Kudüs'ün fetih gününde Yapıcıoğlu'ndan önemli mesajlar
İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Kudüs'ün ikinci kez fethinin 839'uncu yıl dönümü idrak edilirken HÜDA PAR Şanlıurfa'da önemli bir panel düzenledi.
"Selahaddin'in Kudüs'ü" temasıyla düzenlenen "Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli"ne alim, akademisyen, siyasetçi ve ülke dışından farklı konuklar iştirak etti.
Rehber TV'den canlı yayınlanan panele, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da katıldı. Burada bir selamlama konuşması yapan Yapıcıoğlu, dikkat çeken tespitlerde bulunarak önemli mesajlar verdi.
"88 yıl boyunca Haçlı işgali altında kalan Kudüs, Selahaddin Eyyubi'nin önderliğindeki İslam ordusu tarafından 2 Ekim 1187 tarihinde, bir Cuma günü yeniden fethedildi. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa esaretten kurtarıldı. Bu fetih, yalnızca bir şehrin el değiştirmesi değildi. Bu fetih, dağılmış bir ümmetin yeniden toparlanmasının, kaybettiği özgüveni yeniden kazanmasının ve tarihin akışına müdahale edebilecek bir iradeyi ortaya koymasının ifadesiydi."

Yapıcıoğlu, Selahaddin-i Eyyubi'nin örnek şahsiyeti ve bıraktığı mirasa dikkat çekerek, "Bugün burada, sadece tarihe mal olmuş bir hükümdarı anmak için toplanmadık. Bugün, asırlar öncesinden bugüne ışık tutan bir örnek şahsiyetin, insanlığın yönünü kaybettiği bir dönemde kutup yıldızı gibi bize rotayı gösteren bir liderin mirasını konuşmak için buradayız." dedi.
Beş yıl önce, benzer bir programda "Önümüzde Selahaddin gibi bir örneklik varken ümitsiz olamayız." dediğini anımsatan Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Küresel ölçekte adaletin terazisinin bozulduğu, gücün hakka galebe çaldığı ve insanlık onurunun ağır yaralar aldığı bir zaman diliminden geçtiğimizi hatırlatmak isterim. İşte tam da bu yüzden, her sıkıştığımızda, her çaresiz hissettiğimizde o cümle yankılanıyor zihnimizde: 'Önümüzde Selahaddin gibi bir örnek varken...' Peki, kimdir Selahaddin? Onu sadece Doğu’nun değil, kendisiyle amansızca savaşan Batı’nın da gözünde 'kahramanlığın ve erdemin örneği' yapan sır nedir?
O, sadece sınırları genişleten bir fatih, orduları sevk ve idare eden bir general değildi. Selahaddin Eyyubi, gücü elinde tutarken insan kalabilmenin, zirvedeyken mütevazı olabilmenin ve en güçlü anında bile adaletten milim sapmamanın en somut misallerindendi."

Büyük komutan Selahaddin’in hayat hikâyesi ve bıraktığı mirasın, bugün için önemli dersler barındırdığını belirten Yapıcıoğlu, onun, birliği nasıl inşa ettiğine işaret etti:
"Bizler Selahaddin’i genellikle Haçlılara karşı kazandığı Hıttin Savaşı ve ardından gelen Kudüs fethiyle hatırlarız. Ancak tarihi gerçeklik şudur ki; Selahaddin ömrünün neredeyse üçte ikisini dışarıdaki düşmanla değil, kendi coğrafyasındaki iç çekişmeleri, mezhep kavgalarını ve dağınık emirlikleri birleştirmek için harcamıştır. O çok iyi biliyordu ki: Kalpleri ve hedefleri birleşmemiş bir topluluğun elindeki kılıçlar ne kadar keskin olursa olsun, zafer devşiremezdi.
Selahaddin, coğrafyasını kılıç zoruyla değil, adaletle, ikna kabiliyetiyle ve samimiyetle tek bir çatı altında topladı. Parçalanmışlığı kardeşliğe dönüştürdü. Bugün bizler de kendi hayatımızda, kurumlarımızda veya toplumumuzda büyük başarılar hedefliyorsak, dönüp bakacağımız ilk yer burasıdır: İçeride barışı, güveni ve birliği sağlayabiliyor muyuz? Yoksa küçük hesaplarla enerjimizi içeride mi tüketiyoruz?"

Selahaddin-i Eyyubi'nin merhameti ve adaletine de işaret eden Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
"O, düşmanının barbarlığına İslam’ın adaletiyle cevap verdi. Gücü eline geçirdiğinde zalimleşmedi, ölçüyü, haddi aşmadı. Bizlere şu sarsılmaz hakikati bir kez daha öğretti: Gerçek fetih, şehirlerin surlarını yıkmak değil, insanların kalbini kazanmaktır. Güç, kitap ve mizandan koptuğu an zorbalığa dönüşür, zulüm üretir. Selahaddin ise gücü, zayıfları korumanın bir kalkanı haline getirdi. Bugünün dünyasında, uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, masumların gözetilmediği modern zamanlarda, Selahaddin’in bu asil duruşuna ne kadar da muhtacız, değil mi?"
Selahaddin-i Eyyubi'yi üç farklı başlıkta anlatan Yapıcıoğlu, son olarak onun tevazusu ve adanmışlığına değindi...
"Günümüz dünyası, unvanların, makamların, şahsi zenginliklerin, şöhret ve şehvetin kutsandığı bir çağdır. Gücü eline alanın ilk işi, kendi tahtını tahkim etmek, servetine servet katmak oluyor. Mısır, Suriye, Hicaz ve Yemen’in, yani döneminin en zengin coğrafyalarının sultanı olan Selahaddin Eyyubi vefat ettiğinde, geride bir şahsi servet bırakmadı; mevcut birikimi, kendi cenaze masraflarını karşılamaya bile yetmiyordu. Çünkü o, devletin kasasını, halkın hazinesini kendi cüzdanı olarak görmedi. Kendisine harcamadı; mabetlere, medreselere, yoksullara ve adalet mekanizmasına harcadı. O, dünyaya hükmetti ama dünyanın kendisini esir almasına asla izin vermedi. Selahaddin'in asırlar sonra hâlâ anılmasının sebebi yalnızca fethettiği topraklar değil, nasıl bir insan ve nasıl bir lider olduğudur."

Bugün Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın yine işgal altında olduğunu belirten HÜDA PAR Genel Başkanı, Filistin'de devam eden siyonist vahşete dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Siyonist rejimin bu kadar pervasız hareket edebilmesinin en önemli nedeni İslam dünyasının ortak bir irade ve ortak bir tepki ortaya koyamamasıdır. Dahası, bazı İslam ülkelerinin idarecileri, soykırıma verdiği sınırsız desteği ortada olan emperyalist ABD ile iş birliğini sürdürmektedir. Bu tutum nerede, ümmetin ortak vicdanının beklediği ve Selahaddin'in temsil ettiği duruş nerede?"
"Selahaddin'in yaşadığı dönemdeki dağınıklık, ihtilaf ve işgallerden ders çıkarmayacaksak, onun hayatını ve mücadelesini anmanın ne anlamı vardır?" diye sorarak konuşmasına devam eden Yapıcıoğlu, İslam aleminin önünde iki yol olduğunu söyledi:
"Ya ayrılıklarımızı büyütmeye, birbirimizle uğraşmaya, sahip olduğumuz etnik, mezhebî ve coğrafi aidiyetleri ümmetin ortak maslahatının önünde tutmaya devam edeceğiz. Ya da Selahaddin’in 'Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.' sözünü kulağımıza küpe edeceğiz ve ortak düşmana karşı güçlerimizi birleştireceğiz. Aramızdaki ihtilaf ve farklılıkları ümmetin unsurlarını çatıştırmak için kullanmaya çalışan fitne odaklarına kulak asmadan dağınıklığımıza son vermek için harekete geçeceğiz. Bize göre birlik olmaktan başka bir yol yoktur."
Yaklaşık bir asırdır Filistin topraklarında, bilhassa Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın izzetini ümmet adına muhafaza eden, canlarını siper eden Filistinli Mücahitlere işaret eden Yapıcıoğlu, onların mücadelesini ve kutlu direnişini selamladıklarını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Başta İsmail Heniyye ve Yahya Sinvar olmak üzere bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. Onların mücadelesi gösteriyor ki bir davaya inanmak, o davayı yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak büyük bir fedakârlık ve adanmışlık gerektirir." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli'nde yaptığı konuşmada, Bir Selahaddin daha gelecek ve Kudüs Siyonist işgalden kurtulacak Allah'ın izniyle. Ebu Ubeydeler, Yahya Sinvarlar kesinlikle ikinci Selahaddin'e işaret etmektedirler. İkinci Selahaddin'in ya doğduğunu görüyoruz ya doğmak üzere olduğunu, belki hatta aramızda olduğundan da bahsetmemiz mümkündür." dedi.
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı İshak Sağlam, "Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli"nde yaptığı konuşmada, "Mescid-i Aksa'nın siyonistler tarafından işgal altında bulunması ümmetin uykusunu kaçırması lazım." dedi.
HÜDA PAR tarafından "Selahaddin'in Kudüs'ü" temasıyla düzenlenen "Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli", Şanlıurfa'da başladı.