“Ezanın altında yaşayan Müslümanlar olarak silkelenmemiz gerekiyor”

Seçim çalışmaları kapsamında Bitlis’e gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Yeni Zelanda’da yaşanan katliama dikkat çekerek, “Şu topraklarda bin yıldır Ezan-ı Muhammedi sesinin altında yaşayan Müslümanlar olarak silkelenmemiz gerekiyor.” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, partisinin seçim çalışmalarına destek vermek amacıyla Bitlis’e geldi. Muş'taki programlarının ardından Bitlis'e gelen Bakan Varank, kent merkezinde esnafı ziyaret etti. Programı takip eden basın mensuplarına ve beraberindekilere tatlı ikram eden Varank, vatandaşlarla kahvede çay içti, taleplerini dinledi. Merkez Ulu Camii’nde akşam namazı kılan Varank, daha sonra Bitlis Polisevi'nde kanaat önderleriyle akşam yemeğinde bir araya geldi.

Son bir kaç haftadır bölgede yoğun ziyaretler gerçekleştirdiklerini, illerde vatandaşlarla bir araya geldiklerini aktaran Varank, bu toprakların ilmin, irfanın, gönül dünyalarına ışık olmuş mübarek zatların memleketi olduğunu söyledi.

Yeni Zelanda’da iki camiye yapılan Hristiyan terör saldırısında 49 Müslümanın şehid edildiği, 48 kişinin de yaralandığı alçak saldırıya dikkat çeken Varank, “Bizim bu durum karşısında, şu topraklarda bin yıldır Ezan-ı Muhammed-i sesinin altında yaşayan Müslümanlar olarak silkelenmemiz gerekiyor.” dedi.

Bitlis’in ilim ve irfan yurdu olduğunu hatırlatan Varank, “Dünyaya nam salmış ariflerin, evliyaların şehri. Burası Mevlana Abdurrahim-i Bitlisi'yi, Müştak Baba'yı, Pir Muhammed Küfrevi hazretlerini, Said-i Nursi'yi, Mevlana İdris-i Bitlisi'yi çıkarmış mübarek topraklardır. Fahrettin Ahlati gibi çağının ötesinde işler yapan bir astronomu çıkarmış topraklardır. Böyle şahsiyetleri yetiştirmiş, İhlasiye, Nuhiye, Şerefiye, Yusufiye Medresesi gibi birçok medresesiyle güçlü bir ilim geleneğine sahip Bitlis'e üniversiteyi de 2007 yılında biz kazandırdık. Bizim en büyük zenginliğimiz, bize devrolunan bu mirastır. Üzerinde yaşadığımız toprakları basit bir kara parçası, tarihimizi basit bir maziden ibaret sanırsak, işte o zaman kaybederiz.” diye konuştu.

“Koca İslam coğrafyasına karşı sorumluluğumuz var”

Yeni Zelanda’daki Hristiyan terör saldırısına da değinen Varank, şunları söyledi: “İşte bakın Yeni Zelanda’da dün Müslüman kardeşlerimizi katleden o teröristlerin, dünyanın bir ucundan bizim ülkemize yönelik tehditlerini bir aklınıza getirin. Saldırıda kullandıkları silahın üstünde bile 1389'da birinci Kosova Savaşı'nda Sultan Murat'ı şehit eden Sırp katilin adı yazıyor. Türkleri boğazın öte yanına kovmaktan, minareleri yıkmaktan, Cumhurbaşkanımızı öldürmekten, Ayasofya'yı geri almaktan bahsediyorlar. Bizim bu durum karşısında, şu topraklarda bin yıldır Ezan-ı Muhammed-i sesinin altında yaşayan Müslümanlar olarak silkelenmemiz gerekiyor. Tarihimize, sahip olduğumuz değerlere sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Her yerde ifade ediyoruz, sorumluluğumuz çok büyük. Koca İslam coğrafyasına karşı sorumluluğumuz var. Buna yakışır bir şekilde tutum sergilememiz gerek.”

“Birinci vazifesi milletinin canını, malını, neslini korumak olan devletimiz elbette ki bu çapulculara meydanı boş bırakamazdı”

Yıllarca bölgeyi bazı değerlerden uzak, hiç hak etmediği şekilde anılmasına sebep olanlar olduğunu vurgulayan Varank, buna fırsat vermeyeceklerini, kardeşliklerini bozmayacaklarını belirtti.

Varank, “Bizlerden bu mirası kaçırmak istediler. Geçmişle aramıza bir set çekmek istediler. Günde 5 vakit ayni kıbleye yönelen kalpleri birbirinden gayri düşürmeye çalıştılar. Selahaddin Eyyubi'nin, Sultan Alparslan'ın, Yavuz Sultan Selim’in ordularında omuz omuza çarpışan, bin yıldır bu topraklarda Ezan-ı Muhammedi'yi hâkim kılmak için mücadele eden kardeşleri Kürt, Türk, Zaza, Çerkez diye ayırmaya kalktılar. Yasak koyanlarla, kimlik siyaseti istismar siyaseti yapanlar hep karşılıklı olarak birbirlerini büyüttüler. Ama biz bu düzeni bozduk. İşte bu bölgede kimlik siyaseti yapan, istismar siyaseti yapan o malum anlayışın en büyük rahatsızlıkları, zeminlerini kaybedişleri oldu. O yüzden ülkemiz dışında kendilerine vaat edilen başka rüyalara kapıldılar. Batı başkentlerinden kulaklarına fısıldananlarla Türkiye'de şehirlerimizi talan etmeye, huzurumuzu dinamitlemeye kalktılar. Birinci görevi milletinin canını, malını, neslini korumak olan devletimiz elbette ki bu çapulculara meydanı boş bırakamazdı. Nitekim bırakmadık da. Önce şehirlerimizi çukurlarla, barikatlarla talan eden, evlerimizi yakıp yıkan teröristleri şehirlerimizden koparıp attık. Ardından tüyü bitmemiş yetimin hakkını Kandil'e akıtan, milletin verdiği yetkiyi teröre yataklık için kullanan belediyeleri tekrar milletin hizmetine soktuk. Şimdi ‘Bitlis'e, Van'a, Ağrı'ya, Diyarbakır'a gelip irademizi gasp ettiler.’ diye atıp tutanlar var ya onlar hem yüzsüzler hem de yalancılar. Milleti hiçe sayıp Kandil'den belediyeleri yöneterek, asil milletin iradesini gasp edenler kendileri. Şimdi utanmadan sıkılmadan yine milletin karşısına geçip oy istiyorlar.” dedi.

AK Parti döneminde Bitlis’te yapılan yatırımları anlatan Varank, 16 yıl zaman zarfında kentte 12 milyon TL değerinde yatırım yaptıklarını hatırlattı.

Son olarak bizi eski günlerimize döndürmek isteyenlere asla izin vermeyeceklerinin altını çizen Varank, huzurun ve güvenliğin kıymetinin iyi bilinmesi gerektiğini ifade etti.

Bakan Varank’a konuşmasının ardından AK Parti Bitlis İl Başkanı Engin Günceoğlu ve Bitlis Valisi Oktay Çağatay tarafından çeşitli hediyeler verildi. (Şükrü Tontaş-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler