Prof. Dr. Çelik: Ahlaki çözülmeye karşı geç olmadan harekete geçmeliyiz
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik, toplumda giderek yaygınlaşan ahlaki yozlaşmaya dikkat çekti.
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik, aile yapısının zayıflaması, eğitimde manevi değerlerin geri plana itilmesi, helal ve temiz gıda hassasiyetinin kaybolması ile medya ve sosyal medyanın olumsuz etkilerinin bu süreci hızlandırdığını belirtti.
"Günah da işleseler gizli işlerlerdi"
Ahlaki çöküşün vahametini dile getiren Çelik "1989 yılında Ankara Üniversitesi ilahiyat Fakültesini kazanmış ve gidiş için hazırlanıyordum. Bir gün sonra yola çıkacaktım. Akşam ezanından sonra bir işim için dışarı çıktığımda yolda el ele tutuşmuş vaziyette giden bir kız ve erkek ile karşılaşmıştım. 'Afşin'de böyle gezenler de mi varmış!' diyerek hem üzülmüş hem de çok şaşırmıştım. O zamanlar insanlar bir yanlış yapacakları zaman onu gizli yapardı. Birbirine yabancı bir kız ile erkek açıktan, insanların göreceği şekilde buluşup konuşmazlardı. Günah da işleseler gizli işlerlerdi. Memleketim olması hasebiyle Afşin'e sık sık gidip gelirim. Kurban Bayramı'ndan sonra yine gitmiştim. Bu gidişimde öğle vakti Rabia Parkı'ndan geçmem gerekti. Oradan geçerken bir anda şok olmuştum. Hemen hemen her bank doluydu ama bir kaçı hariç hiçbirinde aile yoktu. Hepsi lise seviyesinde kız ve erkeklerle doluydu. Belki de hepsi liseli gençlerdi ama hiçbirinin görüntüsü normal değildi. Normal bir şekilde oturmuyorlardı. Çok uygunsuz şekillerdeydiler." dedi.
"Gelinen nokta içler acısıydı"
Ahlaksızlığın çok küçük yaşlara kadar düştüğünü ve pervasızca işlendiğini belirten Çelik "Hatta bazı banklarda kız erkek şeklinde iki veya üçlü grup halindeydiler. Çevreden gelip geçenleri hiç dikkate almadıkları gibi yarım metre ilerisindeki kimseleri dahi hesaba katmıyorlardı. Gördüğüm manzara beni çok üzmüştü. Kendim üniversitedeyim ve bu tür davranışlara kampüs içerisinde daha fazla rastlayabiliyorduk. Ama Afşin gibi bir yerde bu durum daha da üzücüydü. Üniversite olduğu için gençler genelde ailelerinden uzaklardı ve daha rahat davranabiliyorlardı. Ama Afşin gibi bir yerde çoğu kimse birbirinin ailesini tanır ve kimin oğlu veya kızı olduğunu bilebilirdi. Onun için ailelerin sosyal bir baskısı olurdu. Ama gençlerin bu baskıyı da kırdıkları anlaşılıyordu. Afşin de bile ahlaksızlık bu seviyeye gelmiş ise söylenecek bir şey kalmamış demekti. Nereden nereye gelmiştik. Geneli lise veya ortaokul seviyesinde olan bu gençlerin içerisine düşmüş oldukları bu ahlaksızlık nereye doğru gidiyordu? Gelinen nokta içler acısıydı. " ifadelerini kullandı.
"İçinde yaşadığımız toplumun helak olan kavimlerden fazlası var eksiği yoktu"
Toplumların helak olma sebeplerinin başında ahlaksızlık geldiğini dile getiren Çelik "Kur'an, helak olan farklı kavimlerden bahseder. Ahlaksızlık bunların başında gelir. İçinde yaşadığımız toplumun helak olan kavimlerden fazlası var eksiği yoktu. İşlenen günahlar hem Nuh (Aleyhisselam)’ın kavmini, hem Lut (Aleyhisselam)’ın kavmini hem de Şuayb (Aleyhisselam)’ın kavmini geçmiş durumda. Lut (Aleyhisselam)’ın kavmi eş cinseldi ama onların günahları küçük bir toplum içerisinde kalıyordu. Günümüzde eşcinsellik normalleştirilmiş ve evliliğin alternatifi olarak sunulmaya çalışıldığını görebilmekteyiz. Eşcinselliği savuna dernekler ve vakıflar kurulmuş. Eşcinsel evlilikleri konu alan filmler yapılmaktadır. Eşcinsel ünlü ve sporcular birer kahraman gibi reklam edilmektedir. Hepsinden daha kötüsü bütün bu ahlaksızlıklar medya ve sosyal medya kanalları ile dünyanın her tarafına ulaştırılmaktadır." şeklinde konuştu.
"Utanma denen bir şey kalmadı"
Çelik, haya ve imanın bir bütün olduğuna değinerek ifadelerini şu şekilde devam ettirdi:
"Ahlaksızlık sınır tanımaz bir noktaya gelmiş. Hadis-i şerifte 'Haya imandandır.' buyrulur. Hayanın imandan olması ne demektir? 'Utanma duygusunun kaynağı imandır.' (Müslim, İman: 57) demektir. Kalpteki iman ile utanma duygusu arasında sıkı bir ilişki vardır. İman hayaya kaynaklık eder, haya da imanı besler. İman gittiğinde utanma duygusu da kaybolur. Öyle bir noktaya geldik ki utanma denen bir şey kalmadı. Kızlarımız yatak odası kıyafetleri ile sokaklara çıkar oldu. Ahlaksızlık açıktan işlenir hale geldi. Evde anne-baba, okulda öğretmenler, çevrede büyükler karışamaz oldu. Biri müdahale edecek olduğunda da 'Biz özgürüz. İstediğimiz gibi giyiniriz. Kimse karışamaz. Sen işine bak.' diyerek en sert şekilde karşılık verir oldular. Gerektiği zaman bir kız çocuğu babasını şikâyetle evden dahi uzaklaştırabilir oldu. Ahlaksızlığın önü tamamen açılırken onlara müdahalenin bütün yolları kapatıldı."
"Gençler bir anda bu noktaya gelmedi"
Çelik gençlerin süreç içerisinde değerlerinden uzaklaştığına değinerek "Gençlerin yaptıkları bu yanlışlara kızıyoruz ama onlar bir anda bu noktaya gelmediler. Onların bu şekilde olmasına neden olan birçok sebepler var. Suç onlarda başlayıp onlarda bitmiyor. Tek boyutlu değil çok boyutlu bir durum var. Bunun birçok sebebi var. Burada bunların tamamını yazacak değiliz." dedi.
Çelik, gençlerin ahlaki olarak bozulma sebeplerini şu şekilde sıraladı:
Prof. Dr. Hüseyin Çelik
"Aile yapımızın bozulması"
Çelik "Bizim aile yapımızda kadın ve erkeğin bir konumu var. Erkeğe ayrı kadına ayrı görev ve sorumluluklar verilmiştir. Maalesef yıllardır bizim aile bütünlüğümüz bilinçli bir şekilde hedef seçilmiş ve bozulmaya başlamıştır. Batının değerleri bize dayatılmaya çalışılmıştır. Sözde kadını korumak adına çıkarılan kanunlarla kadının değeri ayaklar altı edilmiştir. Eşitlik adı altında kadınlar erkeklerin bulunduğu her alana sürülerek hayatın her türlü zorlukları onlara yaşatılmış ve yaşatılmaya da devam edilmektedir. Kadın istihdamı adı altında kadının fıtratına tamamen ters olan alanlarda çalışmak zorunda bırakılmışlardır. Kadını evden uzaklaştırarak ailenin temeline dinamit konulmuştur. Evin annesi ve sultanı olacak kadınlar çocuk yapmaktan uzaklaştırıldılar. Evde çocuğunu yetiştirmek yerine birilerine hizmet eder hale getirilmişlerdir. Sonuçta kendi değerlerinden yoksun bir aile yapısı ortaya çıkmıştır. Temeli sağlam olmayan bu tür aile yapılarında sağlam nesillerin yetişmesi de imkânsız hale gelmiştir." ifadelerini kullandı.
Çocukların doğru yönlendirilmesinin önemine değinen Çelik "Çocuğun eğitimi denildiğinde sadece onların matematik, fizik, Türkçe gibi derslerdeki başarıları anlaşılmış ve ahlaki eğitimlerine gereken önem verilmemiştir. İslam Allah'ın adıyla okumayı emrederken bizim eğitim sistemimizde bunun tam tersi bir durum gözetilmiştir. Dini eğitim ve değerlerden uzak bir şekilde yetişen geçlerden ne beklenebilir? Sonuçta boş bir kap gibi olan çocuğu ne ile doldurursan dışarıya sızacak olan da odur." ifadelerini kullandı.
"Beslendiğimiz gıdalar"
İnsanın haram ve helal beslenmesinin kişilik üzerindeki etkisini dile getiren Çelik "Kur'an yiyeceğimiz gıdalar için 'Helal ve tayyip (temiz) olanlarından yiyin.' (Bakara: 168) buyurur. Birincisi kazancımızın helal olması, ona haram karıştırılmaması gerekir. İkincisi ise yiyeceğimiz şeylerin yaratılıştan temiz, yenilmek için yaratılmış şeyler olması gerekir. Maalesef bugün bu iki şarta da riayet etmiyoruz. Kolay yoldan para kazanma hırsıyla helal-haram demeden her türlü yollara giriyoruz. Yine beslendiğimiz gıdaların tamamına yakınının fıtratları bozulmuş durumdadır. En temel gıda olan ekmekten başlayarak üste doğru hangi gıdayı ele alırsanız alın mutlaka yapıları bozulmuş, zararlı kimyasallar içermektedir. 'Gıdalar insanları geldiği yere çağırır.' derler. Yani insan helal ve temiz şeyler ile belenirse helale meyli artar. Haram ve pis olan şeyler ile beslenirse harama meyli artar. " şeklinde konuştu.
"Medya ve sosyal medya"
Ahlaksızlığı yayan kimi medya ve sosyal medya mecralarının verdiği tahribatı dile getiren Çelik "Televizyon kanallarında ahlaksızlıkların reklamlarının yapılması. Yapılan ahlaksızlıkların sosyal medya vasıtası ile normal biri durummuş gibi yayınlanması. Birçok TV kanallarında ahlaksızlıkların yayını yapılmaktadır. Eşini aldatan erkekler, kocasını bırakıp başka erkeklerle evlenen ve bu evliliklerinden olan çocukları ile ekranları paylaşan kadınlar… Bu tür yayınlar ahlaksızlığın yayılmasında çok büyük etkilere sahiptirler. Geç olmadan ya bu olumsuz gidişata elbirliği ile 'dur' diyeceğiz, hepimiz taşın altına elimizi atacağız ya da yavaş yavaş yok olacağız. Kendi evlatlarımızın ateşini kendi ellerimizle besleyeceğiz." dedi. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan dışişleri bakanları arasında 8 Haziran'da İstanbul'da üçlü bir görüşme yapılacak.
Araştırmacı-Yazar Vahdettin İnce, Rahmi Koç'a tepki göstererek "Kürt kadınlarına, Kürtlerin özellikle en hassas oldukları namus mefhumuna yönelik bu çirkin saldırı, kabul edilemez." dedi.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, Rahmi Koç’un kamuoyunda tepki çeken ve Kürtleri inciten ifadelerine ilişkin açıklama yaparak, ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemlerin toplumsal barışa zarar verdiğini belirtti.