Yavuz'dan gündeme dair önemli açıklamalar

İzmir’de partililere yönelik düzenlenen programda konuşan HÜDA PAR Genel Sekreteri ve parti sözcüsü Mehmet Yavuz, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

HÜDA PAR İzmir İl Başkanlığı tarafından partililere yönelik düzenlenen bilgilendirme seminerinde konuşan HÜDA PAR Genel Sekreteri ve parti sözcüsü Mehmet Yavuz, HÜDA PAR'ın kuruluş ilkeleri, Kürt Sorunu, Suriye meselesi ve gündemdeki diğer meseleler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Çatışmasızlık sürecinin son bulmasıyla aylardır süregelen çukur siyasetinin bölge için adeta bir felakete dönüştüğüne dikkat çeken Mehmet Yavuz, çatışma bölgeleri için henüz bir çözümün ortaya konmadığını belirtti.

Yavuz, "Çatışma bölgeleri için var mı bir çözüm? Hayır! Çatışmalar devam ediyor oralarda. İnsanlar ölüyor, evlere ateş düşüyor, şehirler tahrip ediliyor. Kendi memleketlerinde asil olan insanlarımız şimdilerde dilenci durumuna düşürülmüş. Neredeyse Suriye'yi aratmayacak manzaralar var. İnsanlar başını sokacak bir ev dahi bulamıyor, akrabasının evine bir sığıntı gibi yerleşiyor. Bütün bunların hepsinin farkındayız. Ama çözüm var mı? Yok! Biz HÜDA PAR olarak bekledik. Bu işi çözebileceklerine inandığımız insanları da destekledik. Ancak bizim siyasetten beklentilerimiz yerine gelmedi ve bu sorun hâlâ devam ediyor." ifadelerini kullandı.

"Laiklik ve Türkçülük üzerine kurulan devlet, halkına zulmetti"

Türkiye'nin, Laiklik ve Türkçülük temelleri üzerine kurulduğunu ve bunun sonucunda zulümler yapıldığını belirten Yavuz, konuşmasına şöyle devam etti:

Yüzyıl önce bir sistem kuruldu ve adına cumhuriyet denildi. Dediler ki; biz yeni bir ulus ve devlet inşa edeceğiz. Bu devletin iki özelliği olacak. Birincisi Laiklik, ikincisi Türkçülük. Laikçilik üzerinden bütün Müslümanlara zulmedildi. İstiklal mahkemelerinde insanlara ilmi öğreten ne kadar alim varsa hepsi darağaçlarında sallandırıldı. Toplum alimlerden yoksun bırakıldı. İnsanlar cahil bırakıldı. Türkçülük üzerinden ise Türk olmayan bütün Müslümanlar hedef tahtasına oturtuldu. Dilleri yasaklandı ve kültürleri yok sayıldı. Bir insanın dilini yasaklamak onun kendisini yasaklamak demektir. İşte bu yanlışlar yapıldı.

"Doğruları söylediğimiz gibi yanlışları da söyleyeceğiz"

Laik ve faşist devlet anlayışının ısrarla yanlışlarını görmek istemediğini ve bunun sonucu olarak insanların tepkilerinin yükseldiğini ifade eden Yavuz, "Peki bu yasaklamaların sonucunda ne oluştu? PKK örgütü oluştu. Sen oluşturdun. Bu yasakları koyan sensin. önce kendi gömleğinin düğmesini ilikle bakalım. Bizler İslami bir muhalefetiz. Yapılan doğruları alkışlar ve destekleriz. Ancak yapılanlar yetersiz. Bu memleketin en yüksek kanuni organı TBMM'dir. TBMM'de bir Fatiha Suresini okuduğunuzda tutanaklara X, yani bilinmeyen olarak yazılıyor. Bu sistem; TRT'de Kürtçe bir kanal olabilir, ajansların Kürtçe bölüm servisleri de olabilir, Kürtçe etkinlikler yapabilirsin ama Kürtçeyi kamusal alana taşırsan sana orada dur diyeceğim diyor. Çünkü sistem bunun üzerine kurulmuş. İşte sorun buradan kaynaklanıyor. Doğruları söylediğimiz gibi yanlışları da söyleyeceğiz." şeklinde konuştu.

"Kürtçe serbest bırakılmalı ve vatandaşlık tanımı değişmeli"

Kürt Meselesi'nin çözümü noktasında önerileri olduğunu ve bunları her fırsatta kamuoyu ile paylaştıklarını belirten Yavuz, konuşmasına şöyle devam etti:

Kürtçe Allah'ın ayetlerinden olan bir dildir. Aynen Türkçe, İngilizce, Arapça, Farsça, Zazaca vs. gibi, hiç fark etmez. Rum Suresi 22. Ayette Allah, dilleriniz ve renkleriniz benim ayetimdir diyor. O zaman bu dil Allah'ın bir ayeti ise bu dil her alanda kullanılsın. Bunun önünü açın ve gömleğin ilk düğmesini doğru ilikleyin. Sayın Cumhurbaşkanı ya da Sayın Başbakan çıkıp, Kürtçe anadilde eğitim görmek Kürt kardeşlerimin temel hakkıdır; şu ana kadar bu hak verilmedi ve bu yanlıştır demeli. Bu memlekette kaosun, anarşinin, cerbezenin, çatışmanın ortadan kalkması için bu kardeşlerimin bu hakkını el an iade edeceğiz, demelidir. Bunları dedikleri zaman sebebi ortadan kaldıracakları için sonuç da kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

" ‘Herkes Türk'tür' başlı başına bir yalan"

İnkâr ve asimilasyon politikasından vaz geçilmesi gerektiğini ve bunun yapılması durumunda birçok sorunun kendiliğinden ortadan kalkacağını belirten Yavuz, "Bunu yaptığınız zaman artık kimse çocuklarımızı dağa çıkaramayacak. Kırk yıldan beri çözüm-çözüm deniliyor ancak bu olmuyor. Bu konuda iki temel çözümümüz; birincisi Kürtçe veya herhangi bir dilde yeteri talep olması halinde insanlar istedikleri gibi anadilleriyle eğitim görsünler. Sen bu hakkı ver, isteyen kullanır isteyen kullanmaz. İkincisi, vatandaşlık tanımının değişmesi lazım. 1982 Anayasasında, Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür deniliyor. Bu başlı başına bir yalan. Bu memlekette herkes Türk değil. Bu memlekette Kürt var, Arap, Laz, Çerkez var. Anayasaya; bu memlekette yaşayan herkes bu memleketin vatandaşıdır, ifadesi konulmalıdır. Böylelikle bu sorun da ortadan kalkacaktır." şeklinde konuştu.

Yavuz, Kürt Meselesi'nin çözümü için halkın âlimleri, kanaat önderleri, cemaat ve hareketleri, parti ve sivil toplum kuruluşlarıyla konuşulmasını; PKK'nin silah bırakması konusunda ise ayrı bir masa kurulması gerektiğini söyledi.

"Parti tebliğ ve irşadın bir aracıdır"

HÜDA PAR'ın bir dava partisi olduğunu vurgulayan Yavuz, insanların hidayeti için çok çalışmaları gerektiğinin farkında olduklarını ve omuzlarındaki bu ağır görevin bilinciyle hareket ettiklerini ifade etti.

Yavuz, "Parti, tebliğ ve irşadın bir aracıdır. Bu gözle bakmamız lazım. Mesele parti meselesi değil. Seni hesaba çekecek olan Allah'a karşı verecek cevabın olacak. Alanlara ve meydanlara çıktığımız zaman Allah'ın izniyle elbette bunu anlatacağız. Modellerimizi sunacağız, çözümlerimizi anlatacağız. İşte bunun için sonuçlardan bizim uzaklaşmamız gerekiyor. Her insanla temas kurmamız gerekiyor. İçki içiyor olabilir, kumar oynuyor olabilir, fuhşa bulaşmış olabilir, faiz yiyor olabilir. Ancak bunlarla iletişim kurmak zorundayız. Kıyafeti, giyim tarzı, hayatı, yaşamı, değer yargıları bizim gibi olmak zorunda değil. Ama biz onlara ulaşmak zorundayız. Onların ellerinden tutmak zorundayız. Gönlümüzü onlara açmak zorundayız. Eğer bunları yaparsak görevimizi yapmış oluruz." dedi.

Suriye meselesinde, başından beri söylediklerinin şimdi yeni yeni anlaşıldığını belirten Yavuz, Müslümanların kendi aralarındaki sorunları, kendilerinin çözmesinin çok önemli olduğunun altını çizdi. (Muhammed Yıldız – İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler