“FETÖ ve ETÖ cinayetlere varacak kadar hukuk dışına çıkabildiler”

28 Şubat ve FETÖ mağduru mahkumlara yönelik komplo ve kumpasları çarpıcı örneklerle ortaya koyan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz, hükümetin bir an önce yeniden yargılamaların önünü açması gerektiğini söyledi.

Rehber TV'de Yunus Emiroğlu'nun sunduğu ‘Rehber'de Gündem' programına konuk olarak katılan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz, 28 Şubat ve FETö mağduru mahkumlara kurulan komplo ve kumpaslara ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. İslami camiaya mensup bireylere gözaltı sürecinde yapılan işkencelerle bir çok suçun kabul ettirildiğine dikkat çeken Yılmaz, FETö'den tutuklanan ve açığa alınan hakim ve savcıların verdikleri kararla cezaevine giren mahkumlara, hükümetin bir an önce yeniden yargılamalarının önünü açması gerektiğini söyledi.

28 Şubat ve FETö kumpasları sonucu cezaevlerinde olan, yerini,yurdunu terk eden insanların olduğunu belirten Yılmaz, bu mağduriyetlerin son zamanlarda sıkça gündeme gelmesi sonucunda 28 Şubat ve FETö Mağduru Aileleri İnisiyatifi'nin kurulduğunu hatırlattı.

"Cinayetlere varacak kadar hukuk dışına çıkabildiler."

İnisiyatifin, basın açıklamaları, STK ve siyasi parti ziyaretleri kapsamında cezaevindeki yakınlarına yapılan hukuksuzlukları dile getirmeye çalıştığını ifade eden Yılmaz, "Bu aileler partimizi de değişik illerde ziyaret ediyorlar. Çocuklarının, eşlerinin, babalarının FETö'nün ve ETö'nün (Ergenekoncular) zulmüne maruz kaldıklarını, onların komplo ve kumpasları ile ceza almalarını sağladıklarını, mağdur olduklarını dile getiriyorlar. Bazı örneklerle de birebir şahit oldukları konuları da gündeme getiriyorlar. 90'lı yıllardan bugüne kadar siyasi suçlar olarak nitelediğimiz kişilerin davalarına baktığımızdan dolayı bu kumpasları geçmişten beri biliyoruz. Kurulan tuzakları, kumpasları özellikle derin ve kirli yapıların devlet içerisine sızmış farklı ideolojilerin, zihniyetlerin özellikle siyasi bir bilince sahip olan kesimlere yönelik her türlü gayri hukukî yol ve yöntemler kullandıklarını ve bundan çekinmediklerini gördük. Cinayetlere varacak kadar, gözaltına aldıkları insanları pervasızca öldürecek kadar veyahut da katletmek suretiyle insanları infaz edecek kadar hukuk dışına çıkabildiler." dedi.

1993 yılında polis tarafından gözaltında işkenceyle katledilen Abdüsselam İrdem ile Batman'da kaçırıldıktan sonra boynu kırılmak suretiyle infaz edilen Cevzet Soysal olayını örnek veren Yılmaz, Soysal cinayetinin arkasından FETö olduğunun ortaya çıktığını dile getirdi.

"İşkence arası namaz molası!"

İşkence seanslarında bazı polislerin ‘işkence arası namaz molası' verdiğini davalarına baktığı müvekkilleri tarafından sıkça dillendirildiğini aktaran Yılmaz, "İşkencehanelerde, ‘Neden Fethullah Gülen grubunda değil de başka taraflardasınız?' veya ‘Neden Gülen grubunu takip etmiyorsunuz?' gibi alçakça soru soranlar ve yönlendirmeye çalışanlar da vardı. Avukat olduğumuzdan dolayı 90'lı yıllardan beri biz bu yapının bu tip kirli işleri olduğunu biliyorduk. özellikle Mustazaf-Der başkanlığını yaptığım dönemlerde daha somut olarak komplo ve kumpasların üst düzeye çıktı gördük." diye belirtti.

ETö ve FETö işbirliği

İslami camialara yönelik operasyonlarda Ergenekoncuların ve FETö'cülerin işbirliği yaptığına işaret eden Yılmaz, cezaevlerinde İslami davalardan 600 kadar mahkumun bulunduğunu, bunlardan 40'ı üyelik, 210'u müebbet olmak üzere 250'sini Hizbullah Cemaatine mensup kişilerin oluşturduğunu belirtti.

Ceza veren mahkeme heyetleri FETö'cü oldukları gerekçesiyle meslekten ihraç edilmiş

Elazığ İhya-Der, Adıyaman Vahder-Der davalarında yapılan komplo ve kumpasları hatırlatan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, bu davalara bakan mahkeme heyetinin FETö'yle bağlantılı oldukları için meslekten ihraç edildiğine dikkat çekti.

Yılmaz, müvekkilerine yönelik komplo ve kumpaslara şu örnekle devam etti: "Hasan Kutulman adlı müvekkilimin dosyası Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karara bağlandı. Diyarbakır 6. Ceza mahkemesinde ETö/FETö ortaklığı söz konusu: Mahkeme heyetinden birinin ismi O. K.. Bu şahıs Ergenekon operasyonları sırasında FETö'cülerin ETö'cülere yönelik operasyonlarında Ergenekoncuları tahliye eden, itirazlarla serbest bırakan bir hakim. Mahkeme heyetinin başkanı Süleyman İnce, üyeleri de O. K. ile Ö.S. . Ö.S.da FETö'den açığa alındı. FETö ve Etö ortak bir şekilde Hasan Kutulman adlı müvekkilimize 146'dan müebbet hapis cezası verdiler. Bu dosyamızda baba ismi aynı, yaşı aynı olan ve bu dosya açılmadan önce vefat eden bir Hasan Kutulman var. Bu dosyada örgüt üyesi diye, Hizbullah cemaatine mensup diye müvekkilimiz Hasan Kutulman'ı yakalıyorlar. ‘Bu sensin' diyorlar. O da bu kişinin kendisi olmadığını söylüyor. Vefat eden Hasan Kutulman'la birlikte çalıştıklarını, bununla birlikte faaliyet yürüttüğünü söyleyen kişiler mahkemeye geldiler. Tanıdıkları Hasan Kutulman'ın bu olmadıklarını mahkemeye söylediler. Buna rağmen mahkeme, diğer Hasan Kutulman vefat etmiş. Bizim müvekkilimiz olan Hasan Kutulman'a böyle bir komployla faili meçhul dosyaları kapatmak için ceza verdiler. Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi de kararı gözü kapalı tasdik etti."

Selahaddin Ürük'ün katledilişinde sergilenen kirli senaryo

2001 yılında Adana Pozantı'da Hizbullah Cemaati liderlerinden Selahaddin Ürük'ün bulunduğu eve yapılan baskını ve hayata geçirilen kirli senaryoyu anlatan Yılmaz, "Selahaddin Ürük evin bahçesinden kaçmaya çalışırken vuruluyor. İçerdekiler de kendilerince polisin örgütsel doküman sayabileceği belgeleri imha etmeye çalışıyorlar. Polis girmesin diye de içerdekilerden biri dışarıya bir el ateş ediyor. Bunun üzerine polisle çatışma çıktığı, bu çatışmada Selahaddin Ürük'ün öldürüldüğü, diğerlerinin de yakalandığı şeklinde haberler basına servis ediliyor. Ama ilginç olan Selahaddin Ürük'ün yanındaki silahtan bir el ateş edilmiş. O da büyük ihtimalle çatışma senaryosu vermek için polis tarafından orada sıkıldı. Çünkü bir cinayet işlemişler ve bunun bir nevi çatışmaya dönüşmesi lazım ki o cinayeti örtbas edebilsinler." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, "İçeride Hacı Bayancuk ve iki genç var. Yanlarında da bir silah ve dışarıya sıkılan merminin bir kovanı var. Bunların el swapları alınıyor. Kriminale gönderiliyor. Kriminalden gelen cevap, ‘Hepsinin elinde barut artıkları var. Hepsi ateş edip çatışmaya girmiş.' İşin daha ilginç boyutu olay sırasında hanımı o evde bulunan ancak kendisi başka bir yerde olan Sadık Aslan'ın balistik incelemelerinde de elinde barut izine rastlandığına dair tutanak tutulmuş. Bunun üzerine itiraz ediliyor. ‘Sehven yazılmıştır.' şeklinde karar düzeltiliyor." diyerek bu dosyada karar veren Mahkeme Heyeti başkanı M. Y., üyeler B. S. ile S. Y. ve savcı İ.A.'un da FETö'den açığa alındığını hatırlattı.

Devlet ve hükümet yetkililerine seslenen Yılmaz, yaşanan tüm bu komplo ve kumpasların açıkça ortada olduğunu, bu yüzden mahkum ailelerinin de isteği olan adil ve yeniden yargılama taleplerinin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti. (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler