Süreç bölgenin gerçek aktörleri ile devam etmelidir

Çözüm sürecinde yapılan yanlışlara dikkat çeken siyasiler ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri, Müslüman Kürt halkının hak talepleri dikkate alınmadan yüzyılların oluşturduğu sorunları çözmenin mümkün olmadığını vurguladılar.

Çözüm sürecinde yapılan yanlışların, meydana gelen tıkanıklıklar ve Kürtlerin temel haklarını vermede adil bir çözüme nasıl ulaşılabileceğini değerlendiren siyasiler ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri, bölgedeki tüm aktörlerin olmadığı bir sürecin çözümsüzlükten başka bir süreç olmayacağına dikkat çekti.

Dillerin, renklerin ve farklılıkların Allah'ın ayetlerinden olduğuna vurgu yapan STK temsilcileri, insani, İslami ve temel bir hakkın PKK sorununa indirgemesinin yanlış olduğunu belirttiler.

Son dönemlerde PKK'nin artan eylemleri ve çözüm sürecinin akıbetini İlke Haber Ajansı'na (İLKHA) değerlendiren HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanı Mehmet Nakşi Erat, Gaziantep Medya Platformu (GAMEP) Başkanı Nazmi özkoyuncu, Milli Görüşçü Kuruluşları Platformu (MİLKO) Gaziantep sözcüsü Ali Yücel ve Memur Sen Gaziantep Şube Başkanı Ahmet Gök önemli açıklamalarda bulundu.

Kin dili bitmeli yerine kardeşlik ve sevgi dili gelmeli

7 Haziran seçimlerinin ardından Kandil'den sert açıklamaların geldiğini belirten Gaziantep Medya Platformu (GAMEP) Başkanı Nazmi özkoyuncu, "Uslu gibi görünen küresel güçlerin ben samimi olduğuna inanmıyorum. Ne oldu da, Temmuz ayının ortalarında Kandil'den çok sert açıklamalar geldi. Ardından 20 Temmuzda Suruç'ta maalesef büyük bir provokasyonla 30'dan fazla insanımız öldü." dedi.

Suruç patlamasında HDP'li milletvekillerinin orada olmamasının dikkat çekici olduğunu belirten özkoyuncu, "Görülüyor ki, burada bir provokasyon var. Bu olaydan sonra büyük bir patlak meydana geldi. Sanki sıkıştırılmış bir bomba gibi, çünkü hemen ertesi gün bizim yargısız infaz dediğimiz bir olay gerçekleşti. Ceylanpınar'da evlerinde uyuyan 2 polis sabaha karşı PKK tarafından enselerinden vurularak infaz edildi. Şimdi bu başlangıç ile beraber nerede devlet diyen milletimizin sesinin yoğunluğunu gördük. Bunlar bir provokasyon çünkü ülkemiz Müslümanlık ile yoğrulmuş kardeş Kürdü, Türkü, Arab'ı ve acemi ile bir millettir. 780 bin kilometresinde kardeşçe bu güne kadar yaşıyorlar." ifadelerini kullandı.

‘Kin dili başta olmak üzere kan dili bitmeli yerine kardeşlik ve sevgi dili gelmeli' diyen özkoyuncu, "3 yıldan bu yana bu kadar güzel devam eden barış sürecindeki, Doğu'ya doğru sanayicilerimizin yatırım yapma başlangıçları ve gezileri vardı. Sonra Doğu'daki güzel yerlerde turistlerin gezdiğini insanlarımızın pikniklere çıktığını görmeye başlamış ve çok sevinmiştik. Fakat maalesef birileri bu anlamda düğmeye bastı. Çözüm sürecini tartışılır, bitme noktasına getirdi. Türkiye'den bir Mısır, Irak ve Suriye çıkmaz. Çünkü Türkiye'deki insanımız ekonomisine yönelmiş Kürt ve Türk kan kana girmiş, evlenmiş birbirlerinden kız alıp vermiş. Birlikte yaşamaya alışmışız." şeklinde konuştu.

Kürt halkının anayasal haklarını PKK ile pazarlık meselesi haline getirdiler

Çözüm sürecinde tekrar başa gelindiğini ve bölgedeki İslami camialar başta olmak üzere tüm aktörler muhatap alınmadıkça çözüm sürecinin çözümsüzlük süreci ile beraber ölüm sürecine dönüşeceğini vurgulayan Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Gaziantep İl Başkanı Mehmet Nakşi Erat, Allah'ın ayeti olan dilin pazarlık konusu yapılmasının yanlış olduğunu söyledi.

Bölgede yine 3 yıl önceki gibi cenazelerin geldiğini, yine zarar görenin Müslüman Kürt halkı olduğunu belirten Erat, "İnsanlar şuanda ne yapacaklarını bilmeyecek bir duruma gelmişler. Şuan bölge ekonomi olarak Doğu ve Güneydoğu bölgesi yavaş yavaş krizin içerisine sürükleniyor. Ben inanıyorum ki, çatışmalar devam ettikçe göçler tekrar başlayacaktır. Çünkü bölgede insanlar zor durumda ve esnaf iş yapamıyor. Bunun tek sebebi ise devlet ile PKK arasında halkın temel haklarının pazarlık konusu yapılması ve çözüm sürecinin geldiği noktadır. Dolayısıyla hükümetin bunu görmesi gerekiyor. Seçimden önce çözüm süreci ile ilgili Kürt halkının anayasal haklarını PKK ile pazarlık meselesi haline getirdiler. Siz Kürt halkının anayasal haklarını bir silahlı örgüt ile pazarlık meselesi yaparsan o halkı PKK'nin kucağına itmiş olursun." diye konuştu.

Çözüm sürecinde başından beri atılan adımlar yanlıştı

Müslüman Kürt halkının hak talepleri dikkate alınmadan ve bölgenin tüm aktörleri ile masaya oturulmadan sorunları çözmenin mümkün olmadığını vurgulayan Erat son olarak şöyle konuştu: "Bununla beraber elbette uluslararası güçlerin bu işin içerisinde parmağı vardır. Seçim döneminde kimlerin bir araya geldiğini gördük. Çok derin güçler ve yapılar ülkenin huzurunu kaçırmaya çalışıyor. Hükümetin uyanık ve doğru adımlar atması gerekiyor. Kürt halkının anayasal haklarının iade etmeleri gerekiyor. Bunu yaparken de sadece elinde silah olan bir yapı ile değil aksine bölgemizde kanaat önderleri STK'lar ve HDP'nin dışındaki siyasi partiler ile yapması gerekiyor. Dolayısıyla dil Allah'ın ayetidir. Bunun pazarlık meselesi yapılmasının bir anlamı yoktur. Çözüm sürecinde başından beri atılan adımlar yanlıştı."

Çözüm sürecinin tek muhatabının HDP/PKK olmaması gerektiğini belirten Memur Sen Gaziantep Şube Başkanı Ahmet Gök ise, "Çözüm süreci bu ülkenin kardeşlik için attığı bir adım idi. Yetkililerin bu anlamda iyi niyetli olduklarını düşünüyorum. Ama çözüm sürecinde devletin muhatap aldığı kesimin çok samimi olmadığı ortaya çıktı. Çözüm sürecinin tek muhatabının HDP/PKK olmamalıydı." dedi.

Çözüm sürecini tamamen bitirmek yerine, çözüm sürecinin gerçek muhatapları ile yola devam edilmesi gerektiği uyarsında bulunan Gök, "Çünkü halk üzerinde bir beklenti oluşmuş durumda barış oluşsun ve artık kan dökülmesin. Bölge halkı bunu istiyor. PKK ve bazı güçler bunu istemese de mutlaka bu süreç sürdürülmelidir. Ama bu gerçek muhatapları ile sürdürülmelidir. Çünkü bölgenin kanaat önderleri başta olmak üzere bölgede birçok İslami hassasiyete sahip olan oluşumlar var. Kürt ve Türk kardeşliğinin mayası İslam'dır. Bu noktada bu hassasiyete sahip kesimler bu işe dahil edilerek gerçekten samimi olarak barış sürecine katkı sağlayacak bütün gruplarla bir araya gelerek bu süreç devam ettirilmelidir." ifadelerini kullandı.

Sadece HDP/PKK'nin muhatap alınması başlı başına bir yanlıştı

‘Kürtlerin anayasal hakkı olan bir hak için illaki HDP/PKK'nin muhatap alınması gerekmiyordu' diyen Milli Görüşçü Kuruluşları Platformu (MİLKO) Gaziantep sözcüsü Ali Yücel de, "PKK terörü Doğu ve Güneydoğu'da henüz tam yeşermemişken biz Kürt ve Türk ırkçılığına karşı olduğumuzu ve bölgede dağlarda ‘Ne mutlu Türküm diyene' yazılarının insanları ileriki yıllarda karşı karşıya getireceğini ve kavmiyetçiliğe yol açacağını dile getirmiştik." ifadelerini kullandı.

Yücel, "Bölgede sadece HDP ve PKK yoktur. Bunların dışında AK parti, HÜDA PAR ve Saadet partileri de var. Bölgedeki sorunlarda sadece HDP/PKK'nin muhatap alınması başlı başına bir yanlıştı. Kürtlerin anayasal hakkı olan bir hak için illaki HDP/PKK'nin muhatap alınması gerekmiyordu. Kürtçeyi serbest yapmak için bir terör örgütü ile masaya oturmak gerekmiyordu. Burada geçmişten gelen bir yanlış devlet politikası olduğunu görüyoruz." şeklinde konuştu.

Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir

Bölgede aşiretler başta olmak üzere İslami camiaların olduğunu ağırlıklı olarak bir HÜDA PAR gerçeği ile Saadet partisi ve AK partinin seçmen kitlesi olduğunu belirten Yücel, "Tabi her şey bitmiş değil. Biz halk olarak ümitliyiz, masadaki taraflar değişebilir. Bölgede kanaat önderleri olsun, oradaki seçmenlere hitap eden siyasi partiler olsun hepsinin bu süreçte muhatap alınmasını daha doğru olacağını düşünüyoruz. Bu gün bölgede aşiretler var, İslami camialar var, ağırlıklı olarak bir HÜDA PAR gerçeği var, Saadet ve AK partinin bir seçmen kitlesi var. Masanın etrafında bu şekilde tüm güçler olmazsa bölgedeki tüm vatandaşlarımız HDP/PKK'nin kucağına itilmiş olacak. Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir." uyarısında bulundu.

Fabrika işçisi Mehmet Doğan isimli vatandaş da, "Çözüm süreci mutlaka devam etmelidir. Çünkü şuan ülke kaos içerisinde. Haziran seçimlerinden sonra nasıl olduysa düğmeye basıldı. Bir takım kaos ortamları oluşturulmaya başlandı. Bunu da kimler yapıyor, niçin yapıyor bilemiyoruz. Ama siyasi iktidarın buna bir an önce el atması gerekiyor. Çözüm sürecinde her kesimin görüşlerinin alınması gerekirdi. Sadece HDP/PKK'nin ve İmralı'nın görüşünün alınması çok yanlıştı. Bu şekilde bir çözüm süreci olabilirdi." diye konuştu. (İbrahim Koçyiğit - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler