​Muharrem ayının önemi ve Kerbela Katliamı'nın yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Gaziantep İl Müftüsü, yeni Kerbela olaylarının yaşanmaması için Müslümanların vahdet bilinciyle hareket etmeleri gerektiğini söyledi.

Toplumsal bir hareketliliğin yaşandığı zaman dilimlerinden birinin de Muharrem ayı olduğunu belirten Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, Müslümanların bu ay içerisinde yaşanan olaylardan özellikle de Kerbela olayından ders çıkartmaları gerektiğini belirtti.

İnsanlık tarihinin Muharrem ayı içerisinde meydana gelen birçok mucizevî ve önemli olaylara şahitlik ettiğini belirten Gaziantep Müftüsü Ahmet Çelik, Muharrem ayının önemi ve bu ay içinde gerçekleşen olayları İLKHA'ya değerlendirdi.

Çelik, “Aşura günü İslam’dan önce özellikle Yahudiler ve diğer milletler tarafından kutlanan bir gündü. Aşura günü birçok olayların meydana geldiği bir gündür. Muharrem ayı da bundan dolayı mübarek bir aydır. Muharrem ayı aynı zamanda Peygamberimizin de Mekke’den Medine’ye hicret ettiği bir aydır, yani Hicri yılbaşıdır. Peygamberimiz Medine’ye geldiğinde Aşura günü Yahudilerin oruç tuttuğunu görünce Müslümanlara da ‘Onlara benzemeyin Muharrem ayının 9, 10 ve 11’inci günlerinde oruç tutun’ diye tavsiye etmiştir. Yani ‘Yahudilere muhalefet edin’ şeklinde nasihatte bulunmuştur. Yine Peygamberimiz Muharrem ayında yani Aşure günü tutulan orucun bütün yıl boyunca oruçluymuş gibi sevap verileceğini ifade etmiştir.” dedi.

"Muharrem ayı insanlık tarihinde birçok dönüm noktası olan hadiselerin meydana geldiği bir aydır"

Aşura gününün İslam tarihi açısından önemli gelişmeleri simgelediğini belirten Çelik, “Muharrem ayı Peygamberimizin hicret ettiği bir zaman dilimidir. Hz. Musa’nın (as) kavmini Firavun’dan kurtardığı bir aydır. Hz. Yunus’un (as) balığın karnından tekrar yeryüzüne çıkıp peygamberlik görevini devam ettirdiği bir aydır. Hz. Nuh’un (as) gemisinin Cudi Dağı'na oturduğu bir aydır. Buna benzer insanlık tarihinde birçok dönüm noktası olan hadiselerin meydana geldiği bir aydır. Bundan dolayı da bu ayı eskiden beri Müslümanlar özel olarak karşılamışlardır, kutlamışlardır. Aynı zamanda bu sevinçlerin yanında Muharrem ayı üzüntülü hadiselerinde olduğu bir aydır. Maalesef Kerbela hadisesi bu ayda vuku bulmuştur. Bu bakımdan bir taraftan bu şekilde manevi hadiselerin olduğu bir zaman dilimidir. Bir taraftan da Kerbela üzüntüsünün ve acısını içimizde olduğu bir zaman dilimidir. Bizler bütün bu olaylardan ders çıkaracağız. Bu olaylardan ayrılıklar değil, birlikler ve beraberlikler çıkartacağız, ibret alacağız. O zaman içerisinde meydana gelmiş olaylara takılıp kalmayacağız.” ifadelerini kullandı.

"Aşura dağıtımı, Kerbela olayının üzerine tatlı dağıtma olayı değildir"

Bu ayda halk tarafından özellikle de Muharrem ayının 10’uncu gününde Aşura Günü yapılan Aşure tatlısı ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Çelik, şunları söyledi:

“Aşure günü dediğimiz 10’uncu günde milletimiz eskiden beri birlik, güzellik, yardımlaşma, dayanışma içerisinde bu ayı kutlamıştır. Bu münasebetle ‘Aşure tatlısı’ yani acı olaylardan bir tatlılık çıkartmıştır. Kimilerinin dediği gibi Kerbela olayının üzerine tatlı dağıtma olayı değildir. Bizde ‘Aşure tatlısı’ denilen bir tatlı var. Birçok gıda maddelerinin bir araya getirilip yapıldığı bir tatlı türüdür. Sosyal dokumuz gibi her bir gıda maddesinden bir parça içine konulur. Nasıl ki farklı düşüncelerde, etnik yapılarda insanlar varsa, bunların hepsinden bir millet ve toplum oluşturmuşsak ‘Aşure tatlısı’nı da buna benzetmemiz lazım. Bundan dolayı da biz bu tatlıdan toplumsal bir ders çıkartıyoruz. Buna böyle bakmamız gerekir. Aşure tatlısı’ bizde gelişi güzel yenilen bir tatlı türü değil, güçleri, birleştirme, farklı yapı, düşüncelerde insanları bir araya getirmekten nasıl bir millet ve güç oluşuyorsa ‘Aşure tatlısı’nı da meydana getiren gıdaların da bir araya gelip bir kıvamda kaynamalarıyla bir tatlı meydana geliyor.”

"Muharrem ayı bilinç ve şuur kazandıran bir aydır"

Muharrem ayında Hz. Muhammed’in Mekke'den Medine'ye hicret etmesinin çok önemli bir hadise olduğunun da altını çizen Çelik, “Muharrem ayı bilinç ve şuur kazandıran bir aydır. Bu ayda yine hicret bilinci ve Allah’ın verdiği bela ve musibetlerden kurtulmanın karşılığında bir şükür bilinci de vardır. Bu nimetleri bir şükür bilinci vardır. Yine başımıza gelen Kerbela gibi olaylardan ders çıkartma ve bunların arkasında yatan sebep neydi, insanların neyin peşine, hangi hırsın, bitme tükenmez dünyalık arzuların peşine takıldılar, onun esiri oldular da bunun gibi acısı asırları aşan halen yaşanan olaylar da meydana geldi. Bunların bilincini, şuurunu ve dersini çıkartmamız lazım. Muharrem ayı bu bakımdan önemlidir. Yoksa salt bir oruç tutma şeklinde değildir.” şeklinde konuştu.

"Düşman nereden bizi vuruyorsa bizim o yönümüzü güçlendirmemiz lazım"

İslam ümmetinin içine düşmüş olduğu duruma da dikkat çeken Çelik, “İslam ümmetinin bugün bütün sıkıntısı parçalanmışlığıdır. Herkesin kendi yanındakinin peşine düşerek, ‘az olsun benim olsun’ İslam ümmeti ve din kardeşliği bilincinden uzaklaşmamızdır. Bu sıkıntılar nereden geliyor, düşman nereden bizi vuruyorsa bizim o yönümüzü güçlendirmemiz lazım. Bugün düşman bizi arlıklara yitiyor. Herkesin kendi önündekiyle sevinmesini teşvik ediyor, onları hoş gösteriyorsa bu zayıf yönlerimizi ve düşmanın bizi vurmak istediği bu yönleri güçlendireceğiz. İslam düşmanlarının İslam toplumunda oluşturmak istedikleri en önemli gedik boşluk, din kardeşliği, vahdet bilincini, şuurunu uyandırmamalarıdır.” diye konuştu.

"Kardeşliğimizi yeniden ihya ederek güçlenmenin yoluna bakmalıyız"

“İslam’ın izzet bulduğu dönemler birlik ve beraberlik olduğumuz dönemlerdir. Yine Müslümanların sözünün geçtiği, gölgesinin hissedildiği dönemler birlik, beraberlik ve ümmet bilincinin ve şuurunun yüksek olduğu dönemler olmuştur” diyen Çelik, son olarak şunları kaydetti:

“Müslümanların bu şuura sahip olmaması için çeşitli entrikalar, desiseler, düzenler kurmalarıdır. Biz Kur’an-ı Kerim’in ve peygamberimizin sesine kulak vermeliyiz. Bizler birbirimize kenetlenerek ve din kardeşliğimizi yeniden ihya ederek güçlenmenin yoluna bakmalıyız. İslam alemi hac dönemini yeni bitirdi. Hacdaki birlik ve beraberliği, Kabe’nin etrafında hep beraber dönüşümüzü, Arafat’a çıkışımızı hayata yansıtmalıyız, ülkelerimize taşımalıyız ve zihinlerimize onları kazımalıyız. Eğer biz bu birlik ve beraberlik bilincini oluşturamazsak Kerbelalar, Arakanları, Suriye hadiselerini de, Doğu Türkistanları ve Filistinleri de yaşarız. İslam’ın izzet bulduğu dönemler birlik ve beraberlik olduğumuz dönemlerdir. Müslümanların sözünün geçtiği, gölgesinin hissedildiği dönemler birlik, beraberlik, ümmet bilincinin, İslam kardeşliği bilinci ve şuurunun yüksek olduğu dönemler olmuştur. Biz bu bilinci, şuuru, vahdeti, birliği, dirliği tekrar kazanmadığımız sürece sıkıntılarımız çok olacak, bu sıkıntıların peşinden koşturup duracağız.” (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)  

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler