​Gazze’de "Büyük Dönüş Yürüyüşü" sırasında Siyonistler tarafından bacağından vurulan ve tedavisi için İstanbul'a getirilen 16 yaşındaki yetim kız Meryem Ebu-Matar, Filistin bayrağını taşıdığı için hedef seçildiğini belirtti.

Gazze’de "Büyük Dönüş Yürüyüşü" sırasında yaptıkları barışçıl gösterilerde siyonist çeteler tarafından sniper ile bacağından vurulan 16 yaşındaki yetim kız Meryem Ebu-Matar’ın tedavi süreci Türkiye’de devam ediyor.

İHH İnsani Yardım Vakfı aracılığı ile Nisan ayında  tedavi için İstanbul’a getirilen Matar 4 aylık tedavi sürecinde 13’ü ciddi olmak üzere toplamda 42 defa ameliyat edildi. Taksim Acıbadem Hastanesindeki doktorların başarılı operasyonu sonucunda tekrar yürüme yetisini kazanan Matar’ın tamamen yürümeyebilmesi için 1 yıl daha tedavi görmesi gerekiyor.

Konuya ilişkin Meryem Ebu Matar, İHH Yönetim Kurulu Üyesi Durmuş Aydın ve Meryem’in doktoru Doç. Dr. Mehmet Veli Karaaltın’ın katılımlarıyla Taksim Berjer Hotel’ de gerçekleştirilen bir basın açıklamasında Matar’ın tedavi süreci anlatıldı.

Basın açıklamasında konuşan Meryem Ebu-Matar, "Türkiyeye geldikten sonra iyileşmeye başladım. Bu Allah’ın bir lütfudur. Tedavimi yapan Doç. Dr. Mehmet Veli Karaaltın’a da teşekkür ederim. İHH'nın yardımları ve annemin duaları için de teşekkür ederim." dedi.

Filistinliler olarak Türkiye'yi kardeş bildiklerini ifade eden Ebu-Matar, Bir gazetecinin "Hedef seçildiğinize inanıyor musunuz" sorusuna karşılık, "Ben Filistin bayrağını taşıdığım için özellikle hedef alındığıma inanıyorum." cevabını verdi.

Filistin’de uzun yıllardır süre gelen drama dikkat çeken İHH Yönetim Kurulu Üyesi Durmuş Aydın, 2007 yılından bu yana işgal rejiminin Gazze'ye uyguladığı ablukanın hem kara hem de denizden sürdürüldüğünü söyleyerek, yaşananların Gazze’de bulunan 2 milyon insanı ciddi şekilde etkilediğini belirtti.

Aydın, "Maalesef Gazze açık hava hapishanesidir. Bunu hepimiz biliyoruz. Gün geçtikçe Gazze ekonomik, sağlık, sosyal ve eğitim olarak neredeyse son aylarını yaşamaktadır. Bu süreç böyle giderse uluslararası toplum sessizliğini korursa israil, Birleşmiş Milletlerin aldığı bütün kararlara rağmen bu hukuksuzluğuna devam ederse tüm dünyanın gözü önünde 2 milyon insan çaresizlik içerisinde hayatlarını sürdürmeye çalışacak." ifadelerini kullandı.

"Bir gün daha gecikseydi yüksek ihtimalle bacağını kaybedecekti"

Meryem’in en şiddetli yaralanma şekliyle yaralandığını söyleyen Plastik Cerrah Doç. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, ilk ameliyatı yaptıklarında çok sayıda şarapnel parçası çıkardıklarını ve kaval kemiğinin paramparça olduğunu ifade etti.

 

Bu yaralanmalarla beraber ana damar ve sinirlerin de hasar gördüğünü belirten Karaaltın, "Ana damar ve sinirler hasar gördüğü için kan dolaşımı olmuyordu. Bu bizim için en büyük olumsuzluktu. Ama erken müdahale sonucunda o damarları onardık. Tabi tedavi kolay olmadı. Neredeyse bacağının yarısı yoktu. Kirli bir yaralanma olduğu için hemen enfeksiyon kaptı ve onunla mücadele etmeye başladık." diye konuştu.

Türkiye’de tıbbın artık çok ilerde olduğuna vurgu yapan Karaaltın "Amerika’da ya da Avrupa’da da olsalar aynı şekilde tedavi edileceklerdi. Biz burada kök hücre tedavisi yaptık. Eğer bir gün daha gecikseydi yüksek ihtimalle bacağını kaybedecekti." şeklinde konuştu. (Nizamettin Aşkın- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler