Adıyaman Müftüsü Mehmet Taşçı ve Şanlıurfa Müftüsü Mehmet Taştan, İsra ve Mirac'ın bir dönüm noktası olduğuna dikkati çektiler.

Adıyaman Müftüsü Mehmet Taşçı ve Şanlıurfa Müftüsü Mehmet Taştan, İsra ve Mirac hakkında değerlendirmelerde bulundular. İsra ve Mirac'ın Hazreti Peygamberin hayatında önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret eden Müftü Taşçı ve Taştan, bu gecenin feyzinden istifade edilmesi gerektiğini belirttiler.

İsra ve Mirac hadisesinin Peygamberimiz Efendimizin hayatında Peygamberlik geldikten sonra Cenab-ı Allah'ın yardımına, inayetine ve tesellisine en çok muhtaç olduğu bir anda gerçekleşen bir hadise olduğunu dile getiren Müftü Taşçı, Allah Resulü'nün, namazı bir Mirac olarak bildirdiğini ifade etti.

İsra ve Mirac Gecesinden önce yaşanan boykotun çok büyük sıkıntılara neden olduğunu dile getiren Taşçı: "Bir sahabi o yılları anlatırken 'O boykot yıllarında öyle sıkıntı, öyle açlık ve yokluk, öyle kıtlık yaşadık ki bizden birisi günler önce ölmüş bir hayvanın kurumuş derisini bulduğu için onu kaynatıp da sonunda içeceği için çok sevinmiştik.'  demek suretiyle boykot yılların Peygamberimize ve sahabeye ne kadar acı ve ızdırap dolu geçtiğini bu ifadelerle bildirmektedir. İşte böyle bir anda yani Allah Resul'ünün sıkıntılarının tavan yaptığı bir dönemde, hicretten takriben 18 ay önce Recep ayının 27'nci gecesinde gerçekleşen bir hadisedir İsra ve Mirac hadisesi." dedi

"Allah Resulü bize namazın bir Mirac olduğunu bildiriyor" 

Günde baş vakit kılınan namazın bu gecenin bir hediyesi olduğunu belirten Taşçı, "Ayrıca Cenab-ı Allah, bu gecenin bir hatırası olarak bu gece ile ilgili Allah Resulü aleyhissalatu vesselama ve ümmetine bir takım hediyelerde bulunmuştur. Günde beş vakit kıldığımız namaz, İsra ve Mirac'ın bir hatırasıdır, hediyesidir. İsra ve Mirac ile beraber namaz farz kılındı. Ümmetimin Miracı da günde beş defa Cenabı Allah'a yükselmiş olan namazdır. Allah Resulü bize namazın bir Mirac olduğunu yükselten Cenabı Allah'ı yücelten bir Mirac olduğunu bize bildiriyor. Onun için namazsız Müslümanlık olmaz. Müslüman olduktan sonra ilk yapmanız gereken ibadet namaz olduğu gibi aynı şekilde ahirette de hesaba çekildiğimiz zaman ilk hesabının sorulacağı amelimiz, namazımızdır." ifadelerini kullandı.

"Kudüs Müslümanların omuzlarında birer emanettir"

Mirac'ın gerçekleştiği bölge olan Kudüs'ün Müslümanlar için çok önemli bir yere sahip olduğunu hatırlatan Taşçı, "Bugün Yahudilerin zulümleri atında inim inim inleyen Mescidi Aksa ve oradaki kardeşlerimiz bizim ve bütün Müslümanların omuzlarında birer emanettir. Bu emanete bir şekilde sahip çıkmak zorundayız. İsra ve Mirac Gecelerinin bize bugün için hatırlatması gereken en önemli mesaj budur. Yani inananların ve Müslümanların biran evvel Mescidi Aksa'yı bu zulümlerden ve esaretten kurtarmalarıdır. Bunun plan ve projelerini yapmak zorundalar. Selahattin Eyyubi Hazretleri Kudüs'ü kaybettikten sonra tekrar fethine kadar hiç gülmedi. Fethettiği zaman da onlar gibi Yahudileri ve Hristiyanları kılıçtan geçirerek değil, zararsız, ziyansız bir şekilde rahat bir şekilde şehri terk etmeleri için onlara 40 gün müsaade etmiştir." dedi.

"Önemli olanın Allah'a kul olmak olduğunu öğreniyoruz İsra ve Miraç hadisesinden"

İsra ve Miraç hadisesinin, bize öğretmiş olduğu en önemli ve en büyük mesajlardan birisi de Müslümanın ne kadar büyük nimetlere gark olursa olsun tevazuyu elden bırakmaması gerektiğini anlatan bir hadise olduğunu ifade eden Taşcı, "Allah, İsra ve Miracı yaşayan Peygamberimizi anlatırken, kulu, yani 'abd' diyor. Abd, köle demek. Yani böyle lütuflara gark olmuş olan Peygamber Efendimiz, kulluğun zirvesine ulaşmıştır. Şimdi bunu anlayabilmek için yaşadığımız hayatta insanların dünya malı elde ettiği zaman maddi manada üç, beş kuruş mal ve servet sahibi olduğu zaman nasıl yoldan çıktıklarını görüyoruz. Veya basit bir makama geldikleri zaman insanlara nasıl tepeden baktıklarını görüyoruz. Peygamber Efendimiz, bu derece muhteşem nimetlere kalk olmasına rağmen adı kuldur köledir. Dolayısıyla her türlü mal, mülk, servet, imkân… Hepsi de gelir geçer. Önemli olanın Allah'a kul olmak olduğunu öğreniyoruz İsra ve Miraç hadisesinden." şeklinde konuştu.

Şanlıurfa İl Müftüsü Mehmet Taştan da İsra ve Mirac mucizesinin çeşitli sıkıntılara maruz kalan Peygamber Efendimize Allah'ın manevi bir desteği olduğunu ifade etti.

İsra ve Mirac mucizesinin nasıl ve ne zaman gerçekleştiği hakkında bilgiler aktaran Müftü Taştan, Mirac'da yapılması gerekenlerle ilgili tavsiyelerde bulunarak, Müslümanların geçmişin muhasebesini ve geleceğin planlarını bu gece vesilesiyle yapması gerektiğini söyledi.

İsra ve Mirac mucizelerinin hicretten bir yıl önce gerçekleştiğine vurgu yapan Taştan, "Kaynaklarda Mirac’ın vuku bulması hakkında bazı tarihler verilmekle beraber en sahih kabul edilen rivayet şudur: Müslümanların Birinci ve İkinci Habeşistan hicretlerinden sonra, Hz. Hatice ve Ebu Talib’in vefatlarını takip eden dönemde hicretten bir yıl önce meydana geldiği şeklindeki nakildir. Rebiyülevvel veya Ramazan ayından bahseden rivayetler varsa da Müslümanların çoğunluğu Mirac'ı Recep ayının 27. gecesinde kutlamaktadır." dedi.

"İsra ve Mirac hem ruh hem de beden ile vuku bulmuştur"

Taştan, sözlerine şöyle devam etti:

İsra ve Mirac’ın mahiyetine yönelik en önemli tartışma, onun bedenen mi yoksa ruhen mi gerçekleştiği konusundadır. Kelâm ve hadis âlimlerinin çoğu olayın bedenen ve uyanık halde gerçekleştiği görüşünü benimsemiştir. Buna göre ayette geçen 'abd' kelimesinden ruh ve beden bütünlüğüyle Hazreti Peygamber kastedilmektedir. Ayetin zahirini tevil etmeyi gerektiren bir sebep yoktur. Ayetin başındaki tenzih ifadesi de olayın azametine işaret eder. İsra ve Mirac, rüyada gerçekleşmiş olsaydı bu sıradan bir hadise olur, Kureyşliler de onu inkâr etmezdi. Ayrıca, 'Sana gösterdiğimiz rüyayı... İnsanlar için bir imtihan vesilesi yaptık.' mealindeki ayette (el-İsrâ 17/60) yer alan 'rüya' kelimesi gözle görmeyi ifade eder. Eğer uyku halinde görülen rüyayı belirtseydi bu bir imtihan vesilesi sayılmazdı. Abdullah b. Abbas’ın, kelimenin 'gözle görme' demek olduğunu vurgulaması da bu yorumu destekler.

"İsra ve Miraç mucizesi Hazreti Peygamber'e manevi bir destektir"

İsra ve Mirac mucizesinin Hazreti Peygambere manevi bir destek olduğuna dikkat çeken Taştan, "Mucizenin tanımı ve nübüvveti ispat etme fonksiyonu yönünden bakıldığında Mirac'ın, klasik mucize ölçüleri dışında Hazreti Peygamber'in manevi dünyasında gerçekleşip güç veren olağan üstü bir hadise niteliği taşıdığı anlaşılır. Resul-i Ekrem'in amcası Ebu Talib ile hanımı Hazreti Hatice'nin vefatının, ayrıca maddî ve manevi eziyetlere maruz kaldığı Tâif Seferi dönüşünün ardından gerçekleşen Mirac olayının, ona Allah tarafından lütfedilen manevi bir destek olduğu açıktır. Bu ilâhî lütfun, son nebinin getirdiği mesajın Mescid-i Aksa’da kendilerine namaz kıldırdığı ve semalarda görüştüğü peygamberlerin mesajlarını ihya edeceği ve hak dinin bütün dinlere hâkim olacağı (el-Feth 48/28) şeklinde yorumlanması hem naslar hem tarih açısından isabetli görünmektedir. Gerek Kur'an'da gerekse kavli ve fiilî sünnette namazın dinî hayattaki öneminin ısrarla vurgulandığı bilinmektedir. İftitah tekbirinden sonra kulun Allah’a hitap etmesiyle başlayan namaz zahirî şeklinin ötesinde bâtıni konumuyla müminin ruhi Mirac’ı sayılmaktadır. Nitekim Gazali, İhya eserinde namazın zahirî yönünü anlattıktan sonra manevi hayatı geliştiren özelliğine de geniş yer ayırmış, bu arada psikolojik muhtevanın sadece Allah’a yönelik olmasına ağırlık vermiştir Bu açıdan namazın, müminin miracı olduğu şeklindeki değerlendirmenin doğruluğu ortaya çıkmaktadır." diye konuştu.

İsra ve Mirac gecesinde neler yapılabilir?

Müftü Taştan, son olarak bu gecede yapılması gereken ibadetlerle ilgili tavsiyelerde bulundu.

Mirac’ın dualarla karşılanması gerektiğini belirten Taştan, şunları kaydetti:

"Kur'an-ı Kerim okunmalı, Peygamber Efendimize salât ü selâmlar getirilmeli, kaza ve nafile namazlar kılınmalıdır. Bu gece uzunca tefekkürde bulunulmalı, 'Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah'ın benden istekleri nelerdir' gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girilmelidir. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmelidir. Günahlardan samimi olarak tövbe ve istiğfar edilmeli,  bol bol zikir, evrat ü ezkârda bulunulmalıdır. Müminler birbirleri ile helalleşmeli, küs ve dargın olanlar barıştırılmalıdır. Kişi, kendine ve diğer Mümin kardeşlerine hatta isim zikrederek dualar etmeli. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmelidir. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip; sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmelidir. Son olarak vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmelidir." (Cemil Özdaş, Abdurahman Uğurlu-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler