Yeni yasayla tutuklama furyası başlatılabilir

TBMM’de kabul edilen “yargı paketi” ile beraber Danıştay ve Yargıtay üye ve daire sayısında artışa gidilecek. Tartışmalı adli yıl açılış törenleri de iptal edildi. Hukukçular Polise ‘makul şüphe’ ile verilen yetkinin yeni mağduriyetlere yol açabileceğine dikkat çekti. Son yargı paketi ile beraber yargının siyasallaşması tartışmaları başladı

Kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun TBMM'de kabul edildi. Yapılan yeni düzenleme ile beraber hâkim ve savcı ücretlerinde artış, aramalarda kuvvetli şüphe yerine makul şüphe, Danıştay ve Yargıtay'da üye ve daire sayısı artışı ile 4 bin hâkim adayı alınmasını öngören kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

Yapılan bu düzenlemenin yeni mağduriyetlere yol açabileceğini dikkat çeken hukukçular yargının siyasallaşmasının tehlike sonuçlar doğuracağına dikkat çekti.

Türkiye'de hukukta özgürlükler ile kamu güvenliği arasındaki dengenin oluşturulması noktasında bir denge oluşturulmadığını söyleyen Avukat Rasim Sayğın, "Kamu güvenliği mi, özgürlükler mi daha öncelikli olmalı? Bu nokta Türkiye'de yıllardan beri kangrenleşen bir sorundur. Kamu güvenliği ve devlete karşı işlenmiş suçlarda somut delilden ziyade soyut bir takım varsayımlar üzerine insanların tutuklanması yoluna gidilmesi yıllardan beri süregelen Türkiye'nin kronikleşmiş problemidir. Bir kısım düzeltmeler yapıldı ama bunlar yeterli değil. Bu yasayla yine geriye doğru bir gidiş var. Kuvvetli suç şüphesi ve makul şüphe kavramları açıklanamayan ve içi doldurulamayan kavramlardır. Hâkimlerin keyfiliği burada ön plana çıkacaktır. Herhangi bir kişiye, kuruma ve cemaate duyulan dönemsel kin veya nefret çok rahat bir tutuklanma furyasına dönüşebilir. Bu çok tehlikeli bir düzenlemelidir. Mutlak bir şekilde kuvvetli suç şüphesinin, somut delillerle desteklenmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal edebilir

Hukuk düzeni içinde avukatın dosyaya erişiminin kısıtlanmasının açıklanamaz bir durum olduğunu ifade eden Sayğın, "Bu düzenlemenin anayasa mahkemesi tarafından iptal edileceğine inanıyorum. Çünkü bu yasa hukuka aykırı bir durumdur. Müvekkilini savunacak bir avukatın silahların eşitliği ilkesince, dosyaya savcının erişebileceği kadar ulaşması gerekiyor. Bu yapılmadığı sürece bir avukatın müvekkile sağlayabilecekleri hukuki yardım, çok sınırlıdır haliyle bu yanlış bir uygulamadır." diye konuştu.

Yargı bağımsız olmalıdır

Yargının siyasallaşması halinde vereceği kararların tartışmalı bir hale geleceğine dikkat çeken Sayğın, "Yargının siyasallaşmaması gerekiyor. İktidarın ve diğer yapıların hegemonyasından çıkarılması gerekiyor. İktidara bağlı veya egemen güce bağlı bir yargı, yargı değildir. Böyle bir yargı ancak güç sahibinin sopası olur. Bunu istediği zaman kendisine muhalif gördüğü yapılara karşı kullanır. Adaletin tesisi ve mutlak anlamda adaletin sağlanması ancak adil kanunlarla yapılacak bir yargılama ve bu yargılamayı yapacak kişinin de hem yargı dışı güçlerin hem de yargı içindeki bir takım güçlerin hegemonyasından kurtulması ile mümkün olur. Vicdana göre hareket eden bir yargı sisteminin oluşturulması gerekiyor. Şimdiye kadar askeriye ve bir takım seküler güçlerin kontrolünde olan bir yargı vardı. Şimdi ise başka bir siyasi erkin kontrolüne alınmak isteniyor. Bu yanlıştır. Yargının bağımsız bir şekilde işini yapabileceği bir düzene oturtulması şarttır." ifadelerini kullandı.

Bu değişiklikle 17 Aralık öncesine dönüş yapıldı

Hükümetin kendi yargısını ve emniyetini oluşturduktan sonra çıkardığı bu yasa ile 17 Aralık öncesine dönüş yaptığını belirten Avukat Kadir Çiçek, "Ceza mahkemeleri usul kanununda makul şüphe tabiri varken 17-25 Aralık operasyonları yapıldığında meclisten yeni bir yasa çıkarıldı. Makul şüphe yerine kuvvetli şüphe, avukatların dosyaya erişebileceği ve tek merkezden operasyonların ve dinlemelerin yapılamayacağına dair yasa çıktı. Bu kararlar 17-25 Aralık operasyonlarının dosyalarında uygulandı. Hükümet kendi yargısını ve emniyetini oluşturduktan sonra tekrar eskiye döndü. Geçmişte cemaat bu tür uygulamalarla kendi muhaliflerini eziyordu ve sindiriyordu. Ve bu en son hükümete yönelik kullanıldı. Hükümet de bunu engellemek adına tek merkezden yapılan operasyonları ve dinlemeleri sakıncalı buldu ve yasal düzenleme yaparak bunu değiştirdi." dedi.

Türkiye'de Yargı siyasallaşmış

Yargının siyasallaştığını ve bunun kabul edildiğini belirten Çiçek, hükümetin yaptığı bu düzenleme ile şimdi muhaliflerini sindirmek için tekrar eski uygulamaya geri döndüğünü söyledi. Hükümete yakın çevrelerin 17-25 Aralık operasyonları sırasında avukatların dosyaya erişememesini eleştirdiğini ifade eden Çiçek, "Türkiye'de yargı siyasallaşmış. Kimse artık bunu tartışmıyor. Hukuk camiası bunu kabul ediyor. Yargı, iktidar sahipleri düşmanlarının ve düşman gördüklerinin tasfiye aracı haline gelmiş. Bu bir düşman hukukudur. Bu yapılan düzenlemeler düşman hukuku mantığıyla hazırlanmış düzenlemelerdir" şeklinde konuştu. (Şükrü Gündüz - İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler