Evlilikteki asıl maksadın Müslümanların İslam dinini daha iyi yaşaması olduğunu söyleyen Doç.Dr. Hüseyin Çelik, bu nedenle farklı bir inanca mensup biriyle ile evlenmenin tasvip edilmediğini söyledi.

Adıyaman Üniversitesi (ADYÜ) İslami İlimler Fakültesi Bölüm Başkanı Doç.Dr. Hüseyin Çelik, Müslümanların, farklı bir inanca mensup biriyle evlenmesinin İslam'daki yeri ve sakıncaları hakkında İLKHA'ya değerlendirmelerde bulundu.

Müslüman bireylerin kimler ile evlenebileceğinin Kur’an-ı Kerim’de belirtildiğini açıklayan Çelik, müşrik biri ile evlenmenin kesinlikle yasaklandığını hatırlattı.

Mümin için böyle bir evliliğin neticesinin ateş olduğunu belirten Çelik, İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler." ayetine atıfta bulundu.

"Evlilikteki asıl maksat insanın dininin yaşamasıdır"

Çelik, "Evlilikteki asıl maksat insanın dininin yaşaması, dinini daha iyi yaşayacağı bir ortamın oluşturulmasıdır. Bu ortam oluştuktan sonra da bu aile ortamı içerisinde sağlıklı dinini yaşayan, inançlarının gereklerini yerine getiren insan neslinin devamıdır. Farklı bir din mensubu ile evlendiği zaman gerçekten bu maksadı, bu hedefi gerçekleştirebilir mi? İşte buradan hareket ile farklı dinlerden olanlar ile evliliğe İslam’ın sıcak bakmadığını, ilk anda yasakladığını görüyoruz. İnsan öyle bir eş seçecek ki o eşi kişinin dinini daha iyi yaşamasına katkı sağlayıp, destek vermeli, maksat bu. Her hâlükârda mümin bir erkeğin müşrik bir bayanla hangi şartlarda olursa olsun evlenmesine asla izin verilmemiş. Aynı şekilde mümine bir kadının da müşrik veya kâfir olan,kendisiyle aynı din ve aynı inançta olmayan başka bir din mensubuyla evlenilmesine izin verilmemiştir." dedi.

"Evlilikten bahseden bütün ayetlerin bütünlüğü içerisinde olaya bakmamız gerekiyor"

"Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir." ayetini hatırlatan Çelik, şöyle konuştu:

Bu ayette erkekler için, 'ehl-i kitap' olan kadınlarla evlenilebileceği şeklinde bir izin var. Şunu önce belirtelim; Müslüman bir kadın, ehl-i kitap da olsa bir erkekle nikâhlanamıyor. Fakat Müslüman erkeklerin ehl-i kitap kadınlarıyla nikâhlanmasına izin verilmiş. Bunu iyi anlamak ve iyi tahlil etmek gerekiyor. Evet, böyle bir ayeti kerime var. Fakat bu nasıl uygulanmış, sahabe döneminde uygulanmış mı, sahabe bu ayeti erimeyi nasıl anlamış? Bunu iyi algılamak gerekiyor. Hz. Ömer dönemine baktığımız zaman sahabilerden bazılarının ehl-i kitap kadınları ile evlendiğini görüyoruz. Ve Hz. Ömer, halifeliği döneminde bunu yasaklıyor. Niçin böyle bir uygulama yapıldığı sorulunca, 'çocuklarınız Hristiyan olur' endişesinden dolayı diyor. İmam Malik de buna izin vermiyor. Yani Mümin bir erkeğin ehl-i kitap bir bayan ile evlenmesine izin vermiyor. Peki, ayette var. O zaman biz bunu nasıl anlayacağız? Ayet-i kerimeye rağmen Hz. Ömer’in böyle bir yasaklaması veya İmam Malik’in 'yok' demesini nasıl anlayacağız? Bu ayet-i kerimeyi müstakil olarak değil de Kur’an-ı Kerim'in bütünlüğü içerisinde bilhassa da evlilikten bahseden bütün ayetlerin bütünlüğü içerisinde olaya bakmamız gerekiyor. Yani ayetler ile beraber değerlendirdiğimiz de biz bir neticeye bir sonuca varabiliriz.

Evlilikte temel esaslardan birinin de sağlıklı, imanlı neslin oluşması olduğunu vurgulayan Çelik, ehl-i kitaptan olan bir kadının, Müslüman çocuğunu kendini inancına göre yetiştireceğini, bunun da tehlikeyi beraberinde getirdiğini söyledi.

Çelik, tüm bunlardan yola çıkılarak söz konusu ayetin bir emir değil, ruhsat olduğu sonucunu ortaya çıkardığını kaydetti.

Çelik, emir ile ruhsatın arasındaki farkı, "Emir, insanın her zaman yapması gereken; ruhsat ise insan darda kaldığı zaman çıkış yolu olmadığı zaman başvurulacak bir araçtır." şeklinde açıkladı.

"Müslüman bir toplumda Hristiyan bir bayan ile evlenilmesi doğru değildir"

Çelik, "Müslüman bir toplumda bekâr Müslüman bayanlar var iken Hristiyan bir bayan ile evlenilmesi doğru değildir. Çocuk dünyaya geldiği zaman çocuğun yetişme ortamı göz önüne alınacak. Eğer annenin baskın olduğu Hristiyan bir toplumda yaşayacak ise bu durum çocuğun Hristiyan olma ihtimalini yükselttiğinden dolayı evlenemez. Ama o Hristiyan anneyi alıp Müslüman bir topluma getirecek ve o çocuk da Müslüman bir toplum içerisinde Müslüman kültürü ile Müslümanların inançları ile yetişecek ise o zaman buna bir ruhsat verilmiş." diyerek Müslüman bir kadının ise Müslüman bir erkek dışında başka bir inançtaki erkek ile asla evlenemeyeceğini ve bunun haram kılındığını belirtti.

"Kötü kadınlar kötü erkekler; kötü erkekler de kötü kadınlar içindir"

"Kur’an-ı Kerim’in evlilik konusunda getirmiş olduğu diğer bir düzenlemenin ise zina yapan kimseler ile evliliğin yasaklanması olduğunu söyleyen Çelik, "Zina yapan bir kadın, zina yapan bir erkekle; zina yapan bir erkek, zina yapan bir kadın ile evlenebilir. Allah-u Teala karakterine göre karşına birini çıkarır. İnsanların karakter yapılarına burada vurgu yapılmıştır. Kişi hangi karakterde ise Allah-u Teâlâ’da onun karşısına karakterine uygun birilerini çıkarır. Nur Suresi 26’ncı ayet-i kerimede de bu noktaya hassaten vurgu yapılır: Kötü kadınlar kötü erkekler içindir. Kötü erkekler de kötü kadınlar içindir. Namuslu kadınlar namuslu erkekler için, namuslu erkekler namuslu kadınlar içindir."  (Cemil Özdaş- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler