​

​Nezarethanelerde kadınların başörtüsünün “güvenlik” gerekçesiyle çıkarılmasını değerlendiren hukukçular, söz konusu uygulamanın başörtüsüne müdahale olduğunu söylediler.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, nezarethanede kadınların başörtüsünün çıkarıldığını kabul ederek “Tedbir gereği başörtülerini alıyoruz." diyerek uygulamayı “güvenlik” gerekçesiyle aldıklarını ifade etti.

Nezarethanelerde kadınların başörtüsünün çıkartılmasıyla ilgili İLKHA’ya değerlendirmelerde bulunan Avukat Hüseyin Kurşun, başörtüsünün dinen çok hassas bir konu olduğunu ve bu uygulamadan derhal vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

İnanç özgürlüğünün temel insan hakkı olduğunu belirten Kurşun, bu uygulamanın hem psikolojik hem de insan hakları ihlali olduğunu belirterek, söz konusu uygulamanın ileriki zamanlarda cezaevlerinde tutuklu bulunan kadınlara da uygulanma riski taşıdığına dikkat çekti.

Bir vatandaş gözaltına alındığında atılacak adımların açık bir şekilde mevzuatta belirtildiğini belirten Kurşun, “Yakalama, gözaltına alma ve ifade alma yönetmeliğinin 10’uncu maddesinde, gözaltında olan kişiler hakkında uygulanacak hükümler zaten bellidir. Yönetmeliğin 10’uncu maddesinin b fıkrasında kişinin kendisine zarar verebileceği düşüncesi ile ‘Gözaltına alındığı zaman şahsın kendisine zarar verebileceği kemer, kravat, ip, kesici ve delici nesleler alınır' deniyor.  Dolayısıyla burada başörtüsünden bahsedilmemektedir. Yönetmelik hükmü gayet açıktır.” dedi.

“Bu uygulama doğru bir uygulama değildir”

“Başörtülü bir kadının gözaltında iken intihar ettiğine ilişkin bugüne kadar hiçbir habere rastlamadık” diyerek söz konusu uygulamayı insan hakları ihlali olarak nitelendiren Kurşun, “Bu tür olaylar olmuş olsa bile bunu kanunla düzenlenmesi gerekiyor. Bu maddeye, bu fıkraya başörtüsünü de eklersiniz ve gözaltında bulunduğu süre içerisinde başörtüsünü alırsınız. Ama yönetmelikte böyle bir hüküm yoktur. Dolayısıyla bayanların gözaltındayken başörtüsünün alınması hem kılık kıyafet yasasına aykırılık teşkil ediyor hem de kişinin kendi kişisel tercihlerine müdahale oluyor. Bunun diğer bir boyutu ise sanki başörtülü kadınların, intihar eğilimi barındırdığı yönünde psikolojik bir takım rahatsızlıkları varmış veya şizofrenik bir hastaymış gibi muameleye tabi tutulmaları doğru değil. Yani ‘Ben başörtünü alıyorum. Gerekçe olarak bu başörtüsünü ipe dönüştürüp intihar edebilirsin’ şeklinde bir uygulamadır, bu uygulama doğru bir uygulama değildir.” ifadelerini kullandı.

“Bu uygulama kanunda ve yeri olmayan keyfi bir uygulamadır”

Bu uygulamanın kanunda ve yönetmelikte yeri olmayan keyfi bir uygulama olduğunu belirten Kurşun, şunları söyledi:

“Kişi nezaretten sonra başörtüsü zorla çıkartılıyor ve daha sonra ifade almaya geçiliyor. Bu şartlar altında, bu psikolojiyle bu kişi nasıl ifade verecek? ‘Başörtüsünü çıkar’ diyerek zaten bir baskı altına almışsınız. Dolayısıyla bu uygulama kanunda ve yönetmelikte yeri olmayan keyfi bir uygulamadır. Zaten kişiyi gözaltına almışsınız ve kontrol altında tutuyorsunuz.  Bir bayan neden başörtüsü ile intihar eder? Bir defa nezarethaneye gelirken iddia edilen bir suçu varsa ve kişinin geçmişte ne suç işlediğini biliyorsanız örneğin şizofreni gibi hastalığı varsa ya da panik ataklık bir hastalığı vardır, bununla ilgili elinizde bir veri olur, gözaltına alırken kendisine zarar verebilir düşüncesiyle başörtüsünü çıkartırsınız. Ama böyle özel bir durum dışında genel manada nezarethaneye alınan bayanların başörtüsünün çıkartılması hem kişinin duygularına bir zarar vermektedir hem de sanki bu kişiler intihar eğilimi olan ve psikolojik rahatsızlıkları olan kişiymiş gibi algılanmasına neden olmaktadır.”

“Bu uygulamanın bir adım ötesi cezaevinde tutuklu bulunan kadınlardır”

Söz konusu bu uygulamanın ileriki zamanlarda cezaevlerinde tutuklu bulunan kadınlara da uygulanma riski olduğunu ifade eden Kurşun, “Bir adım ötesi cezaevinde tutuklu ve hükümlü bulunan kadınlara da bu uygulama uygulanabilir. Çünkü kendine zarar verebilir düşüncesiyle bu uygulanıyorsa ve zaten bir kişi böyle bir şey yapacaksa cezaevinde bunu daha rahatlıkla yapabilir. Dolayısıyla bu uygulamanın bir adım ötesi cezaevinde tutuklu ve hükümlü bulunan kadınlardır. Bir kadın inancı gereği başörtüsü takıyor ve intihar etmenin haram olduğunu bilmektedir. Dolayısıyla neden intihar etmeye kalkışsın? Dolayısıyla bu uygulama kişinin kişisel tercihine bir müdahaledir. Çünkü sonuçta başörtüsü kişisel bir tercihtir. İnancı gereği de olsa başörtüsü kişisel bir tercihtir. Kişinin bu tercihini tersine çevirmeye yani insanları tercihinden vazgeçmeye zorluyorsunuz. Şüpheli durumundaki bir kişinin adli soruşturmanın nesnesi haline gelmiş bir kişi üzerinde bir baskı uyguluyorsunuz. Daha sonra o kişi ifade verirken de aynı şekilde o baskının ağırlığı içerisinde ifade vermek durumunda kalacaktır. Bu da aynı zamanda savunma hakkının da kısıtlanmasıdır.” şeklinde konuştu.

“Bu uygulama kişinin bireysel tercihi olan başörtüsüne bir müdahaledir”

Bakan Soylu'nun yapmış olduğu açıklamanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirten Kurşun, “Biz bunu tedbir olarak uyguluyoruz’ diyorsanız bunu bir yasaya, yönetmeliğe dayandırmak zorundasınız. Çünkü idarenin eylem ve işlemleri kanuna dayanmak zorundadır. Yönetmeliğe ve tüzüğe dayanmak zorundadır. Yönetmelikte böyle bir hüküm yoktur. Başörtüsü nasıl bir suç aleti haline getirilebilir? Eğer o ip olarak kullanılacaksa yani eğer bu düşünceyle alınıyorsa o zaman kişinin tamamen bütün elbiselerinden arındırılması lazım. Çünkü elbisesini yırtıp, ip haline getirerek intihara kalkışabilir. Yani kişi intihara kalkacaksa bunu her şekilde yani elbisesini de kullanarak yapabilir. Dolayısıyla burada salt başörtüsünün alınmasını ben doğru bulmuyorum. Aynı zamanda kişinin bireysel bir tercihi olan başörtüsüne de bir müdahale olarak görüyorum.” diye konuştu.

Kurşun, “Sonuçta hukuk devletiyiz. Her şey kanuna, tüzüğe ve mevzuata dayandırılmak zorundadır. ‘Biz bunu tedbir olsun diye yapıyoruz. Sonra böyle bir olay olursa bunun hesabını veremeyiz’ gibi bir açıklama, açıkçası bir sosyal ve hukuk devletinin bakanına yakışmıyor. Sanki bu tür olaylar daha önce yaşanmış, bir daha yaşanmasın amacıyla bir tedbir uygulanıyorsa yine bu tedbirin ise kanunda bir yeri olması lazım, ama yoktur.” diye belirtti.

“Bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir”

Başörtüsünün dinen çok hassas bir konu olduğunun altını çizen Kurşun, “Kişi inancı gereği başörtüsü takıyor. Başörtüsüne el uzatıldığı zaman onun inancına yönelik bir baskı ve şiddet olarak görüyorum. Dolayısıyla bu uygulamanın kanunda yeri yoktur. Bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir.” dedi. (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler