HÜDA PAR'dan

Referandum ve sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan HÜDA PAR, Türkiye tarihinde ilk kez Batı’nın, Batıcıların ve bürokratik oligarşinin onayı alınmadan hatta karşı durmalarına rağmen bir sistem değişikliğinin gerçekleşmiş olduğunu belirtti.

HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada, 16 Nisan'da gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi modelini öngören halkoylamasına ve sonuçlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuldu.

Referandum sonucunun Türkiye'ye ve bütün İslam âlemi için hayırlara vesile olmasınını Cenâb-ı Allah'tan niyaz edildiği açıklamada, önümüzdeki on yılların şekillendirileceği tarihi bir süreçten geçildiğine dikkat çekildi.

Açıklamada, "Sandıktan çıkan "Evet" oylarıyla Türkiye tarihinde ilk kez Batı'nın, Batıcıların ve bürokratik oligarşinin onayı alınmadan hatta karşı durmalarına rağmen bir sistem değişikliği gerçekleşmiş oldu." denildi.

2019'da yürürlüğe girmesi öngörülen yeni sistemle birlikte parlamenter sistemin yürürlükten kalkacağına, koalisyonlar döneminin biteceği ve yürütmede çift başlılık sorununun giderileceğine vurgu yapılan açıklamada, "Ayrıca Medeniyet değerlerimiz ve tarihsel hafızamızın dumura uğratıldığı 1924'ten bu yana ilk kez yeni, sivil ve yerli bir anayasa ile Türkiye'de Batı'nın etki gücünün kırılması, statükonun geriletilmesi, sivil ve askerî bürokratik oligarşinin tahakkümüne son verilmesinin önü de açılmış olacaktır." ifadeleri kullanıldı.

"Tarihsel bir duruş sergileyerek ulusal, bölgesel ve küresel vesayetin geriletilmesinde kilit bir rol üstlendik"

HÜDA PAR'ın hiçbir pazarlığın ve küçük hesapların içine girmeden, memleketin iyiliği ve milletin selameti için üzerine düşeni yaptığına dikkat çekilen açıklamada, "Tarihsel bir duruş sergileyerek ulusal, bölgesel ve küresel vesayetin geriletilmesinde kilit bir rol üstlendik. Süreç boyunca yaptığımız açıklamalarda kutuplaştırıcı, ötekileştirici bir üsluptan kaçınmaya; toplumda kardeşlik ve birlikte yaşama esası çerçevesinde yapıcı ve mutedil bir dil kullanmaya özen gösterdik." diye belirtildi.

Açıklamanın devamında şu değerlendirmelerde bulunuldu: "Referandum sonuçları iktidarı ve muhalefeti ile siyaset kurumuna; halkın değişimden yana olduğunu ve değişim istediğini, şiddet ve çatışma olmaksızın sorunların çözümünden yana olduğunu, ayrıştırma ve ötekileştirmeyi netice veren etnik temeldeki bir siyasetten yana olmadığını, farklılıkları ile birlikte yaşama yolunu seçtiğini görme fırsatı sunmuştur."

Doksan yıllık süreç içerisinde ötekileştirildiğini düşünen değişik sosyal katmanların, bu sosyolojik gerçekliği olduğu gibi seçim sandıklarına yansıttığına işaret edilen açıklamada, yeni dönemin siyasi anlayışı ve idaresi; adalet, meşveret, liyakat değerlerini esas alması gerektiği ifade edildi.

"Farklı inanç ve etnik kimlikler yasal olarak tanınmalı"

Açıklamada ayrıca, "Kutuplaştırmaktan uzak durarak sosyal blokların tamamını dikkate almalı ve meşru taleplerini karşılamalıdır. Farklı inanç ve etnik kimlikler yasal olarak tanınmalı; herkesin din, can, mal, akıl ve nesil emniyeti teminat altına alınarak hukukun üstünlüğünün herkes için adalet ekseninde uygulandığı, çoğulculuğun sağlandığı Hür ve Âdil bir toplumsal düzen tesis edilmelidir. Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen Kürt halkının bölgesel silahlı vesayeti reddeden siyasal tercihi son derece iyi okunmalıdır. Sorunların üstünü örten hamaset dilinden uzaklaşılarak Yeni Türkiye'nin inşasında meşru ve haklı talepler hiçbir şart ve gerekçe ile pazarlık konusu yapılmadan karşılanmalıdır. " önerilerinde bulunuldu.

16 Nisan referandum sonuçlarının bütün kesimler tarafından kabullenilmesi ve meşruiyetinin sorgulanmaması gerektiğine değinilen açıklamada, somut ve açık deliller olmaksızın "şaibe" söylemlerinden de uzak durulması gerektiği ifade edildi.

Kimi uluslararası kuruluşların kötü niyetli müdahale ve çağrılarına da itibar edilmemesine işaret edilen açıklamada, tehlikeli neticeler doğuracak sokak çağrısının, çağrıyı yapanların meşruiyetini sorgulanır hale getireceğinin unutulmaması gerektiği belirtildi.

"Hamasî, kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir dil yerine kucaklayıcı bir dil tercih edilmeli"

Açıklamanın sonunda, "Hamasî, kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir dil yerine bütün siyasi parti ve aktörler kucaklayıcı ve kapsayıcı bir dili tercih etmelidir. "Evet" ve "Hayır" diyen tüm kesimlerin iradelerine saygı duyulmalı ve halkın bütününün maslahatı göz önünde bulundurulmalıdır. Yeni sistemle birlikte koalisyon hükümetleri dönemi kapandığından, şimdiye kadar "yönetimde istikrar" için feda edilen "temsilde adalet" mutlaka sağlanmalı, bunun için seçim barajı tamamen kaldırılmalıdır. Ayrıca halkoylaması ile gerçekleşmiş olan kısmi değişiklikler yeterli görülmemeli; mevcut darbe anayasası yerine toplumun inanç ve değerleri ile uyumlu, ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek, resmi ideolojiden arındırılmış yeni, sivil ve yerli bir anayasa vakit kaybetmeden hazırlanmalıdır." ifadeleri kullanıldı. (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler