“Madde bağımlılığında toplumun her kesimine görev düşüyor

Madde bağımlılığını engellemede en büyük görevin ailelere düştüğünü belirten Yeşilay Cemiyeti Gaziantep Şubesi Başkanlığı, bu konuda toplumun tüm kurumlarının ve katmanlarının duyarlılık göstermesi halinde ancak başarıya ulaşılabileceğini söyledi.

Madde bağımlılığının önüne geçilmesi için aileler başta olmak üzere toplumun her kesimine önemli görevler düştüğünü vurgulayan Yeşilay Cemiyeti Gaziantep Şube Başkanı Fatih Tamer, uyuşturucu ve madde kullanımında başta kişinin kendisi olmak üzere ailesi ve yakın çevresinin maddi ve manevi zararlar gördüğüne dikkat çekti.

Türkiye'de madde bağımlılığı nedeniyle tedavi görenlerin sayısı katlanarak artarken, madde bağımlılığı ve kullanımı da her geçen gün artıyor. Uyuşturucu ve madde bağımlılığının yasaklarla belli bir noktaya kadar engellenirken, bu noktada ise manevi eğitimin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Uyuşturucu ve madde kullanımının engellemesi ile ilgili İlke Haber Ajansına (İLKHA) önemli açıklamalarda bulunan Tamer, can, mal, akıl ve nesilleri hedef alan bağımlılıklara karşı mücadele etmenin yaşadığımız çağda her insan için bir zorunluluk olduğunu belirtti.

Uyuşturucu tüccarları her yolu denemektedir

Uyuşturucu tüccarlarının gençleri ve çocukları kandırmak için her yolu denediğini belirten Tamer, "Bilindiği üzere uyuşturucu maddeler çeşitli kimyasalların karıştırılmasıyla elde edilen ve vücutta akli dengenin kaybolmasından, bedensel etkileriyle birlikte ölüme kadar götüren bir sonuçlar zinciri üreten tehlikeli maddelerdir. Son zamanlarda ise özellikle sentetik maddeler kullanılarak kısa sürede öldürücü etki yaratabilen maddeler de piyasaya sürülmüştür. Maalesef uyuşturucu tüccarları her yolu denemektedir. Bu maddeleri satmak için onlarca gencimizin hayatına kastetmektedir."ifadelerini kullandı.

Uyuşturucu ve madde kullanmanın insanoğlunun kendisine yönelik başlı başına bir zulüm olduğunu söyleyen Tamer, "Çünkü madde kullanımı bir kişinin kendisine emanet edilmiş bedene yönelik bir zulmüdür. Başta kişinin kendisi olmak üzere ailesi ve yakın çevresi bu maddelerin kullanımından ötürü maddi ve manevi zararlar görmektedir. Maalesef madde satın alabilmek için hırsızlıktan fuhuşa birçok suça karışan gençlerin haberlerini sürekli duymaktayız. Tabii ki bu sürecin topluma yansıması da daha korkunç boyutlara ulaşabilmektedir."dedi.

Uyuşturucu kullanımın başlama nedenlerine de değinen Tamer, "Son zamanlarda yapılan çalışmalar göstermiştir ki, kişinin psikolojik gelişimi ve durumu ile, bağımlılığa yatkınlığı en önemli sebep olarak söylenebilir. Bunun yanında merak duygusu ve çevre etkenleriyle, ailenin ve sosyal ortamın yapısı da bağımlılığı kolay hale getirebilir. Bu manada bağımlılıkla mücadele aslında yaşam tarzı ile ilgili bir mücadeledir." şeklinde konuştu.

Hiçbir bağımlı tamamen kurtulmuş sayılamaz

Normal bir insana göre madde bağımlısı olan kişinin yeniden ve çok daha kolay şekilde eski durumuna dönebildiğinin altını çizen Tamer, "Uyuşturucu bağımlılığı tedavisi en zor olan ve başarı oranı oldukça düşük bir tedavidir. İnsan kendini maddeye öylesine kaptırmıştır ki, esasen tedavi dediğimiz şey bir nevi temizlenmedir. Hiçbir bağımlı tamamen kurtulmuş sayılamaz. Normal bir insana göre bağımlı kişi yeniden ve çok daha kolay eski durumuna dönebilir. Hem AMATEM'lerde hem de Gaziantep'teki rehabilitasyon merkezlerinde birçok insana hizmet verilmeye çalışılmaktadır. Güzel sonuçlar görmekle birlikte, var olan tesislerin yeterli olmadığı da aşikârdır. özellikle hayır işlemeye çalışan işadamlarının, bağımlılık mevzuunda da katkı sağlamaya çalışmalıdır. Yapılacak olan bir tesis mutlak surette topluma hizmet için olacaktır. dedi.

Ailelerin sabırla ve şefkatle yaklaşması önemlidir

Bağımlılık tedavisinin zor, uzun süreçli ve yüksek maliyetli bir iş olduğuna vurgu yapan Tamer, "Oysa ki bağımlılığı önlemeye çalışmak çok daha kolay ve az maliyetlidir. Çözüm hiç madde kullanımına başlamamaktır. Başladıktan sonraki süreç hem bağımlı kişi ve ailesi hem toplum için gerçekten ağır bedeller ödettirebilir."dedi.

Yeşilay olarak madde bağımlısı gençlere ve ailelerine seslenen Tamer, " öncelikli olarak yapılması gereken elbette eğitim ve bilinçlendirmedir. Ailelerin bu tür durumlarda sabırla ve şefkatle yaklaşması önemlidir. Yapmaları gereken şey de yeni hizmete sokulan 444 79 75 numaralarını YEDAM hattını aramak. Telefonun diğer ucunda uzman psikologlar olacak ve ailelere her türlü bilgilendirmeyi yapacaklar. Yine bu noktada Yeşilay olarak başlattığımız Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) programı çerçevesinde rehber öğretmenler aracılığıyla tüm okullardaki öğrencilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte birçok devlet kurumuyla bu eğitim sürecini geliştirerek toplumun her kesimini konu hakkında duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bu noktada yerel yönetimler, valilik dâhil her türlü desteğe ihtiyacımız var."diye konuştu.

Can, mal, akıl ve nesilleri hedef alan bağımlılıklara karşı mücadele etmenin yaşadığımız çağda her insan için bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Tamer, "Bu hususta toplumun tüm kurumları ve katmanları duyarlılık gösterebilirlerse, başarıya ulaşmak ve gençlerimizi çocuklarımızı korumak mümkün olacaktır. Aksi halde çok daha büyük problemlerle karşı karşıya kalabiliriz ki batı toplumlarından buna dair örnekler vermek hiç de zor değil." şeklinde konuştu. (İbrahim Koçyiğit- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler