Halepçe katliamının Hiroşima ve Nagazaki'den sonra en büyük insanlık trajedisi olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Hemin Omar Ahmad, dünya kamuoyunun gözü önünde gerçekleşen bu katliama sessiz kalındığını söyledi.

16 Mart 1988 yılında yaşanan Halepçe katliamının yıl dönümü dolayısıyla İLKHA'ya konuşan Bingöl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hemin Omar Ahmad, Halepçe katliamının Hiroşima ve Nagazaki'den sonra en büyük insanlık trajedisi olduğuna dikkat çekti.

Aynı bölgenin bir insanı olarak, Halepçe katliamının dünü ve bugününü anlatan Yrd. Doç. Dr. Ahmad, Halepçe'nin 19'uncu yüzyıl sonlarına kadar da Osmanlı'ya bağlı bir kaza olduğunu hatırlattı.

Halepçe'nin, İran'a 10 kilometre, Süleymaniye şehrine ise 80 kilometre uzaklıkta bulanan bir Irak Kürdistanı şehri olduğunu belirten Ahmad, Halepçe'de Mevlana Halid-i Bağdadi gibi çok büyük âlimlerin yetiştiğini, bunun yanı sıra İslami hareketlerin de ortaya çıktığını aktardı.

Irak'ın kurulması ile beraber, 1960 ve 1970'li yıllara kadar Halepçe'nin birçok defa ayaklanmalara sahne olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Admad, "Halepçe, Saddam ve Baas partisi döneminde yapılan haksızlık ve zulümlere karşı direnen bir şehirdir. İslami yapısı münasebetiyle Saddam ve Baas partisi döneminde bazı başkaldırı hareketinde bulunan bir şehir. Halepçe'de katliamın hemen öncesinde yine Saddam'a karşı bir ayaklanma da olmuş."

1980 ve1988 yılları arasındaki İran ve Irak savaşında, Müslüman Kürtlerin büyük eziyet ve zulümlere maruz kaldığına işaret eden Ahmad, bu zulmün Baas ve Saddam döneminde artarak devam ettiğini sözlerine ekledi.

"İran ve Irak savaşında 5 bin Kürt köyü yıkıldı ve yok edildi"

Yrd. Doç. Dr. Hemin Omar Admad, konuşmasına şöyle devam etti: "Halepçe katliamından önce Saddam, Erbil şehrine bağlı iki köye kimyasal atarak, 150 kişinin ölmesine neden oluyor. Kimsenin bu köylerden haberi yok ve gündemde olmadı. Şeywassen ve Barisan köyleri. İran ve Irak savaşında 5 bin civarında sınır köylerinde yaşayan Kürt köyleri yıkıldı, yakılıp boşaltıldı. Baas ve Saddam'ın amacı tüm bu köylerde bulunan Kürtleri buradan çıkartıp boşaltmaktı. Halepçe de buna dâhildir. Bu boşaltılacak köylerde bulunan Kürtler yerlerinden, yurtlarından alınıp şehirlere göçe zorlanacaklardı."

"Saddam hiçbir şekilde Kürtlerin varlığını istemiyordu"

Halepçe katliamının birkaç sebebi olduğunu ifade eden Admad, "Saddam hiçbir şekilde Kürtlerin varlığını istemiyordu. Zaten Halepçe katliamından önce iki Kürt köyüne kimyasal saldırı yapması bunun göstergesidir. Halepçe'nin başka bir özeliği halkının mücadeleci olması ve zulmü kesinlikle kabul etmemesidir. Ayrıca Halepçe halkı, birlik ve beraberlik içinde hareket ediyor, kendi âlimlerinin etrafında toplanması birilerinin hoşuna gitmiyordu. Halepçe halkı daha önceleri Saddam'a başkaldırıda bulunduğu için oradan da gelen bir düşmanlık ve kin vardı. Saddam Halepçe'deki Kürtlerin İran ve Irak'a gidiş ve gelişlerini istemiyordu. Halepçe saldırısında bunu bahane olarak ileri sürdü." diye belirtti.

"Kimyasal saldırı olduğunda Halepçe'de 5 ile 6 bin civarında bir insan yaşıyordu"

Katliamın yaşandığı 16 Mart 1988 tarihinde yaşananları anlatan Ahmad, "Kimyasal saldırı olduğunda Halepçe'de 5 ile 6 bin civarında bir insan yaşıyordu. Uçaklar geldiklerinde elma kokusunu andıran bir koku yayılıyor. Halk bunu anlamıyor. Birkaç dakika için 5 bin insan ölüyor kimyasal nedeniyle. O olayda kimisi yaralı olarak İran'a kaçıp sığındı. Bu katliamda çocuklar anasız ve babasız kaldı. Bazı çocukların da kaybolduğu söyleniyor. Birçok aile kimyasal saldırıda yok oldu. Saldırı esnasında Halepçeli olup da dışarıda olanlar vardı. Onlar da ailelerini kaybettiler, göremediler ve tek başlarına kaldılar. Halepçe katliamında ölenler insanlar toplu bir şekilde elbiseleri ile birlikte defin edildi." ifadelerini kullandı.

Halepçe'de kullanılan kimyasal silahların Almanya ve Avrupa ülkeleri tarafından verildiğini belirten Admad, bu ülkeleri Saddam'ın kendi halkına bu silahı kullanacağını bildikleri halde verdiklerini vurguladı.

"Halepçe, Hiroşima ve Nagazaki olaylarından sonra en büyük trajik bir olaydır"

Halepçe katliamını tarihteki en büyük trajedilerden biri olduğunun altını çizen Ahmad, "Halepçe, Hiroşima ve Nagazaki olaylarından sonra en büyük trajik bir olaydır. Saddam, bu katliamı bütün dünyanın gözü önünde gerçekleştirmesine rağmen gerekli tepki verilmedi. Kimyasal saldırının etkisi devam ediyor ve insanlar kimyasal kaynaklı olarak hayatını kaybediyorlar. Avrupa ülkeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi durumu gördükleri halde kayıtsız kaldılar ve tepkileri laftan öteye gitmedi." diye belirtti.

"Halepçeliler, bu katliamda kimin ve kimlerin elinin olduğunu iyi biliyor"

"Halepçe halkı, başlarına gelen bu olayın başka toplumların başına gelmemesi için Halepçe'nin bir sembol olarak görünmesini istiyor. Halepçeliler, bu katliamda kimin ve kimlerin elinin olduğunu iyi biliyor. Bu katliamı yapanların sonunu herkes gördü. Halepçe halkı şuna inanıyor, zulüm devam etmez bir nihayeti vardır. Allah zulüm yapan kimsenin yanına bunu bırakmaz." dedi. (Bülent Temiz- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler