“Verilen zekât kalan mal için sur hükmündedir”

Ramazan ayında zekât ve fitre sadakasının verilmesinin nedeninin oruçlu olanın açların halinden daha iyi anlaması olduğunu ifade eden Molla Abdüllatif Nakşioğlu ‘Verilen zekât kalan mal için sur hükmündedir’ dedi.

Bölge alimlerinden Molla Abdüllatif Nakşioğu, zekat ve fitre sadakasının Ramazan ayında verilmesinin nedeninin niyetli birisinin fakir ve açların halinden daha iyi anlaması olduğunu söyledi.

Molla Abdüllatif Nakşioğlu, zekât ve fitre sadakasının mahiyeti ve önemi hakkında İlke Haber Ajansı'na (İLKHA) önemli açıklamalarda bulundu.

Zekâtın fakir ile zengin arasında irtibatı sağladığını söyleyen Nakşioğlu, "Zekât Allah'ın emirlerinden bir emridir. Allah Müslümanlara zekât vermelerini emretmiştir. Zekât zengin ile fakir arasındaki irtibatı sağlar. Zengin ile fakirin birbirlerini sevmelerine vesile olur. Fakir zengine dua eder. Zengin ise o fakire malıyla yardım eder. Allah zekâtı farz yaptı ki insanlar arasındaki irtibat çoğalsın, insanlar arasındaki güzellik ve merhamet çoğalsın." dedi.

Zekât verilecek 8 sınıfın olduğu ama bölgede yaygın olarak zekâtın, fakir ve miskinlere verildiğine işaret eden Nakşioğlu, akrabalara verilen zekâtın daha hayırlı olduğunu söyledi.

Oruç tutan bir kişinin fakir ve aç olanların halinden daha iyi anladığı için zekât ile fitrenin Ramazanda verildiğini sözlerine ekleyen Nakşioğlu, "Zekâtın çeşitleri hayvanların zekâtı, mahsulün zekâtı ve ticaretin zekâtı vardır. Pamuk da ticaret malı olduğu için her dört mezhebe göre zekâtının verilmesi gerekir. Kadının takı altınına zekât düşmez ama ticaret için birikilen altına zekât düşer." şeklinde konuştu.

Zekât ve fitre sadakası verilirken Allah rızasının gözetilmesi gerektiğinin altını çizen Nakşioğlu, "Fitre sadakası, Hicret'in birinci yılında Peygamber Efendimiz Medine'ye hicret ettiğinde vacip oldu. Yıldan yıla bir şahsa fitre vacip olur. Resulullah (sav) ‘Fitre sadakası bir insanın sabah akşam doyurulmasıdır.' diye buyuruyor. Fitre sadakası veren şahısın böbürlenmemesi sadece Allah rızasını gözeterek vermesi gerekir. Malın en iyisini vermek gerekir. Eskiden buğday değerliydi, Şafii mezhebinde buğday veriliyordu ama şimdi buğday eski değerinde değil hangi mezhepte olursa olsun fitre sadakası verilirken fakirlerin menfaati gözetilerek verilmesi gerekir. Şahıs 10 liraya bir sigara paketi alıp akşama kadar içtiğinde gözüne gelmez ama fakire verilecek sadakaya gelince diyorlar ki ‘Biz Şafii mezhebine göre buğday vereceğiz' diyor." diyerek fitre sadakası verecek kişinin gözüne gelmemesi gerektiğini ifade etti.

"Verilen zekât kalan mal için sur hükmündedir"

Verilen zekâtla geride kalan malın muhafaza altına alındığına vurgu yapan Nakşioğlu, "Fitre sadakası Allah'ın emridir, vaciptir. Fakirin evinde yiyecek bir şey yoksa fitre sadakası ona vacip olmaz. Ama günlük yiyeceği var ise ya da kendisine verilen mal var ise ondan fitre sadakasını verebilir. Zekât malı temizler. Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor ‘Malınızı zekâtla muhafaza ediniz.' Zekâtınızı verdiğiniz vakit malın etrafını surlarla kaplamaya benzer yani muhafaza edersiniz. Zengin zekâtını verdiği vakit hem Allah'ın emrini yerine getirmiş olur hem de onun malını muhafaza eder, malının bereketi artar." diye konuştu. (Mehmet Aslan-İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler