Erken yaşta evlendiği gerekçesiyle eşinin "Cinsel istismarla" suçlanıp cezaevine atıldığını söyleyen Mahi Nur Bilmez, çıkarılan kanunlarla kadınların savunmasız, çocukların da babasız bırakıldığını belirterek, yapılan zulmün son bulmasını istedi.

"Cinsel istismar" suçlamasıyla eşleri tutuklanıp cezaevine konulan ve yuvaları dağıtılan ailelerin mağduriyeti bitmek bilmiyor.

Denizli'de yaşayan ve bu çiftlerden sadece biri olan Mahi Nur Bilmez, severek ve isteyerek evlendiği Ali İhsan Bilmez'in tutuklanmasıyla hayatının karardığını, tek başına yaşamaya mahkûm edildiğini aktardı.

Çıkarılan kanunların kendilerini korumadığını söyleyen Bilmez, zinanın serbest, evliliğin ise suç sayıldığını ifade ederek, kadın haklarını savunduklarını iddia edenleri eleştirdi..

2 yıldan beridir çalmadığı kapı bırakmadığını ancak kendisine en ufak bir dönüş yapılmadığını dile getiren Bilmez, "Madem bu insanlar bizim tecavüzcümüzdü, devlet o zaman bize neden resmi nikâh verdi?" diye sorarak yaşanan çelişkiye dikkat çekti.

Söz konusu kanunlarla sadece kendisinin değil, birçok arkadaşının da hayatının karardığını, kimisinin de bu sebepten dolayı canından olduğunu söyledi.

Devletin çıkardığı kanunların, kadınları savunmasız ve çocukları da babasız bıraktığının altını çizen Bilmez, yaşadığı mağduriyeti İLKHA'ya anlattı.

"Zina serbest ama evlilik yasak"

Bilmez, "Eşim Ali İhsan Bilmez ile evleneli 8 sene oldu. Ben 15 yaşıma giriyordum, eşim de 17 yaşındaydı. Eşim 7 buçuk yıl ceza aldı ve 2 buçuk yıldır cezaevinde yatıyor. Şu an zina serbest ama evlilik yasak. Nikâhsız birliktelik yaşayanlara bakanlarımızın destek çıktığını kamuoyunda görüyoruz. Ben 2 yıldır tek başıma yaşıyorum. 2 yıldır hem Aile Bakanımıza hem Adalet Bakanımıza, kadınla ilgili tüm kuruluşlara seslendiğim halde küçücük bir dönüş yapmadılar. Nikâha mı bu kadar karşılar yoksa kamuoyunun çarpıtmalarına mı inanıyorlar bilmiyorum." dedi.

"2 yıldır çalmadığım kapı kalmadı"

Perişan durumda olduklarına değinen Bilmez, "2 yıldır oradan buradan para toplayıp her ay Ankara'ya, İstanbul'a, İzmir'e gittim. Hep verilen cevap, 'Bu konu üzerinde çalışıyoruz.' Çalmadık kapı bırakmadık. Madem çalışıyorlar bu şekilde bize niçin engel çıkarıyorlar? Çıkıyorlar televizyona, 'Bu konu kısa sürede çözülecek.' diyorlar. Ama üzerinden 2-3 sene geçiyor, hâlâ bir çözüm yok. Her milletvekili ve bakanlarımızla görüştüğümüzde seviniyoruz, umut ediyoruz, içerdeki eşlerimize moral oluyoruz, kendimize destek çıkıyoruz ama bu hayal kırıklıklarından da perişan durumdayız artık." ifadelerini kullandı.

"Bu kanunların bizi korumadığı ortada"

Kanunla birlikte gelen cezaların kendilerinin korumadığının, tam tersine yuvalarını dağıttığının altını çizen Bilmez, eşleri cezaevine atılan birçok arkadaşının canından olduğunu söyledi.

Bilmez, "Eşimi benden aldılar, tek başıma, kadın başıma ortada kaldım. Sığınacak bir kapım yok. Anne babam da ayrı. Kayınpederim bana ne kadar destek olabilir ki? 80 yaşındaki babaannemin kapısına geldim. Bu süreçte zaten hasta oldum ve şu an hastalığım yüzümden çalışamıyorum. Birçok arkadaşımız bu sebepten canından oldu. Tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandım ve bunun sebebi eşimin cezaevine girmesidir. Rahatsızlığım, beyinden kaynaklı sinir-strese bağlı Emes (MS) hastalığı. Eşim cezaevine girmeden önce böyle bir rahatsızlığım yoktu. Hastalığım, cezaevine girdikten sonra düşüncelerden, çırpınmaktan, 2 senedir oraya buraya koşup insanlara sesimi duyurmaktan çalışma çabalarımdan dolayı oldu. O benim tek destekçimdi çünkü. Artık bu konunun çözülmesini istiyorum. Çünkü tek ben değil, birçok arkadaşımız bu konudan dolayı hastalık sahibi oldu. Daha fazla canlar yanmasın. Emine, Fatma öldü, başkaları ölmesin…" şeklinde konuştu.

"Kadınlar savunmasız, çocuklar babasız kaldı"

16 bin çocuğun bir umutla babalarının yollarını gözlediğini ifade eden Bilmez, yapılan zulme son verilmesini istedi.

Bilmez, şöyle konuştu: "16 bin çocuğun babasız olmasına değinmek istiyorum. Ben, babasızlığın nasıl bir şey olduğunu yaşadım ve biliyorum. Ve şu an 16 bin çocuk 'Babamız gelecek.' diye umut ediyor ama her seferinde hayal kırıklığı yaşıyor. En önemlisi de ben, bu 16 bin çocuğun artık babasına kavuşmasını istiyorum. Benim evladım olmayabilir ama hepsi bizim evladımız. Bu konuda bir çözüm getirilsin ve evlatlar babalarına kavuşsun. Kadınlar savunmasız, çocuklar babasız kaldı. Artık bu zulme bir son verilsin."

"Resmi nikâh cüzdanımı bana devlet verdi"

Bilmez, "Resmi nikâhlı eşlerimiz, cinsel istismardan, tecavüz edenlerden ayrılsın istiyoruz. Bizler Allah rızası için gönülden evlendiğimizi dile getirdiğimiz halde, 'Senin ifaden geçersiz.' dediler. Şu an bakıyoruz, 'Kadının beyanı esastır.' deniyor. Madem öyle bizim beyanımız neden esas alınmadı? Resmi nikâh cüzdanımı bana devlet verdi. Madem bu insanlar bizim cinsel istismarcımızdı, tecavüzcümüzdü, o zaman bize neden resmi nikâh verdiler? Biz, cezaevine resmi nikâhımız ve evli olduğumuz kimliklerimizle gidiyoruz. Bu bir çelişki değil midir?" dedi.  

"Allah rızası için artık duyun sesimizi"

Sözde kadın hakları savunucularına seslenen Bilmez, 'Biz kadın değil miyiz?' diye sordu ve gözyaşları içerisinde şunları söyledi:

"Allah rızası için artık duyun sesimizi. Biz tükendik, daha fazla kadının canı yanmasın. İçerde eşlerimiz bir şekilde hayatlarını devam ettiriyor ama biz burada bunu beceremiyoruz. Artık diyecek bir şey bulamıyorum. Duyun artık sesimizi! Ben de Emine, Fatma gibi öldüğümde mi duyacaksınız sesimi? Ya da yatağa bağlandığımızda mı göreceksiniz bizi?"  'Kadın hakkı' deniliyor. Madem kadın hakkıysa biz kadın değil miyiz? 'Tek başımıza kaldık' diyoruz, çırpınıyoruz, kapılarınıza geliyoruz." (Nizamettin Aşkın - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler