“Baba, ben Hz. Muhammed’in yanına gideceğim”

Gaziantep’te bir düğüne düzenlenen canlı bomba saldırısında 5 yaşındaki kızını ve 12 yaşındaki kardeşini kaybeden Mehmet Özer, menfur saldırıyı lanetleyerek kızıyla arasında geçen son anları İLKHA’ya anlattı.

Gaziantep'te bir düğüne düzenlenen canlı bomba saldırısında 5 yaşındaki kızı Semanur ve 12 yaşındaki kardeşi Kerem'i kaybeden Mehmet özer, düğünden önce evde akşam namazını kıldığı sırada kızının, "Baba ben de namaz kılacağım. Namazı kıldıktan sonra Hz. Muhammed'in (s.a.v) yanına gideceğim." dediğini aktararak yaşadıklarını İLKHA'ya anlattı.

20 Ağustos gecesi, baldızının düğününde bulunan eşi ile çocuklarını almaya gideceği sırada şiddetli bir patlama sesi duyduğunu belirten özer, patlamadan hemen sonra olay yerine nasıl ulaştığını bilmeyerek, o gece gördüğü manzara karşısında şoka uğradığını söyledi.

Baba özer şöyle konuştu: "Olay saat 22.32 sıralarında meydana geldi. O saatlerde bir arkadaşım ile birlikte işimiz vardı. Daha sonra eve geldim. Düğün sokağına kadar geldim. Düğünün olduğu sokak ile bizim evin arasında sadece bir sokak vardı. Saat geç olmuştu. Çocuklarımı düğünden alıp eve götürmek istedim. Ben daha arabadan inmeden patlama sesi geldi. O an patlamanın düğünde olduğu içime doğdu ancak İnşallah patlama düğünde olmamıştır diye dua ettim. Tabi o an oraya nasıl koştuğumu hatırlamıyorum. Düğün yerine gittim. Ama hâla inanamadım. Sanki bir kabus içerisindeydim. O an anlatılamaz. Allah (c.c) kimsenin başına vermesin. Çok zor bir durum. İnsanlar paramparça olmuştu. O esnada çocuğumu mu arasam veya hastaneye mi gitsem diye kararsız kaldım."

"Düğün yeri adeta bir can pazarıydı"

Düğün yerinde adeta bir can pazarının yaşandığını belirten özer, "O esnada kim yerde yatanları görse arabasına alıp götürüyordu. Yardım babında dayanışma vardı. Bu durum beni etkiledi. Ben de öyle yaptım. Kimi götürdüm, hatırlamıyorum. Ondan sonra hastaneye gittik. Sabaha kadar hastanede bekledim. Düğün baldızımın düğünüydü. Evlenenler de zaten akrabaydı. 13 yaşında olan kardeşim Kerem ile 5 yaşındaki kızımı kaybettim. Ama sonuçta sadece onu kaybetmedim. İnanın hepsine üzülüyoruz." ifadelerini kullandı.

"Sabaha kadar hastaneleri dolaştım"

O gece sabahlara kadar kentteki hastaneleri tek tek dolaşarak kızını aradığını belirten özer, kızının hayatını kaybettiği haberini Adli Tıpta öğrendiğini hatırlattı.

Kızının ölüm haberiyle çok üzüldüğünü ancak kadere olan inancının kendisini teskin ettiğini söyleyen Baba özer, " Biz O'na iman ettik. O'ndan geldik, yine O'na döneceğiz." diyerek büyük bir teslimiyet örneği gösterdi.

Baba özer, "Sabaha kadar arkadaşlarımla birlikte hastaneleri dolaştım. Hani bir umut ile kızımı bulurum diye hepsini tek tek gezdim. Hiçbir hastanede bulamadım. Adli tıpa gitmek istiyorum. Ama içim el vermiyor. İçimde bir his ‘oraya gitme' diyordu. Daha sonra adli tıpa gittim. Son cenaze kızımındı, üzüldüm! Ama sonuçta biz Müslüman'ız ve Peygamberimiz bile oğlu vefat ettiğinde ağlayarak üzülmüştü. O esnada ben de ağladım. Ama Rabbime hamd ettim. Biz O'na iman ettik. Ondan geldik, yine ona döneceğiz. İnsan elbette üzülür ama giden artık gelmiyor. Bir gün hepimiz öleceğiz. Onun için sabırlı olmak lazım. Rabbimize dua etmek lazım. Allah (c.c) diğer ailelere de yardım etsin. Diğer ailelerden de çok sayıda ölen vardı. Ben bu halimle onları düşünüyorum. Ben bu halde isem acaba onlar ne halde."

"Hz. Muhammed'in yanına gideceğim"

Baba özer, düğün akşamı kızı Semanur'la arasında geçen son anları şöyle anlattı: "Kızım Semanur, 5 yaşındaydı. Patlama gecesi benim içimi ferahlatan bir şey yaşandı. Kızım ve kardeşim zaten günahsızdılar. Ben o gece akşam namazına durduğumda, kızımda yanıma gelerek ‘Baba ben de namaz kılacağım. Namazı kıldıktan sonra Hz. Muhammed'in (s.a.v) yanına gideceğim.' dedi. Ama emin olun o an içimde bir his vardı. Çünkü içim içimi yiyordu. Gel kızım dedim. Namazlığı ise el-yüz havlusuydu. O havluyu hâlâ evde tutuyorum. Her halde o havluyu ömür boyu da saklarım. Kendisi ile beraber namazı kıldık. Duamızı ettik. Hatta ben kendisini öptüm. Benimle kapıya kadar geldi. Saçını yeni taramıştı. ‘Baba ben güzelim değil mi?' dedi. Ondan sonra gitti ve bir daha onu göremedim. Çocuklarımın hepsini seviyordum. Çocuklarım arasında bir ayrım yapmam. Ama bu kızım bana daha çok sevimliydi."

"Bu saldırının bütün Türkiye'ye 79 milyona yapılmış bir saldırı"

Bu saldırının sadece belli bir kesime yapılmış bir saldırı olmadığını, bu saldırının bütün Türkiye'ye 79 milyona yapılmış bir saldırı olduğunu belirten özer, "Biz Siirtliyiz ve Kürt'üz. Biz bir aşiret mensubuyuz. Bu saldırıda hayatını kaybedenler arasında Antepliler, Adıyaman, Suruç ve hatta Araplar bile Suriyeliler de vardı. Bu saldırı sadece bir kesime yapılmış olsaydı o düğün seçilmezdi. Sadece Siirtlilerin olduğu bir yer hedef alınırdı. Bu saldırı hepimize yapılan bir saldırıydı. Terörün dini, dili ve ırkı olmaz. Kimden gelirse gelsin. Hep beraber lanetlememiz lazım." çağrısında bulundu.

"Bu gemi batarsa hepimiz batarız" diyen özer, "Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Alevi ve Sünni'siyle biz bu memlekette bir geminin içerisindeyiz. Provokatif olaylar olabilir. Hepimiz kardeşiz. Bu çerçevede birbirimize sahip çıkmamız lazım. Görüşü ne olursa olsun. Hepsi benim kardeşim. Biz böyle bir dinin mensuplarıyız. 79 milyon olarak hepimiz kardeşiz ve bu ülkede yaşıyoruz. Dışarıdan gelecek olan saldırılara karşı bir elin parmakları gibi yumruk olup zalimin tepesine inmeliyiz." diye konuştu.

Terörün dini ve ırkı olmadığını söyleyen özer, olayın faillerinin bir an önce bulunmasını isteyerek, bu hain saldırıyı gerçekleştirenleri lanetlediğini ve bu tür saldırıların bir daha olmamasını temenni etti. (İbrahim Koçyiğit, Osman Gülebak- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler