Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde 15 Temmuz darbe girişimine karşı sokaklara inen halkı dağıtmaya çalışan FETÖ'den tutuklu polis amiri ile belediye başkanını haberleştiren muhabir, kendisi hakkında dava açılmasına tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine 15 Temmuz'da meydanlara çıkan Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde halkı dağıtmaya çalışan Birecik Belediye Başkanı Mehmet Faruk Pınarbaşı ve dönemin Birecik İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Büro Amiri Erdal Akyürek, halkın tepkisiyle karşılaşmış ve yer yer arbede yaşanmıştı.

Yaşanan olayları haberleştirdiği için belediye başkanının yakınları olduğu iddia edilen kişiler tarafından önce darp edilen daha sonra da suçluymuş gibi gözaltına alınan İlke Haber Ajansı Birecik Muhabiri Bahattin Coşkunkan hakkında dava açıldı.

O gece yaşananları haberleştirerek kamuoyuna duyurduğunu belirten Coşkunkan, söz konusu haberi yaptığı için şu anda yargılandığını söyledi.

Coşkunkan, "15 Temmuz darbe girişimi sırasında tüm Türkiye'de olduğu gibi Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde de saat 23.30 gibi halk, ilk etapta AK Parti ilçe teşkilatının önünde toplanmaya başladı. Medya mensubu olduğumuz ve o anları haberleştirmek için toplanan kalabalığın içindeydik. Ama onun öncesinde bazı iddialar vardı. O darbenin yapılmak istendiği saatlerde, 21.00 ile 22.00 arasında, polis merkezi ve AK Parti ilçe başkanlığı oraya yakın bir yerde olduğu için polisin, oraya gelen kalabalığı uzaklaştırdığı iddia ediliyordu. 'Darbe oldu, gelmeyin. Herkes evlerine gitsin, sıkı yönetim ilan edildi.' diyerek vatandaşları uzaklaştırdıkları iddia ediliyordu. Saat 23.30 sıralarında da kameramı elime almış, toplanan kalabalığı haberleştirmek için AK Parti ilçe teşkilatının önündeydim. Saat 23.40 sıralarında kalabalık, kortej eşliğinde yürümeye, darbe girişimini protesto etmeye başladı." dedi.

"Türkiye'de darbe oluyor, polis ise Birecik'te sıkıntı olmadığını iddia ediyordu"

Zaman zaman halk ve polis arasında arbede yaşandığını dile getiren Coşkunkan, sözlerine şöyle devam etti:

Saat 00.00 ile 01.00 arasında Günaydın Mirkelam Okulu yakınında toplanan kalabalığı, ismini bildiğim bir emniyet mensubu 'Birecik'te jandarma ile ilgili bir sıkıntının olmadığını' iddia ederek dağıtmak istedi. Zaman zaman halk ile arbede yaşandı. Çünkü Türkiye'de darbe oluyor, cumhurbaşkanı uçakla Ankara'ya bile inemiyor. Polis ise Birecik'te bir sıkıntı olmadığını iddia ediyor. Hatta orada bir iki bayan da 'Bu polis provokatördür, izin vermeyin. Biz devam edeceğiz.' dedi.  O gece polis, halkı dağıtmak için elinden gelen her şeyi yaptı ama halk dağılmak istemedi, polise karşı direndi. 'Polisin işi bizi korumak.' diyorlardı. Ankara'da insanların öldüğünü söylüyorlardı ama o polisler, Birecik'te jandarma ile ilgili bir sıkıntının olmadığını iddia ederek, toplanan kalabalığın dağılmasını, bir de istihbarat bilgisinin olduğunu söylüyorlardı. Buna rağmen halk dağılmak istemeyince AK Parti ilçe teşkilatının önünde gece saat 02.30 ile 03.00 gibi şehir turu yapılarak tekrar gidildi. Bu defa da Birecik Belediye Başkanı Mehmet Faruk Pınarbaşı megafonu eline alarak, o kalabalığı oradan dağıtmak istedi. Halk ona da itiraz etti. Hatta orada bir vatandaş 'Biz bu talimatı cumhurbaşkanından aldık, dağılmayacağız. Biz canımız da gitse biz ölsek de buradan dağılmayacağız.' dedi. Bunun üzerine belediye başkanı, 'Biz ölü olarak bir şeye yaramayız.' dedi. O zaman Ankara'da şehit olanlar bir şeye yaramıyor muydu? O kadar şehit oldu. O şehitler olmasaydı o zaman darbe gerçekleşecekti. Ortada garip bir durum vardı.

"Türkiye'nin hiçbir il ve ilçesinde böyle bir olay yaşanmadı"

Türkiye'nin hiçbir il ve ilçesinde böyle bir olay yaşanmadığını, sadece Birecik'te yaşandığını anlatan Coşkukkan, "15 Temmuz'da İstanbul ve Ankara gibi birkaç ilde sıkıntı oldu ama buna rağmen Türkiye'nin 81 ilinde ve bunlara bağlı bütün ilçelerde halk bu darbe girişimini protesto etmek için meydanlara inmişti. Zaten garip olan da buydu. Türkiye'nin hiçbir il ve ilçesinde böyle bir olay yaşanmadı. Bu olay sadece Birecik'te yaşandı. Biz zaten bunun için bunu haberleştirdik. Hiçbir il ve ilçede emniyet mensubu veya siyasi parti yetkilileri halka 'Dağılın!' demedi. Halk zaten bizatihi cumhurbaşkanının isteğiyle meydanlara indi. Bu meydanlara inen halkı da maalesef Birecik'te emniyetteki bazı kişiler dağıtmak istedi. Gece saat 03.00 sıralarında yani meclisin bombalandığı esnada Birecik'te jandarma ile ilgili bir sıkıntının olmadığı belirtilerek halk dağıtılmaya çalışıldı." ifadelerini kullandı.

"FETÖ'den tutuklu olan o ama olayı haber yapan muhabir yargılanıyor"

O gece halkı ısrarla dağıtmak isteyen Akyürek'in, FETÖ soruşturması kapsamında ihraç edildiğini ve şu an tutuklu olduğunu belirten Coşkunkan,  "İşin garip tarafı, şu an FETÖ'den tutuklu olan o ama olayı haber yapan muhabir yargılanıyor. Biz bu haberi yaptıktan bir saat sonra o polis beni arayarak 'Bu haberi sen mi yaptın?' diye sordu. 'Evet, ben yaptım.' diye cevap verdim. Bana 'Ne hakla böyle bir haber yaparsın, senin amacın nedir?' dedi. Ben de o gece yaşananları haberleştirdiğimi söyledim ve telefonu kapattı. Ardından, sonradan öğrendiğim belediye başkanının basın danışmanı beni aradı. Tehditvari bir dille bana, 'Neredeysen partiye gel, başkan sizinle görüşmek istiyor. Ya sen gel ya da neredeysen gelip seni alalım.' dedi. Ben de kendisine gelmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine 3-4 defa üst üste beni aradı. Ben telefonlarına cevap vermedim, durumu ajansıma bildirdim." şeklinde konuştu.

"Zabıtalar ve korumalar meydanda beni darp ettiler"

Coşkunkan, darbe girişiminin ikinci günü darbe karşıtı gösterileri takip etmek için meydana gittiğini ve haberden rahatsız olan ve Pınarbaşı'na yakın olduğu iddia edilen bir grup tarafından darp edildiğini hatırlarak, şunları söyledi:

Ertesi gün haber yayınladıktan sonra biz tekrar darbe karşıtı gösterilerin yapıldığı meydana gittik. Bizim amacımız haber yapmaktır, zaten görevimizdir. Kimseyi kötülemek veya karalamak için bir şey yapmıyoruz. Ne ise onu haberleştiriyoruz. Haber yapmak için meydana gittik. Belediye başkanı otobüsün üzerinde konuşuyordu. Konuşması yaklaşık yarım saat sürdü. O esnada birileri sürekli beni işaret ediyordu. Çünkü belediye başkanı beni tanımıyordu. Belediye başkanının konuşması bitti. Aradan 15-20 dakika geçtikten sonra zabıtalar, korumalar meydanda beni linç etmek için üzerime geldiler, beni darp ettiler. Bizi orada toplanan kalabalık ayırdı. Polis sanki biz darp etmişiz gibi bizi Şanlıurfa'daki muhabir arkadaşımız ile birlikte yaka paça emniyete götürdü. Biz emniyete gittiğimizde arkamızdan belediye başkanı, korumaları, basın danışmanı ve birkaç tanımadığımız kişi de geldi. Ben orada bu duruma itiraz ettim. Bize gözaltı işlemi yapmışlar, bunu sonradan öğrendik. Sanki biz saldırmışız gibi… Mağdur olan biziz ve bizi gözaltına aldılar.

"Belediye başkanı, emniyet müdürünün odasında bizi sorgulamaya çalıştı"

"Emniyet müdürünün odasında belediye başkanı bizi sorgulamaya çalıştı." diyen Coşkunkan, "Siz bu haberi nasıl yaparsınız ve neye dayanarak bu haberi yapıyorsunuz?' diyerek bizleri sorguya çekti. Biz, 'Haberde bir sıkıntı varsa bunun yolları da kanuni yollardır. Mahkemeye başvurabilirsiniz.' dememize rağmen ısrarla 'Bu haberi çekeceksiniz.' şeklinde bizi tehdit ediyordu. Aradan 10-15 dakika geçti ve savcı geldi. 'Sizin aranızı bulmaya geldik.' dedi. Belediye başkanı bizi topluma hedef olarak gösterdi. Şu anda ise yargılanıyoruz. O gece meydanlardaki halkı dağıtan polis FETÖ'den ihraç edilerek tutuklanmış ve cezaevinde bulunuyor. Ama bu durumu haber yapan muhabir yargılanıyor. Trajikomik bir olayla karşı karşıyayız. Gözaltına alındığımız gece yaklaşık 5 saat gözaltında tutulduk. Orada 'Biz birbirimizden şikayetçi olmayacağız.' diyerek anlaştık. O olay orada kapanmıştı. Üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra geçtiğimiz ocak ayında bana tebligat geldi. Ben de çok şaşırdım. Mağdur olan benim, yargılanan yine ben. FETÖ'den ihraç edilen ve tutuklu bulunan polisin benden şikâyetçi olduğu için şu an ben yargılanıyorum. Ortada garip bir durum var."

"Avukatım o polisin FETÖ'den tutuklu bulunduğunu söylediğinde hâkim şaşırdı"

Yargılanma sürecinin başladığını ve ilk defa mahkemeye çıktığını anlatan Coşkunkan, "Avukatımla birlikte ilk mahkemeye çıktığımızda hâkim, emniyete verdiğim ifadeyi kabul edip etmediğimi sordu. Kabul ettiğimi söyledim. Olay nasıl gelişmişse onu anlattım. Haberin videosunda da hepsi var. Hâkimin, o polis memurunun FETÖ'den ihraç edildiğinden ve tutuklu olduğundan haberi bile yoktu. Avukatım o polisin FETÖ'den ihraç edilip tutuklu bulunduğunu söylediğinde hâkim sanki iddianameyi hiç okumamış gibi şaşırdı. Yargılanma sürecim devam ediyor. Mahkememiz 31 Mayıs'a ertelendi." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve Şanlıurfa milletvekillerine seslenen Coşkunkan, "Biz bir gazeteci olarak mesleğimizi yapamayacak mıyız?" ifadelerini kullandı. (İbrahim Koçyiğit - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler