Maden ocağında yakınlarını kaybedenler tahliyelere tepkili

Siirt'in Şirvan ilçesinde meydana gelen heyelan sonucu 16 işçinin hayatını kaybettiği faciaya ilişkin 7'si tutuklu 11 sanığın yargılandığı davada, tutuklu sanıkların tahliyesine karar verilmesine, maden ocağında yakınlarını kaybedenler tepki gösterdi

Şirvan'da 17 Kasım 2016 tarihinde özel bir maden ocağında 16 işçinin hayatını kaybettiği faciadan sonra Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından açılan davanın ilk duruşmasında tutuklu sanıkların tahliye edilmelerine hayatını kaybedenlerin yakınları tepki gösterdi.

18 Mayıs Perşembe günü Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu yargılanan işletme başmühendisi Selman Kazak, işletmede daimi nezaretçiler Bayram Kayar, Mehmet Kezer ve Serkan Gürühan, Şantiye Şefi Kadir Yıldırım, İş Güvenliği Uzmanı Servet Keklik, vardiya müdürü Mehmet Oğuz ile tutuksuz yargılanan Nureddin Ant, Adnan Ant, Vedat Ant ve Gülistan Gök ile avukatları katıldı.

"Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçuyla yargılanan sanıklar savunmalarında, "Olayın tamamıyla önlenemez ve öngörülemez nitelikte bir doğal afet olduğunu ve aşırı yağıştan kaynaklandığını" iddia ederek, tahliyelerini talep etti. Mahkeme heyeti verdiği kısa aranın ardından, tutuklu sanıkların tahliyesine karar vererek duruşmayı erteledi. Maden ocağında yakınlarını kaybedenler ise karara tepki gösterdiler.

"Kızımın 4 çocuğu gelinimin de 2 çocuğu babasız kaldı"

Diyarbakır'ın Çınar ilçesine bağlı Karababa (Gellî) Mahallesi'nde ikamet eden ve söz konusu maden ocağında oğlunu ve damadını kaybeden Halime Kızılkan, "Oğlum maden ocağında göçük yaşanmadan önce geçirdiği bir iş kazası nedeni ile izne gelmişti. Normalde 8 gün izin almış evde istirahat etmesi lazımdı. Fakat eve geldikten 2 gün sonra Adnan Bey telefon ile oğlumu arayıp gelmediği takdirde işine son vermek ile tehdit etti. Oğlum da işinden olmamak için tekrar dönmek zorunda kaldı. Göz göre göre oğlumu da damadımı da ölüme gönderdiler. Şu an kızımın 4 çocuğu, gelinimin de 2 çocuğu babasız kaldı, gelinim oğlum göçük altında hayatını kaybettiği esnada 6 aylık hamile idi. Gelinim ve kızım genç yaşlarında eşlerini kaybettiler, oğlumu bilerek öldürdüler. Ben bunlardan ölene kadar davacıyım. Ben ölen oğlumun hakkını arıyorum. Benim oğlum bugün toprak altında, ama onları da serbest bırakmışlar. Ne bir gün bizi arayıp sordular, ne bir haber gönderdiler. Ben bu kazaya sebep olanlardan davacıyım." dedi.

"Toprak kayması olmuş yine de çocuklarımıza söylemeyip onları çalıştırmaya devam etmişler"

"Bu nasıl adalettir, devlet bunları nasıl bırakıtı." diyerek tepkisini dile getiren Kızılkan, sözlerine şöyle devam etti:

"Ben hakkımı istiyorum. Bu insanların idam edilmesini istiyorum. Başka bir şey istemiyorum, eğer devlet adaletli ise herkese hakkını veriyorsa benim kızımın ve gelinimin de hakkını versinler, çocuklarının da hakkını versinler. Bunlar bilerek çocuklarımı öldürdüler. Maden ocağında çatlak oluşmuştu, sabah namazı vakti saat 4 civarında toprak kayması olmuş yine de çocuklarımıza söylemeyip onları çalıştırmaya devam etmişler. Demişler çalışmaya devam edin bir şey olmaz, bunlar çocuklarıma böyle söylemişler."

"Eğer devlet varsa ben hakkımı istiyorum"

Maden ocağında meydana gelen göçükte eşi Kasım Tari'yi kaybeden Tuba Tari, "Kasım eve geldi, izni bitince tekrar işine geri döndü. Maden ocağında göçük olmadan önce yazın heyelan olmuş. Kasım orada değildi o zaman. Maden ocağında çatlaklar oluşmuş, bu tahliye edilenlere gidip uyarmışlar, yağmur yağdığını, işçileri çalıştırmamaları gerektiğini söylemişler. Ama nnlar seferlerini devam etmişler. Şahidim de var, biri aynı maden ocağında çalışan kardeşim, diğeri görümcemin oğlu, diğeri eşimin yeğenidir. Murat, Velat ve Tekin'dir. Bunlar kocamın yanında çalışıyordular. Eşimi bilerek öldürdüler, ben bunların ceza almalarını istiyorum, hakkımı istiyorum. Çatlak olmasına rağmen bunu gizleyerek, bilerek onları çalıştırdılar. Kimse bizi bu olaydan sonra aramadı, olayın ardından ilk gün geldiler, ondan sonra kimse gelmedi. Bize bir miktar para verip anlaşmak istiyorlar, biz para istemiyoruz, cezalarını çekmelerini istiyoruz. Eğer devlet varsa ben hakkımı istiyorum. Ben ve kardeşimin eşi mağdur kaldık." diye konuştu.

"Şikâyetçi olmama şartıyla bize para teklifinde de bulundular"

Yaşanan olay sonrası boynu bükük kaldıklarını söyleyen Savaş Kızılkan'ın eşi Sevda Kızılkan ise "Eşim maden ocağında yaşadığı kaza nedeniyle eve gelmişti. Adnan Bey adlı bir şirket yetkilisi tarafından aranıp, işe gitmemesi durumunda, işine son verileceği belirtildi. Eşim kaza geçirmesine rağmen, bilerek onu çağırıp ölümüne sebep oldular. Çocuklarımı babasız bıraktılar, ben onlardan şikâyetçiyim, onları nasıl bıraktılar. Maden ocağında kaza yaşandığı zaman 6 aylık hamileydim, diğer çocuğumda yürüyemiyordu. Ben kendimin ve çocuklarımın hakkını istiyorum, onlardan şikâyetçiyim. Ben sağ olduğum sürece onlardan şikâyetçi olacağım. Adnan Bey eşime gelmemesi halinde onu işten çıkaracağını söyledi. Eşim ekmeğini kazanmak için mecburen gitmek zorunda kaldı. Gittikten 3 gün sonra bize bu haber geldi. O günden sonra kimse bizi arayıp sormadı. Olan bize oldu, boynu bükük kaldık. Şikâyetçi olmama şartıyla bize para teklifinde de bulundular, fakat ben para istemiyorum, cezalarını çekmelerini istiyorum." ifadelerini kullandı.

Siirt'in Şirvan ilçesinde Maden köyünde özel bakır maden ocağında 17 Kasım 2016 tarihinde meydana gelen heyelanda toprak altında kalan Mehmet Kasım Tari, Murat Ant, Nusret Beyazalma, Reşit Can, Savaş Kızılkan, Sedat Bulut, Şefik Tuncer, Yavuz Yıldız, Mahmut Batumak, İbrahim Kılınç, Kerem Arat, Bedrettin Caylı, Abdurrahman Sönmezsoy, İsmail Tekin, Abdulbaki Aydın ve Halil Başer hayatını kaybetmişti. (Vedat Aydın-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler