‘Ortadoğu’da Kürtler ve Barış’ sempozyumu sona erdi

Diyarbakır’da, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) öncülüğünde gerçekleştirilen ve iki gün süren ‘Ortadoğu’da Kürtler ve Barış’ sempozyumu sona erdi.

Diyarbakır'da gerçekleştirilen ‘Ortadoğu'da Kürtler ve Barış' sempozyumu sona erdi.

Bir otelde gerçekleştirilen sempozyuma, bölgede faaliyet yürüten Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri, kanaat önderleri, âlim, siyasetçi ve akademisyenler katıldı.

İki oturum şeklinde gerçekleşen sempozyumun birinci oturumunda konuşan katılımcılar, Çin, Keşmir, Kuzey İrlanda, İspanya ve Filipinler'deki barış mücadelelerinin gelişimini anlattı.

İkinci oturuma konuşmacı olarak İHH Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülden Sönmez, gazeteci Nevzat Çiçek, AK Parti eski milletvekili Abdurrahman Kurt ve akademisyen Doç. Dr. Vahap Coşkun katıldı.

‘Kürt Halkı Ne İstiyor?' başlıklı sunum yapan gazeteci Nevzat Çiçek, Kürtlerin istekleri konusunda çeşitli taleplerin olduğunu belirtti.

"6-7 Ekim olaylarında gördük ki, Kürtlerin kendi içlerinde güven problemi var"

Kürtlerin kendi içlerindeki güvensizlik sorununa işaret eden Çiçek, "Aslında mesele, normalleşmeyi istemedir. Mesela Kürt dilinin yasak olduğu bir coğrafyada, kendi dillerini talep eden Kürtler, normalleşmeyi talep ediyorlar. Olması gereken normalleşme, birçok yerde baskıya, ayırıma uğruyor. Bu coğrafyada 6-7 Ekim ve benzeri olaylardaki tablo üzerinden bir kez daha gördük ki, Kürtlerin kendi içlerinde ciddi bir güven bunalımları var ve bu güven probleminin çözülmesi gerekiyor." dedi.

"Niyetimiz barıştan yanaysa, çözümle sonuçlanacak ortamı kazanmak zor değil"

Barış ve çözüm sürecinin getirdikleriyle ilgili konuşan İHH Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülden Sönmez ise, "Eğer niyet ve irademiz barıştan yanaysa, Allah'ın da yardımıyla çözümle sonuçlanacak ortamı kazanmak zor değil. Barış süreciyle ilgili bir kurum veya yapı, herhangi bir çaba ortaya koyduğu zaman, ben ne yaparım diyen bir kadro var. Sanki çözüm sürecine katkı vermesin diye birilerinden enteresan eleştiriler duyuyoruz. Kim çözümden ve barıştan yana olursa, mutlaka kazanan olacaktır. Siyasi partilere çağrımız, bu ülkenin kazanmış olduğu önemli ve ciddi emekler verilmiş, bu fırsatı bozmayalım ve tekrardan silahların konuşmasına müsaade etmeyelim." ifadelerini kullandı.

"Sakallı olduğu için insanların öldürüldüğünü yakın zamanda gördük"

Biz, düşman dahi olsa evine sığınsa, kendi canını verir ama teslim etmez diye biliyorduk.

Bölgenin, İslam hukuku ve İslam ahlakı üzerine bütünleşmiş geleneğinin olduğuna değinen Sönmez, şunları söyledi:

Bu bölgenin İslam hukuku ve İslam ahlakı üzerine bütünleşmiş bir geleneği var. Bu halk, mutlaka bu süreçteki sözünü İslam hukuku üzerine söylemelidir. Dindarların baskı gördüğü, sakallı olduğu için insanların öldürüldüğünü çok yakın bir zamanda gördük. Evet, Yasin Börü cinayeti. Eve sığınmış bir grup genç ve ev sahibi tarafından teslim edilip linç ediliyorlar. Biz, böyle bir şeyin mümkün olmadığını düşünüyorduk. Çünkü biz, düşmanınız dahi olsa evinize sığınsa, kendi canını verir ama teslim etmez diye biliyorduk. Peki, bize ne oldu da bu duruma düştük?

Konuşmacılara plaketlerin verildiği sempozyum, Prof. Dr. Mustafa Müslim'in yaptığı kapanış konuşmasıyla son buldu. (Hamza Adiyaman/İzzettin Alagöz-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler