"Dünya Muztazaflar Haftası" münasebetiyle Mustazaflar Cemiyeti Genel Merkezi tarafından bir mesaj yayımlandı.

Mustazaflar Cemiyeti Genel Merkezi, "Dünya Muztazaflar Haftası" münasebetiyle yayımladığı mesajda; yaşanan zulümlerin, katliamların, acıların failinin ve insanlık tarihine sürülen kara lekelerin müsebbibinin emperyalist Batılı devletler olduğuna vurgu yaptı.

Kur'an-ı Kerim'den Kasas Sûresi'nin, "Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar, apaçık kitabın ayetleridir. İman edecek bir kavim için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana dosdoğru okuyacağız. Çünkü Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını parça parça etmişti. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Belli ki o bozgunculardandı. Biz ise istiyorduk ki, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım, onlara (ötekilerin) yerini aldıralım. Ve o yerde onları hâkim kılalım, Firavun ile Hâmân ve ordularına, onlardan çekinmekte oldukları şeyi gösterelim." ilk altı ayetiyle başlayan mesajda, şu ifadelere yer verildi:

"Bilindiği üzere her yıl 16-23 tarihleri, dünyanın birçok yerinde 'Dünya Mustazaflar Haftası' olarak anılmaktadır. Bu hafta içinde meydana gelen bazı önemli olaylara binaen mazlum ve mustazafların sorunlarıyla, dünyada yaşanan zulümlere dikkat çekmek amacıyla böyle bir hafta belirlenmiştir. Bunların en belirginleri, Halepçe Katliamı 16 Mart 1988'de; Şeyh Ahmet Yasin'in işgalci Siyonistler tarafından 22 Mart 2004'te şehid edilmesi, Türkiye'de rejimin gadrine uğrayarak vefat eden ve birçok yönden mazlumların sembolü haline gelen Üstad Bediüzzaman'ın 23 Mart 1960'da vefat etmesi ve naaşının kabrinden çalınması…"

Bir avuç insanın refah içinde yaşamasına karşılık milyonlarca insana açlıkla mücadele ediyor

Batılı emperyalist güçlerin dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmeye dayalı düzenlerine dikkat çekilen mesajda, "Malum olduğu üzere 20. yüzyılda dünya üzerinde var olan zulüm ve katliamlar 21. yüzyılın ilk çeyreğinde de devam ediyor. Batılı emperyalist güçlerin vahşi hayvanlar gibi saldırganlıkları, dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmeye dayalı düzenleri, neticede bir avuç insanın refah içinde yaşamasına karşılık milyonlarca insana açlık, katliam ve ölüm olarak dönmektedir. 7 milyarın üzerinde insanın yaşadığı dünyada, bir milyardan daha fazla insan yetersiz beslenmektedir. Her gün 30 bine yakın insan açlık ve açlığa bağlı sebeplerden ötürü hayatını kaybetmektedir. Bir yanda lüks tüketim ve silah teknolojisi için dünyanın kaynakları hoyratça sömürülürken, diğer yandan da açlık nedeniyle her dört saniyede bir kişi ölmektedir. Tüm bu ölümlerin sebebi, Afrika'da sömürge dönemine dayanan sorunlardır. Afrika'da bugün yaşanan açlık ve kuraklığın temel nedeni Batılı/Avrupalı emperyalist sömürge politikalarında aramak gerekmektedir. Afrika'nın sahip olduğu altın, gümüş gibi değerli yer altı kaynakları iki yüzyıldır vahşice sömürülmektedir." denildi.

"Neo-Haçlı saldırılarının sebep olduğu savaşlar neticesinde sadece Suriye ve Yemen'de bir milyona yakın Müslüman katledildi"

Emperyalist devletlerin sebep olduğu savaşların en yoğun yaşandığı yerlerin İslam ülkeleri olduğuna dikkat çekilen mesajda, buralarda yaşanan katliamlar hatırlatılarak, şu ifadeler kullanıldı:

"Afrika'da durum bu iken; Ortadoğu diye nitelendirilen İslam coğrafyasında ve Asya ülkelerinde Batılı emperyalist güçlerin sebep olduğu savaşlar ile bu savaşların sonucunda meydan gelen göçler de büyük acılara sebep olmaktadır. Hiç şüphesiz Batılı emperyalist devletlerin sebep olduğu savaşların en yoğun yaşadığı yerler İslam ülkeleridir. Neo-Haçlı saldırılarının sebep olduğu bu savaşlar neticesinde sadece Suriye ve Yemen'de bir milyona yakın Müslüman katledildi ve yine milyonlarcası yerlerinden göç etmek zorunda kaldılar. Ayrıca yüzlerce şehir de harap oldu. Ülkelerindeki kötü yaşam koşullarından kaçan yüz binlerce Müslüman, Avrupa kapılarında çok kötü muamelelere tabi tutuldu. Dalyan el Kurdi gibi nice masum bebeğin cesedi, anne, baba ve kardeşleriyle birlikte Akdeniz'de sulara gömüldü."

"İnsanlık tarihine sürülen kara lekelerin müsebbibi emperyalist Batılı devletlerdir"

İslam coğrafyasında yaşanan katliamların sebebinin emperyalist Batılı devletler olduğuna vurgu yapılan mesajda, şu tespitlere yer verildi:

"Bugün 29'uncu yıl dönümü münasebetiyle anılan Halepçe'de 5000 sivil Kürd'ün zalim Saddam eliyle ve kendi üretimleri olan kimyasal silahlarla katledilmesine sessiz ve sağır kesilen emperyalist ABD ve Avrupa'nın bugün Mısır, Suriye, Irak, Filistin, Mynmar, Libya ve Yemen'deki katliamlara sessiz kalmaları, açlıkla kırılarak yaşamlarını yitiren insanlara suskun kalmaları, onların gerçek yüzünü bir kez daha göstermektedir. İnsanlık tarihine sürülen kara lekelerin müsebbibi, yaşanan katliamların faili emperyalist Batılı devletlerdir. Bu gerçek hiçbir zaman değişmeyecektir."

"Halepçe Katliamının tetikçisi her ne kadar Saddam olsa da asıl failler Batılı emperyalistlerdir"

16 Mart 1988'de Halepçe'de yaşanan katliamın sorumlusunun da Batılı devletler olduğunun belirtildiği mesajın sonunda, "Halepçe'de işlenen insanlık suçunun tetikçisi her ne kadar Saddam olsa da asıl failler Batılı emperyalistlerdir. Mustazaf Kürt halkının kıyımdan geçirilmesine, acılara gark edilmesine, dolaylı veya direkt olarak sebep olan Batılıların, yaptıkları zulümleri unutmadık ve unutmayacağız. Bu vesileyle bir kez daha dünyanın dört bir yanında zulüm ve katliamlara maruz kalarak şehid olan, zulümler altında hayatları sonlanan tüm mustazaflara rahmet diliyor, zulmün son bulması için mücadele eden her nerede olursa olsun tüm Müslümanları da selamlıyoruz." denildi. (Mustafa Kaynak - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler