan'ın bir gerçeği olarak Kürdistan ve Kürt meselesinin Hizbullah'la da görüşülmesi gerekmiyor mu?

ÇEĞİL -İlim Kitapevinden sonra Hizbullah adını alan ve siyasi arenada HÜDA PAR olan Kürt halkının İslami temsili yapan yapının muhatap alınmaması acı. Doğru olan muhatap alınarak, 'Çözüm Sürecinin' bir parçası haline getirilmesidir. Nihayetinde Bölge halkı için; Kültürel, eğitim ve ekonomi arayışları içerisinde olan bir yapıdır. Çözüm Süreci başlamadan bu insanlar 'Çözüm Sürecini' başlatmışlardır. Anlaşılıyor ki asıl güç Hükümet veya PKK değil, halkın içinde çıkan, halkla sürekli olarak iç içe olan Hizbullah ve akabinde sancı çeken insanlardır. Hükümet, Hizbullah'ı ve Hizbullah gibi düşünen kitleleri de araştırıp 'Çözüm Süreci' ne katmaları lazım. Aksi takdirde yapılan ikili görüşmeler arasında anlaşmanın yapılması süreci eksik bırakır. Halkın görüşünün alınmadığı süreç meclis ve anayasa kitabı arasında sıkışıp kalır.

'Çözüm Süreci‘nin bundan sonraki yol haritasının girmesi gereken güzergâh ne olmalıdır?

ÇEĞİL -'Çözüm Süreci'nde Hükümetin ilk dönemlerdeki adımları eksikti. Türkiye'nin kanaat önderleri adı altında bazı tanınmış simalar ile çalışma başlatıldı. Bu alanda azıcık verim oluştu. Ama verim tam manası ile gerçekleşmedi. Çünkü tam olarak tabana inilmedi. Belli görüş ve fikirler alındı. Bu yeterli değil. Daha önce çekilen sancıların nedenleri araştırılması lazımdı. Tüm ezilmişlerin hakları geçmişe dönük yapılacak muhasebe ile verilmelidir.

Son olarak, bölgenin son 40 yılına damgasını vuran devlet ve PKK arasında yaşanan kirli savaşın oluşturduğu bölge gerçeği ve bölgede gerek sosyolojik gerekse de ekonomik anlamda ortaya çıkan mağduriyetlerin çözümü için atılması gereken adımlar neler olmalıdır?

ÇEĞİL -Misal, Ağrı'da halkın ekonomik, sosyal ve kültürel istekleri sorulursa halktan cevap alınacaktır. Kültürel yönde Hükümet STK ve kanaat önderleri ile bir araya gelerek neler yapılabileceği üzerine fikirler yürütebilirler. Ekonomik olarak da halkla bir araya gelinip 'Hangi işlerin yapılmasına ihtiyaç var' sorusuna cevap aranmalı. Bu durum barış sürecine katkı sunacaktır. İşsizliğin önü kesilerek ekonomik özgürlüğü yaşayan insanlar sürece inancı artacaktır ve bölge insanı çözümün bir parçası olur. Bu doğrultuda Hükümet, iş adamlarını bölgemize yatırım amaçlı gönderip alternatif ve kolaylıklar sağlamalı. Aksi takdirde insanların batıya göçü, süreci baltalamaktan başka bir şey değildir. Derdi yıllar öncesinden ele alarak, işin içine sadece Kürtleri değil, diğer azınlıktaki mağdur edilmiş toplulukları da muhatap alarak hareket etmek lazım. (ömer Adıgüzel - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler