​Emperyalist ABD'nin Kudüs'ü işgalcilerin sözde başkenti olarak ilan etmesini değerlendiren Mavi Marmara Gemisi Gaziler, Filistin’deki siyonist işgal sona ermeden Müslümanların başını dik tutmasının mümkün olmayacağını belirttiler.

Gazze'ye yardım götüren Mavi Marmara Gemisi'ne siyonist işgalci çeteler tarafından düzenlenen saldırıda yaralanan gaziler, emperyalist ABD'nin Kudüs'ü işgalcilerin sözde “başkenti” olarak ilan etmesini İLKHA’ya değerlendirdi.

Filistin’deki siyonist işgal sona ermeden, Müslümanların başını dik tutmasının mümkün olmayacağını belirten gaziler, yeryüzündeki akan tüm Müslümanların kanında Amerika ile siyonist işgalcilerin ve ona destek verenlerin parmağının olduğuna vurgu yaptılar.

Amerika’nın kararını cüretkâr olarak niteleyen Mavi Marmara Gemisi gazilerinden Mehmet Ali Zeybek, "israili devlet" olarak değil, terörist olarak tanıdığını belirtti.

Amerika’nın kararıyla emperyalist bir devlet olduğunu ispat ettiğini dile getiren Zeybek, “Bu çok beklenemeyen bir şey değil. Bu insanlar sırayla İslam ümmetini parçalayarak, kendi emellerini yavaş yavaş uyguluyorlar. Bu konuda kendi programlarını takip ediyorlar. Maalesef bu noktada biz Müslümanlar, özellikle Müslüman yönetimler dağılmışlığı gösterince onlar da cüretkâr davranıyor. Tabi ABD’nin kendi politikası son zamanlarda bilindiği şekilde çok agresiftir. Amerika bu kararla, ‘ben Hıristiyan devletten emperyalist devlete geçiyorum’ diyor. Çünkü bir Hristiyan’ın Yahudilere Kudüs’ü peşkeş çekmesi, orayı başkent tanıması Hristiyanlıkla tezat iki meseledir. Dolayısıyla Amerika emperyalist olduğunu kabul etmiştir. Amerika, Madde üzerine kurulu bir sistem, dünya ülkelerini sadece sömüren, özellikle Müslümanlar üzerinde onların kanını emen, yeraltı zenginliklerini çalan, onun dışında hiçbir şey umurunda olmayan sözde özgürlükçü, gittiği topraklarda özgürlük götürdüğünü iddia edip tam tersi kaos ve kargaşa çıkaran bir devlet olduğunu ilan etmiştir. Bizi bu incitmiyor. Niye? Biz zaten emperyalist devletle, siyonist devletle, Amerika’nın derin devleti, siyaseti ile ilgilenenlerle israilde Netanyahu’nun taraftarlarının aynı olduğunu düşünüyoruz. Hiçbir şekilde bunların bir farkı yoktur ki lobileriyle bunu zaten gösteriyorlar. Burada acı olan maalesef Müslüman toplumların bu konuda birlik olmamaları, bir birliktelik gösterip bu zalimlere karşı tek bir yumruk olamamalarıdır.” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesi Toplantısının sonuç bildirisini de değerlendiren Zeybek, “Dün İslam İşbirliği Teşkilatı almış olduğu karar uluslararası hukuk normlarına göre alınmış bir karardır. Biz Müslümanlar o kararı güzel bulmakla beraber eksik buluyoruz. Doğu Kudüs’ün başkent ilan edilmesi 1967 topraklarından sonra 1980’lerde oluşturulmuş uluslararası bir hukuk kuralıdır. Ondan dolayı devletler hukukuna göre bir kelime kullanmışlardır. Biz Kudüs’ün, Filistin topraklarının işgal altında olduğunu, işgal eden bir devletin de başkent ilan etme gibi bir girişimini olmayacağını, terörist bir devlet olduğunu düşünüyoruz, daha doğrusu öyle bir devleti de kabul etmiyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Savaşlar para, medya, silah, uçak ve tankla oluyor fakat oradaki kardeşlerimizin elinde bunlar yok”

Müslümanları Filistin’deki direniş hareketlerine yardım çağrısı yapan Zeybek sözlerine şöyle devam etti:

“Filistin halkı 1948’den beri hatta daha öncesinde direniş savaşlarıyla İngilizlerin elindeyken çok büyük bir mücadele vermişlerdir. İlk neslin torunları şu an o davayı yürütüyorlar, ciddi sıkıntılar yaşıyorlar, Müslümanların bu konuda özverili olmaları lazım. Yeryüzünde yaşayan ve kendini siyonist Yahudi hisseden ister Rusya, Çin, Amerika ya da başka yerlerde fark etmez hepsi gönüllü olarak sözde israil devletine para aktarmaktadırlar. Müslümanları bu konuda buna davet ediyoruz. Madem onlar kendi askeri güçleri için dünyanın dört bir tarafından para topluyorlar, biz Müslümanlar 2 milyara yakın nüfusa sahibiz, fakir ülkelerimiz çok, 500 milyon Müslüman sadece Filistin, Kudüs davası için kendini aidata bağlarsa bunun direnişe çok büyük katkısının olacağını düşünüyoruz. Çünkü bugün savaşlar parayla, medyayla oluyor, ciddi silah, uçak ve tankla oluyor. Fakat oradaki kardeşlerimizin elinde bunlar yok. Bizim o kardeşlerimize yardımcı olmamız gerekiyor.”

“Bunlar yarın Şam’ı, Kahire’yi, Tahran’ı her yeri almak isteyecektir”

Son olarak birlik çağrısında bulunan Zeybek, “Kudüs’ü bundan sonra biraz daha farklı platformlarda dile getirmemiz gerekiyor. Öyle pısırık bir politika ile değil tam tersi sahiplenerek. Nasıl ki evimiz işgal edilirse ona karşı tepki vereceksek, bugünKudüs bugün işgal edilmiştir hem de açık açık göstere göstere işgal edilmiştir, o evimizi canlarımızı siper etmek, malımızı bu uğurda harcayarak savunmak zorundayız. Kudüs’e bir İsrail askerinin kirli botları ile girmesi bizim evimizin en gizli yerine botları ile girmesinden farksızdır. Hatta Kudüs daha önemlidir. Çünkü Kudüs düşerse bizim evlerimizin de bir kıymeti kalmayacaktır. İsrail ve Amerika kendi İsrailliğini ve Amerikalılığını yapmıştır. Bunlar yarın Şam’ı, Kahire’yi, Tahran’ı heryeri almak isteyecektir. Biz Müslümanların bu konuda uyanık davranarak emperyalist güçlere kendi topraklarımızı çiğnetmeme, kendi kutsallarımızı savunmada bir olmamız gerekir.” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Mavi Marmara Gemisinde bulunan bir diğer gazi Recep İdikut Filistin’deki siyonist işgal sona ermeden Müslümanların başını dik tutmasının mümkün olmayacağını belirtti.

Yeryüzünde akan tüm Müslümanların kanında Amerika ile israilin ve ona destek verenlerin parmağının olduğuna vurgu yapan İdikut, artık İslam âleminin sesini yükseltmesinin vakti geldiğini söyledi.

“Bu karar Amerika’nın Mescid-i Aksa'nın statüsünü değiştirmeye yönelik bir eylemdir”

“Evet, İslam coğrafyası yanıyor, yanan bu coğrafya parçasının biri de toprakları emperyalist ve Siyonist güçler tarafından işgal edilmiş olan Filistin topraklarıdır!” diyen İdikut, “Yıllardır Filistin halkı ve şehirleri, kasabaları, köyleri aynı zulüm ve saldırılara maruz kalmakta. İsrail ve yandaşları bu topraklarda zulüm, kan, ölüm, tehcir ve tecrit ile sonuç alacaklarını planlıyorlar. Bu günde yıllarca verilen bu mücadeleye karşı Amerika son hamleyi vurmaya çalışarak Kudüs’übaşkent ilan ediyor.Bu Amerika’nın Mescid-i Aksa'nın statüsünü değiştirmeye yönelik bir eylemidir. İsrailin bu kutsal topraklar üzerindeki her türlü uygulaması zülümdür. İsraile destek vererek Mescid-i Aksa'yı kontrol altına almaya çalışıyor. Tüm bunları da silahla yapıyor.” ifadelerini kullandı.

“Yıllardır süren bu işgale ‘hayır’ demenin şimdi tam zamanıdır”

Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğuna vurgu yapan İdikut, “Yeryüzündeki akan tüm Müslümanların kanında Amerika ile israilin ve ona destek verenlerin parmağı var.Bir yandan savaş devam ederken geçmişte hep Amerika İsrail ile bu savaşta İsrail’i fitilleyen ülke olarak ilk gelen isim ABD olurdu, çünkü İsrail Amerikan emperyalizminin ve onun koruyucu kanatlarının altında yaşamını sürdüren bir ülkedir ve bugün açık bir şekilde Amerika tarafını belli etmiştir.Yıllardır süren bu işgale ‘hayır’ demenin şimdi tam zamanıdır. Artık bütün bir İslam âleminin sesini yükseltmesinin ve tüm cihana bu işgale son verilmesi ve Kudüs'ün özgürlüğüne kavuşturulması ve Kudüs’ün Filistin devletinin başkenti olduğunu mesajının verilmesinin tam zamanıdır.” dedi.

“İslam âlemini bu zor dönemlerinde Filistin’i ve Mescid-i Aksa'yı kurtarmaya yönelik daha duyarlı olmaya çağırıyorum”

Mescid-i Aksa’nın sadece Filistinlilerin değil tüm Müslümanları olduğunun altını çizen İdikut, “Kudüs ümmettin ilk kıblesidir, tevhit inancının önderleri olan peygamberlerin Allah’ın dinini en yoğun olarak insanlara tebliğ ettikleri kutsal bir mekân olan Kudüs, Mescidi Aksa bütün Müslümanlara bir emanet olarak bırakılmıştır. Tüm Müslümanların Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmeye çağırıyorum, orada yaşayan Müslümanların yanında olduğumuzu gerekirse ümmet olarak Mescid-i Aksa’daoturma eylemi yapalım, işgal sona ermeden Müslümanların başını dik tutması mümkün değildir!Amerika ve siyonist işgalciisrailMescid-i Aksa'ya yönelik saldırılarını komplolarını artırarak, İslam ümmetini tahrik ediyor,ümmetin sinir uçlarına dokunuyor.İslam âlemini bu zor dönemlerinde Filistin’i ve Mescid-i Aksa'yı kurtarmaya yönelik daha duyarlı olmaya çağırıyorum.” şeklinde konuştu.

“Taşla direnen mücahitleri gören İslam Ümmetinin vicdanı nasıl da harekete geçmiyor?”

“İsra ve Miraç topraklarında sabah-akşam işlenen siyonistyahuditerörü ve kalpleri üzüntüden parçalayan kanlı olaylar devam etmektedir” diyen İdikut sözlerine şöyle devam etti:

“Bütün bu ‘terör’ kendini savunma adına yapılmaktadır. Zalim işgalci teröristin böyle bir hakkı varsa;toprağı gaspedilen, kutsal değerleri kirletilen,kanı dökülen ve evlatları sürgün edilen mazlumun hakkı nerede?O’nun kendini savunma hakkı yokmu?İşgal gölgesinde toprakları elinden alınmış,taştan başka düşmana karşı koyacak birşeyi bulamayan ve buna rağmen taşla direnen mücahitleri gören İslam Ümmetinin vicdanı nasıl da harekete geçmiyor?Küfür devam eder fakat zulüm devam etmez. Tarih boyunca bu böyle olmuş ve olmaya devam edecektir. Firavunlar, Nemrutlar ve benzerlerinin akıbeti bunu teyit etmektedir.Artık paranoya haline gelen siyonizm, zorbalık, zulüm, hırs, Ortadoğu üzerindeki sinsi plan ve programlar, İsrail halkının bu gerçekleri görmesine mani olmaktadır. Ayrıca bu, dünya üzerinde insanca yaşamak isteyen israillibir kısım Yahudi halklara da büyük bir haksızlıktır. Rabbimizin, en yakın zamanda kahraman Filistin halkının azmi, sabrı, direnişi ve tarih yazan onurlu mücadelesi karşısında bütün çıplaklığı ile gerçekleri göstereceğine olan inancımız tamdır.”(M. Hüseyin Temel – İLKHA) 

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler