'Dünya Mustazaflar Haftası' nedeniyle Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde faaliyet yürüten Kardeş Der bir program düzenledi. Programda mustazafların zafer vaat edilen ve yarına umutla bakmaları istenen kişiler olduğuna dikkat çekildi.

16-23 Mart Dünya Mustazaflar Haftası etkinlikleri çerçevesinde Ergani Kardeş Der tarafından program düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu programda 'mustazaf' kavramına değinilerek mustazafların zafer vaat edilen ve yarına umutla bakmaları istenen kişiler olduğuna dikkat çekildi.

Program, Muhammed Yetmiş Hoca'nın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kur'an tilavetinin ardından bir konuşma yapan Kadri Buran, günün anlam ve önemine değindi.

Mustazaf kavramının Kur'an-ı Kerim'de iki farklı anlamda kullanıldığını belirten Buran, "Birinci grup mustazaflara, Nisa Suresi'nde bahsedilir. Bu grup, müstekbirlere boyun eğmiş, onların boyundurukları altına girmiş, dinleri asimile olmuş, hem ruhu hem bedeni esir alınmış gruptur. Kur'an onlara, 'Allah'ın arşı geniş değil miydi, hicret etsiydiniz ya!' diyerek onları kınamaktadır." dedi.

"Mustazaf garipliğin diğer ismidir"

İkinci gruptaki Mustazafların ise zafer vaat edilen ve yarına umutla bakmaları istenen kişiler olduğunu belirten Buran, " Bunlar da bütün zorba ve baskılara rağmen inancından ödün vermeyen mustazaflardır. Bunlar mazlum bırakılsalar, ezilseler dahi inançlarından ödün vermeyen, davalarından vazgeçmeyen insanlardır. Mustazafın en güzel tanımını Allah Resulü (sav) bize yapmaktadır. O (sav), "İslam garip gelmiştir ve garip gidecektir. Ne mutlu gariplere." diye buyurmaktadır. öyleyse Mustazaf garipliğin diğer ismidir. Binler içinde bir olmadır. Sesinin duyulmaması, acısının hissedilmemesi, çığlığının yankı bulmaması demektir. Mustazaflık, yalnız bırakılmak, arkadan hançerlenmektir. Korkak yüreklerin, güce tapanların yarı yolda onları bırakmasıdır." ifadelerini kullandı.

"Halepçeli çocukların son sözleri 'daye bîna sêva tê' oldu"

Etkinlikte daha sonra söz alan Erdal Gedikoğlu, Halepçe Katliamının tarihin ender rastlanan katliamlardan biri olduğunu belirtti.

Katliam günü yaşanan dramı anlatan Gedikoğlu, "Irak birlikleri 16 Mart Enfal'ın en acımasız saldırısı için düğmeye bastı. önce hava bombardımanı, ardından topçu atışı başladı. Ancak Halepçe sakinleri çok korkmadı. Saldırıyı yıllardır süren savaş nedeniyle yaşamlarının bir parçası algıladılar. Evlerine ve sığınaklarına girdiler. Ancak Irak ordusunun taktiğinden haberdar değillerdi. Irak ordusu önce bölgeyi konvansiyonel silahlarla bombalayarak camların kırılmasını sağladı. Bu ikinci hareketin önünü açmak içindi. Sonra da kimyasal bombalar devreye girdi. Camlar kırıldığı için içeriye kaçanlar da zehirli gazdan etkilendiler. İkinci bombardıman başladığında ortalığa keskin bir elma kokusu yayıldı. Çocuklar kokuya doğru yöneldiler. Son sözleri; "daye bîna sêva tê" oldu. Yani, anne elma kokusu geliyor. Sonra da hem insanlar, hem hayvanlar birer birer öldüler." dedi.

Halepçe'nin bir soykırım olduğunu ifade eden Gedikoğlu son olarak, "Enfal'ın tamamındaki insan kaybının 182 bin olduğu sanılıyor. Halepçe ise Enfal'ın sadece bir parçası idi. Ancak bir seferde bu kadar çok insanın ölmesi nedeniyle Halepçe Katliamı Enfal'ın en acı kesiti olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır." ifadelerine yer verdi.

Etkinlikte Cuma Bayrak ve Abdullah Anşutekin, dünyanın farklı coğrafyalarında zulüm gören Müslümanların yaşadıkların değindi.

Etkinlik, özlem Ajans sanatçılarından Çetin'in seslendirdiği ezgilerin ardından yapılan dua ile sona erdi. (İLKHA)

YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler