Hasankeyf’te 11 bin 500 yıl öncesine ait çok sayıda insan iskeleti bulundu

Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesinde yapılan kazı çalışmalarında, 11 bin 500 yıl öncesi Neolitik döneme ait yerleşim yerinde çok sayıda insan iskeletleri ortaya çıktı.

Ilısu Barajı altında kalacak Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesinde "Kültür Varlıklarının Kurtarılması Projesi" kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı Hasankeyf Kazı Başkanlığı tarafından kurtarma kazılarının sürdüğü höyükte, 11 bin 500 yıl öncesi Neolitik döneme ait yerleşim yerinde çok sayıda insan iskeletleri ortaya çıktı.

Baraj gölü altında kalacak Hasankeyf'te bu yıl ağustos ayının başında başlayan kazı çalışmalarında Neolitik döneme ait yeni bulgular bulundu.

Hasankeyf höyükte yapılan kazı çalışmalarında 11 bin 500 yıl öncesine ait 16 adet yeni insan iskeletinin çıkarıldığı belirtildi. Boyalı insan kemiklerinin rastlanıldığı kazılarda, o dönemde ölen insanların cesetlerinin inançlarına göre evlerinin altına gömüldükleri ortaya çıktı.

“İlginç olan, hiç buğday ya da arpa gibi tahılların ele geçmemesidir”

Kazı çalışmalarında ortaya çıkan yerleşim yeri ve insan iskeletleri hakkında bilgiler aktaran Japonya Tsukuba Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yutaka Mıyake, “Japon ekip olarak Hasankeyf’te kazılarda çalışıyoruz. İlk 2011’de buraya geldik. Bu sene de ağustosun başında, 5’inci sezondur bir buçuk 2 ay çalışıyoruz. Hasankeyf Höyük Neolitik döneme aittir. Bu höyüğün günümüzden önce yaklaşık 11 bin ile 11 bin 500 arasında iskân edildiğini tespit ettik. Bu Neolitik yerleşmede ancak çıkan hayvan kemikler ve bitki kalıntılarından buranın toplu avcılıkla geçim sağladığını da biliyoruz. En çok yabani koyunu avlamışlar. Bitki olarak yabani fıstık, badem, bir de çitlembik tespit ettik. Çok ilginç olan, hiç buğday ya da arpa gibi tahılların ele geçmemesidir. Burası tamamen tarıma ya da hayvancılığa geçmeden önceki bir yerleşme olduğunu biliyoruz.” dedi.

“Çok sayıda konut tespit ettik”

Neolitik dönem içinde en az iki evrenin varlığını da tespit ettiklerini ifade eden Mıyake, “İlk evresi; evler yuvarlak, yarı gömük, çukur kazılarak taşlarla duvar örülüp ev yapmışlar. Daha sonra bu yavaş yavaş dikdörtgen plana geçiyor. Burasını normal bir yerleşme olarak düşünüyoruz. Çok sayıda konut tespit ettik. Ancak yerleşmenin ortasında biraz diğer normal konutlardan büyük, bir de bazılarında dikilitaş tespit ettik. Bu binaların özel binalar olduğunu düşünüyoruz. Bunların o zamanki toplumun toplama yeri ya da çok önemli mekân olduğunu düşünüyoruz. Normal konutların taban altında çok sayıda gömü tespit ettik.” diye konuştu.

“Gömüler arasında yaklaşık 3’te birinde kemik üzerinde boya tespit ettik”

Şimdiye kadar 120 taneden fazla iskelet tespit ettiklerini belirten Mıyake, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazılarında gömü hediyeleri var. Taştan yapılmış kaplar, taştan yapılmış boncuklar ve bir de deniz kabuğu boncukları gibi hediyeler bulundu. İlginç olan bu gömüler arasında yaklaşık 3’te birinde kemik üzerinde boya tespit ettik. Bir kırmızı bir de siyah iki renkli boya var. Belli bir zaman gömüyü bekletiyorlar, ya da gömüyorlar, sonra tekrar açıp bu etin çürümesini bekliyorlar. O etin arındırıldıktan sonra kemikleri üzerine bu boyaları sürüyorlar. Bazıları kemiği alıp tamamen boyayıp, ondan sonra tekrar yerleştirdiği kanısındayız.”

“Yabani koyun veya keçiye ait boynuzlu kafatası kısmı gömüyle birlikte bulundu”

Erişkin bir mezarın yanında bir çocuk kafatasının da yeni bulgular arasında olduğuna dikkat çeken Mıyake, “Bu sene yeni bulgu olarak, bir mezarda erkek ya da kadın olduğu bilinmeyen erişkin bir kişinin yanında bir çocuğun kafatasını tespit ettik. Bir de büyük olasılıkla yabani koyun veya keçiye ait boynuzlu kafatası kısmı gömüyle birlikte bulundu. Bunun sayısının da en az 6 olduğunu biliyoruz. Diğer kemikler bulunmadığı için bilinçli olarak o kısmı ölüyle birlikte mezara konulduğunu söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Karabük Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi ve Hasankeyf Kazı Başkanı Mevlüt Eliüşük, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Hasankeyf höyükteki kazı çalışmalarının ağustos ayının başında başladığını söyledi.

“Bölge için en erken yerleşimlerden biri”

Höyükte ilk kazı çalışmalarının 2009 yılında başladığını belirten Eliüşük, “2015-2016 yılında bir çalışma yapmamıştık. Bu sene tekrar çalışmalarımıza devam ettik. Bu çalışmalar bünyesinde özellikle Hasankeyf höyüğün Milattan Önce (M.Ö.) günümüz 11 bin 500 yıl öncesine ait olduğu analizler ve buluntular ışığında ortaya kondu. Bölge için en erken yerleşimlerden biri. Hasankeyf höyük için söyleyebileceğimiz, yuvarlak fonlu yapılar, daha doğrusu iki evli bir yapı tabakası var. Erken evlide yuvarlak çukur açılarak oluşturulan mimari plan varken, devamında ise ikinci evlide yapılar tam dikdörtgen olmasa da dikdörtgene yakın plana geçerek farklı bir evreye geçmektedir.” açıklamasında bulundu.

Konuşmasının devamında Eliüşük, şu bilgilere yer verdi: “Yuvarlak yapıların merkezinde o yapıların neredeyse 3, 4 katı büyüklüğünde ve farklı yapı katları içerisinde de büyüklüğünden ödün vermeyen bir yapı tespit ettik. Burada yaptığımız çalışmalar sonucunda göbekli tepe ile değerlendireceğimiz, dikilitaşların kurulduğunu düşündüğümüz belirli alanlar tespit ettik. Ama tabi günümüze o dikilitaşlar ulaşmadı. Onun ulaşmama sebeplerinden biri ise olasılıkla Hasankeyf höyükteki buluntuların çok yüzeyden gelmesidir. Mutlaka o dikilitaşlar vardır ama daha sonraki dönemlerde götürülmüş ihtimali çok yüksek, ya da bir inşaatta kullanılmış ihtimali çok yüksektir.”

“İskeleti boyanmış bir bebek mezarı bulduk”

Hasankeyf höyükte bu sene çok fazla mezar bulduklarını belirten Eliüşük, “16’ya yakın mezar tespit ettik. Bu mezarlardan daha önceki yıllarda benzerlerini bulduğumuz gibi iskeleti boyanmış bir bebek mezarı bulduk. Bunlar tabi ki ölülerin etleri çürüdükten sonra yapılan bir gömü şekli, daha sonra kemik boyanıyor, defnediyor ve bu gömü işleminde iskelet tam formuna yakın şekilde yine yerleştiriliyor. Tabi burada tarım yapılmadığını, daha çok toplayıcılıkla geçinildiğini görüyoruz. Tilki ya da köpek, bunun dışında at, koyun ya da keçi etinin yendiğini biliyoruz. Hasankeyf höyüğün bir özelliği, devamlı yerleşim görmemiş. Günümüzden 11 bin 500 yıl önce yerleşim başlamış ve bu yerleşim şu anki haliyle yaklaşık bin yıl kadar sürmüş ve yerleşim sonuçlanmış.” şeklinde konuştu. (M. Fatih Akgül - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler