“Oyunu görmemek için ya kör olmak ya da art niyetli olmak gerekiyor”

12 yılı aşkındır cezaevinde bulunan 28 Şubat mağduru Metin Kaplan’ın oğlu Fatih Kaplan, babasına yapılan hukuksuzluklar hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunarak, yeniden yargılanma yolunun açılması için çağrıda bulundu.

Almanya tarafından Türkiye'ye iade edilen ve 28 Şubatçıların hukuku ilga eden uygulamaları ile cezaevine konulan Metin Kaplan'ın oğlu Fatih Kaplan, babasına yönelik hukuksuzluklar hakkında İLKHA'ya açıklamalarda bulundu.

Babasının başında bulunduğu hareketin ‘Silahlı Terör örgütü' gibi lanse edildiğini, Anıtkabir'e saldırı ile Fatih Camii'nin işgal edilip cemaatin rehin alınması yalanının uydurulduğunu ve bunun somut hiçbir delile dayanmadığını belirten Fatih Kaplan, en sonunda da babasının cezalandırıldığını söyledi.

Babası Metin Kaplan'a ceza veren hâkim ve savcıların ise FETö ve Ergenekoncu olduğunu, bunlardan bazılarının ya tutuklandığını ya meslekten ihraç edildiğini ya da firari olduklarını ifade etti.

"Emniyet Terörle Mücadele Şubesi, düzmece raporlarla hayali örgütler üreterek insanları mağdur etti"

İnancını yaşamak ve yaşatmak isteyenlere yönelik hep bir baskının olduğunu dile getiren Kaplan, "Müslümanlara yönelik zulüm 1990'lı yıllarda başladı, 28 Şubat sonrası biraz hız kazandı. Biz biliyoruz ki 28 Şubat sonrası generallerden talimatlar alan bir yargı vardı. Bir medya ordusu vardı. O dönemin Kartel medyası bir linç kampanyası başlatarak Müslümanları hedef gösterdi. Akabinde emniyet içerisinde terörle mücadele şubesi, bu oluşumlar düzmece raporlarla hayali örgütler üreterek insanları mağdur etti. Yargıçlar da bu emniyet raporlarına binaen dindar insanlara çok ağır bedel ödettiler. Her yönüyle kumpas kurdular. Bu kumpaslar sadece hoca efendiye değil, birçok Müslümana kuruldu." dedi.

"Savcı, Anıtkabir olayını hayal ürünü olarak nitelemesine rağmen DGM hâkimleri suçsuz insanlara ceza verdiler"

"28 Şubat'ın mimarları bir tezgâh düzenlediler." diyen Kaplan, sözlerine şöyle devam etti: "Anıtkabir olaylarını babamın üzere yıkmaya kalkıştılar. O insanların Sivas'ta İstanbul'a getirilmeleri, geldikleri gece evlerinin basılması, o kişilerin gözaltına alınıp 8-10 gün süreyle işkence görmesi kumpasın göstergesidir. Çok ağır şekilde işkence gördüklerini belgeleyen raporlar da elimizde var. Güya bir uçakla Anıtkabir'i vuracaklar. Şafak Air isminde Bursa'da bir şirketin uçağı kiralanacak. Bakıyorsunuz o tarihlerde böyle bir uçak firması yok. Evde bulunduğu söylenilen ve bir kısmının Fatih Camii'nde gömüldüğü iddia edilen silahlar da ortada yok. Bunların imha edildiği söyleniyor ama ortada imha tutanağı yok. Bu imha tutanağı nerde? Davanın ne yönüne bakarsanız bakın tamamen bir oyun ve kumpas olduğu görülüyor. O günkü mahkeme 28 Şubatçılardan aldığı emir gereği bu insanlara ceza verdi. 98 yılında yargılananların 2000 yılındaki mütalaasını hazırlayan savcı, Anıtkabir olayının bir hayal ürünü olduğunu nitelemesine rağmen DGM hâkimleri bu insanlara suçsuz olmalarına rağmen ceza verdiler."

"Allah, bu cezaları veren insanların bugün bir terörist olduğunu gösterdi"

Babasına ceza veren hâkim ve savcıların Ergenekon ve FETö mensubu olduğunun altını çizen Kaplan, "Ortada hiçbir hukuki kanıt yokken tamamen hayal ürünü olan suçlamalar ile babama 17 buçuk sene ceza verdiler. Ergenekon ve FETö hâkim ve savcılarının bu kumpasta parmağı var. Bu şer odaklarının bir oyunudur. 2004-2010 yılları arasındaki yargılama sürecinde babama ceza veren ve bu cezayı onaylanan hâkim savcıların Ergenekon ve FETö'cü olduğundan dolayı görevlerine son verildiği, bir kısmının firari, bir kısmının da tutuklu olduğunu biliyoruz. Dün bunlar hocamıza ve diğer Müslüman insanlara terörist muamelesi yaptılar. Allah Müslümanları gözden düşürüp bu cezaları veren insanları bugün bir terörist olduğunu gösterdi." şeklinde konuştu.

"Bu oyunu görmemek için ya kör olmak ya da art niyetli olmak gerekiyor"

Almanya'da yaşayan Fatih Kaplan, İlke Haber Ajansına (İLKHA) yaptığı açıklamaların sonunda yetkililere babası için yeniden yargılama çağrısında bulunarak, şunları söyledi:

Hoca efendiye yapılanın bir kumpas olduğu açıktır. Her şey ortadadır, bu suçlamaların oyun olduğu, tezgâh olduğu görülmektedir. Yetkililer tarafından bir an önce bu mağduriyetlerin giderilmesi gerekiyor. Bu oyunu görmemek için ya kör olmak ya da art niyetli olmak gerekiyor. Yeniden yargılama için yaptığımız başvurularda hâkimler dosyanın kapağını açmaya bile tenezzül etmedi. İsme bakarak yukarıdan gelen talimat doğrultusunda eski Türkiye uygulamalarını devam ettirdiler. Bu zulmün bir an önce giderilmesi yönünde yetkililerin gereken adımları hızlı bir şekilde atmalarını bekliyoruz.

Metin Kaplan'ın dosyasında imzalı olan hâkim ve savcılar:

Hâkim Resul Çakır (Yasadışı dinlemeler, Oda TV ve Şike davasında imzası olan ve 15 Temmuz Darbe Girişiminin ardından firari)

Savcı Süleyman Pehlivan (FETö soruşturması kapsamında tutuklu)

Mustafa Çavuşoğlu (Selam-Tevhid soruşturmasında kumpas yaptığına ilişkin yürütülen soruşturmada yargılanıyor)

Savcı Mehmet Murat Yönder (FETö soruşturması kapsamında tutuklu. Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan 1-2 ve 3'üncü iddianameler ile Poyrazköy, Kafes, İrticayla Mücadele Eylem Planı ve ÇYDD iddianamelerini hazırlayan savcılar arasında yer aldı.)

Hâkim Metin Çetinbaş (Salih Mirzabeyoğlu davasında ceza veren ve daha sonra Ergenekon sanıklarının avukatlığını yapmış.)

Erkan Çanak (Rüşvet aldığı iddiası ile görevden alındı.) (M. Hüseyin Temel, Emrah Deniz – İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler