"Emekliye enflasyon farkına ek yüzde 5-10 refah payı verilmeli"
Emekli Memur-Sen Mardin İl Temsilcisi Abdulsamet Yılmaz, emekli maaşlarının yalnızca enflasyon oranına göre değil, gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini belirterek enflasyon farkına ek olarak yüzde 5-10 aralığında refah payı verilmesini, düşük gelirli emeklilerin daha fazla desteklenmesini ve yaşam maliyetlerinin yüksek olduğu şehirlere bölgesel ek ödeme uygulanmasını önerdi.
İLKHA mikrofonuna konuşan Emekli Memur-Sen Mardin İl Temsilcisi Abdulsamet Yılmaz, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara ve emekli maaşlarının iyileştirilmesine yönelik çözüm önerilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Emekli aylıklarının temel ihtiyaçları karşılayabilecek düzeye çıkarılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, çalışan emeklilerin aylıklarının korunması, çalışamayacak durumda olan emeklilere daha fazla sosyal destek sağlanması ve kalıcı bir taban aylık düzenlemesi yapılması çağrısında bulundu.
Yılmaz, Ekim 2026 verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının yaklaşık 40 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 127 bin liraya ulaştığına dikkat çekerek bu tablo karşısında emekli maaşlarının yalnızca enflasyon oranına göre değil, gerçek yaşam maliyetlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Çalışmak zorunda kalan emeklilerin çoğu zaman mevcut aylıklarıyla geçinemedikleri için yeniden iş hayatına döndüklerini belirten Yılmaz, çalışan emeklilerin emekli aylıklarının korunması gerektiğini vurguladı.
Şehirler arasındaki yaşam maliyeti farklılıklarına göre bölgesel ek ödeme uygulanması hakkında değerlendirmelerde bulunan Yılmaz "Emeklilerin yaşadığı şehirlerde kira, gıda, ulaşım ve sağlık gibi temel giderler aynı değildir. Bu nedenle tek tip maaş artışının yanında, yaşam maliyetleri yüksek olan bölgelerde emeklilere ek destek verilmesi değerlendirilebilir. Bunun için 5510 sayılı Kanun'da yasal düzenleme yapılarak bölgesel ek ödeme sistemi kurulabilir. TÜİK verileri, bölgesel kira endeksleri ve temel tüketim harcamaları esas alınarak şehirlerin yaşam maliyetleri belirlenebilir. Önerimiz ise bölgesel ek ödeme, emeklinin temel aylığının yerine geçmemeli; mevcut aylığa ilave edilmeli ve özellikle düşük gelirli emekliler öncelikli olarak desteklenmelidir." şeklinde konuştu.
"Çalışan emeklilerin emekli aylıkları korunmalı"
Yılmaz, çalışan emekliler ile çalışamayacak durumda olan emekliler arasında nasıl bir ayrım yapılması gerektiğine ilişkin ise "Burada temel ölçüt, yalnızca emeklinin çalışıp çalışmaması değil, toplam gelirinin ve temel ihtiyaçlarını karşılama gücünün ne olduğudur. Çalışmak zorunda kalan emekli, çoğu zaman mevcut aylığıyla geçinemediği için yeniden iş hayatına dönmektedir. Diğer taraftan yaşlılık, engellilik veya sağlık sorunları nedeniyle çalışamayan emeklilerin korunması da sosyal devletin sorumluluğudur. Bu nedenle düşük gelirli ve çalışamayacak durumda olan emeklilere daha yüksek tamamlayıcı sosyal destek sağlanmalıdır. Çalışan emeklilerin emekli aylıkları korunmalı, toplam gelirleri ve sosyal güvenlik yükümlülükleri dikkate alınarak adil bir sistem kurulmalıdır. Refah payı düzenlemesinde, düşük aylık alanların daha fazla desteklenmesini sağlayan kademeli bir model uygulanmalıdır. Burada amaç, çalışan emekliyi cezalandırmak değil; çalışamayan emekliyi de yoksulluğa mahkûm etmemektir." ifadelerini kullandı.

"Enflasyon farkına ek olarak yüzde 5-10 aralığında bir refah payı başlangıç hedefi olarak değerlendirilmeli"
Yılmaz, sürdürülebilir refah payına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Bu konuda bütün emekliler için geçerli, bilimsel olarak belirlenmiş tek bir üst sınır yoktur. Sürdürülebilir oran, SGK'nın prim gelirlerine, bütçe transferlerine, emekli sayısına ve ekonomik büyümeye bağlıdır. Bu nedenle önerimiz, enflasyon farkına ek olarak yüzde 5-10 aralığında bir refah payının başlangıç hedefi olarak değerlendirilmesi ve mali etkisinin hesaplanmasıdır. Bu aralık kesinleşmiş bir bütçe hesabı değil, politika önerisidir. Uygulamada şu ilkeler gözetilmelidir: Enflasyon farkı, emeklinin satın alma gücündeki kaybı telafi etmelidir. Refah payı, ekonomik büyümeden emeklilerin de yararlanmasını sağlamalıdır. Düşük maaşlara daha yüksek oransal veya sabit tutarlı destek verilebilmelidir. Düzenleme, SGK'nın aktüeryal dengesi ve merkezi bütçe üzerindeki etkisi hesaplanarak kalıcı hale getirilmelidir. Önemli nokta: Refah payı yalnızca yüzde üzerinden belirlenmemeli; düşük aylıkların temel ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı da dikkate alınmalıdır."
"Açlık sınırı, asgari hedefin belirlenmesinde dikkate alınmalı"
Tüm emekliler için ortak taban aylığın ne kadar olması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz "Taban aylığın belirlenmesi, emeklilerin geçim koşullarını esas alan bir sosyal politika kararı olmalıdır. 2026 yılı temmuz düzenlemesiyle en düşük emekli aylığı için açıklanan tutar 23 bin 552 TL'dir. Ancak ortak taban aylığın yeterliliği, yalnızca mevcut tutara değil, güncel gıda, kira, fatura ve sağlık giderlerine göre değerlendirilmelidir. Önerimiz, taban aylığın tek kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir düzeye çıkarılmasıdır. Açlık sınırı, asgari hedefin belirlenmesinde dikkate alınmalı; ancak emeklinin barınma, sağlık ve diğer zorunlu giderleri de hesaba katılmalıdır. Taban aylık, enflasyon karşısında erimemesi için düzenli olarak güncellenmelidir. Prim günleri ve çalışma geçmişinden kaynaklanan aylık farklılıkları korunurken hiçbir emekli temel geçim güvencesinin altında bırakılmamalıdır." diye belirtti.

Bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırına da dikkat çeken Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ekim 2026 verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı yaklaşık 40 bin liraya, yoksulluk sınırı ise 127 bin liraya ulaşmıştır. Bu tablo karşısında emekli maaşları yalnızca enflasyon oranına göre değil, gerçek yaşam maliyetlerine göre değerlendirilmelidir. Emeklilerimize insan onuruna yakışır bir yaşam sağlayacak kalıcı bir taban aylık düzenlemesi yapılmalıdır. Emeklilerimiz yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, üretmiş ve prim ödemiş insanlarımızdır. Emeklilik döneminde kimse geçim kaygısıyla yeniden çalışmak zorunda kalmamalıdır. Bizim talebimiz; enflasyon farkının eksiksiz verilmesi, refah payının emeklinin alım gücünü artıracak şekilde düzenlenmesi ve hiçbir emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak bir maaşa mahkûm edilmemesidir. Emeklilik bir yoksulluk dönemi değil, insan onuruna yakışır bir yaşam dönemi olmalıdır." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'nın Cumhuriyet Bayramı'nda Ankara'da gerçekleştirildiğini belirterek, Türk dünyası arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi mesajı verdi.
Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde bir iş yerinin kurşunlanmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada 4 şüpheli suç aletiyle birlikte yakalandı. Şüphelilerden biri tutuklanırken, 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Konya'da etkili olan sağanak yağış, cadde ve sokaklarda su birikintilerine neden oldu. Yaklaşık 20 dakika süren yağışın ardından kentte bazı noktalarda su birikintileri meydana geldi.
İstanbul’un Kadıköy ilçesinde bir döviz bürosuna düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili yürütülen soruşturmada 5 şüpheli yakalanarak tutuklandı.