Diyarbakır’da düzenlenen “Ortadoğu’da Kürtler ve Barış” sempozyumunda Kürt toplumunun dokusunun İslam olduğu belirtildi.

Diyarbakır'da düzenlenen ve 2 gün sürecek olan "Ortadoğu'da Kürtler ve Barış" sempozyumu, birçok STK temsilcisi, kanaat önderleri, âlim, siyasetçi, yazar ve entelektüelin konuşması ile devam etti.

Diyarbakır'da İHH öncülüğünde özel bir otelde düzenlenen sempozyuma ülke dışından da katılım oldu. Sempozyuma Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkan Yardımcısı Profesör Doktor Muhyeddin Ali Karadaği, Doktor Farsat Mar'i, Doktor Abdulbasit Saida ve birçok aktivist katıldı.

Orhan Miroğlu'nun moderatörlüğünü yaptığı sempozyumda konuşan Araştırmacı-Yazar Doktor Müfid Yüksel, Meşhur Kaşkarlı Mahmut'un Divan-ı Lügatit Türk, Mesudi, Taberi ve daha birçok kaynaktan Kürtleri anlattı.

Tarihte Kürtlerin büyük çoğunluğunun Müslüman olduklarını ve İslamlaştıklarını söyleyen Yüksel, "Bugünün yüz yıllık bir zaman ulus devletleri içerisinde inkar politikalarının, inkar anlayışının baskın olduğu bir zemin üzerinden okuyoruz. Zannediyoruz ki, tarihte de Kürtler hep silindi. Hiç Kürtlerin adı zikredilmedi. Kürtlerle ilgili hiçbir şey doğru dürüst olmadı. Kürtler, ancak son 30 yılda kendine geldi. Hayır, sandığımız gibi değil. Kürt tarihini okurken, Kürtlerin son 30 yıllık trajediler zemini üzerinden okumamamız gerekir. Daha gerçekçi bir tarih anlayışı ve belgelere dayanan bir yol seçmeliyiz." dedi.

"Kemalizm nasıl bir Türk hareketiyse, Apoizm de öyle bir Kürt hareketidir"

Kemalizm ile Apoizmin aynı temellere ve hayat tarzına sahip olduğuna dikkat çeken HÜDA PAR'ın desteklediği Hür Adaylardan Mehmet Yavuz ise, eşcinsel evlilikler ile ilgili cinsel sapmaların meşru gösterilmeye çalışıldığını belirtti.

Eşcinselliğin Kürdistan'da hiçbir karşılığı olmadığına vurgu yapan Yavuz, "Evet Kemalizm, bizi Müslümanlığımızdan ve Kürtlüğümüzden uzaklaştırmak istedi. Kemalizm'i konuşalım, zulmünü de konuşalım. Ama Kemalistleşenleri de konuşalım. Kemalistleşenlerin Müslümanlığımıza ve Kürtlüğümüze açtığı savaşa bir madde daha ekleyeceğiz. Kadınımızı erkekleştirme, erkeğimizi kadınlaştırma çabalarını reddediyoruz." dedi.

"Namus, toplumun kabusudur"

Müslümanların birlikte ortak akıl oluşturabilmesi gerektiğini söyleyen Kuldaş, Müslümanlara birbirlerini oldukları gibi kabullenme duygusu aşılanmadığı sürece, Müslümanların bu sıkıntılardan kurtulmasının zor olacağını söyledi.

Kürt medreselerinde okutulan ‘Nu Bahar' eserinde İslam'a inanmış insanlar arasında hiçbir farkın olmadığı ve birbiri ile anlaşmaları gerektiğinin vurgulandığını söyleyen Kuldaş, "Allah Resulü'nün örnekliğine baktığımızda da medreselerin önemini anlıyoruz. İmam Suyuti, Kürtlerin namustperestrik noktasında hassasiyetlerini anlatıyor. 1927 yılında nüfus sayımı yapılıyor. Memur bir Kürde soruyor. Kaç tane nüfusun var diye. Kürt, erkekleri sayıyor, kızları saymıyor. Memur, kızları neden saymadığını sorunca, Kürt, 'ergenlik çağındaki kızın ismini söylemek bizim edebimize sığmaz.' diyor. Bu edep ne yazık ki, öyle bir hale getirildi ki, şu pankartlar asılmaya başlandı; ‘Namus, toplumun kabusudur.' Bu asla Kürtler tarafından benimsenmemiştir." ifadelerini kullandı.

Şeyh Said efendinin torunu Abdulillah Fırat ise, Bütün kavimleri eşit haklar temelinde bir arada tutmanın tek yolunun bir İslam Devleti kurulması olduğunu söyledi.

Fırat, "İnanan Müslümanlar, bolluk ve rahat içinde yaşarlarken, öbür kardeşler sıkıntı içinde yaşayamazlar. Kürt kardeşlerimiz yaşadığımız çağda dahi zulüm ve haksızlıklara uğruyorsa, bu eksiklik İslam Devletinin var olmamasından kaynaklanır. İslami kurumlar, Kürt sorununu tez elden çözüp diğer azınlıklara bir örnek sunmalıdırlar. Kürtler İslami hareketin kaynağını oluşturduğundan dolayı bu zulümlerden fazlasıyla nasibini almaktadırlar. Müminler, tek bir vücuda benzerler." diye konuştu.

"İslam Kardeşliğini ortaya koymak zorundayız"

Seçim sürecinde de çıkabilecek provokasyonlar ve yaşanabilecek muhtemel olaylar hakkında da daha duyarlı olunması gerektiğini belirten Yıldırım, bu süreçte, medya, aydınlar, cemaatler ve medrese hocalarından herkesi çözüm sürecine destek vermeye çağırdı.

Yıldırım, "Bir toplumun dokusuyla oynamakla barış olmaz. Bu toplumun dokusu İslam'dır. Bu toplumun dokusundan İslam'a aykırı bir toplum çıkararak barışı sağlayamazsınız. Herkes İslam kardeşliğini ortaya koymak zorundadır." dedi. (M. Sıddık Bilge - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler