“Kamu sözleşmeleri milli paramız lira üzerinden yapılacak”

Başbakan Yıldırım, “Yeni bir genelge çıkardık. Kamu mecbur kalmadıkça sözleşmelerini milli paramız lira üzerinden yapacak. Bazı sözleşmeler var ki bunlar tabii ki döviz üzerinden yapılabilir.” dedi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım, "Yeni bir genelge çıkardık. Kamu mecbur kalmadıkça sözleşmelerini milli paramız lira üzerinden yapacak. Bazı sözleşmeler var ki bunlar tabii ki döviz üzerinden yapılabilir." dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Sheraton Otel'de düzenlenen Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'na katıldı. Toplantıda konuşma yapan Yıldırım, iş dünyasının temsilcileri ile bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

Adana'da milletçe herkesi üzüntüye boğan bir olay yaşandığını, kız öğrencilerin kaldığı yurtta çıkan yangında 11 öğrenci ve bir eğiticinin hayatını kaybettiğini anımsatan Başbakan Yıldırım, "Çocuklarımızın ailelerine başsağlığı, çocuklarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Milletimiz bilmelidir ki bu ve buna benzer yaşanan olaylar aydınlatılacak ve sorumlular en ağır şekilde hesabını verecektir. Bu konu hem idari hem adli olarak araştırılmaya, soruşturulmaya başlanmıştır. Ayrıca bugün TBMM'de bir araştırma komisyonu oluşturmak suretiyle konu bütün yönleriyle değerlendirilecek ve bu ve buna benzer yurtlarda alınması gereken tedbirler etraflıca tespit edilecek." diye konuştu.

Yıldırım, olayın ilk anından itibaren Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ve ilgili bakanların bölgeye gittiğini, olay mahallinde incelemeler yaptıklarını, hayatını kaybeden öğrencilerin ailelerini tek tek ziyaret ettiklerini bildirdi.

Ümitlerinin bu ve buna benzer acıları yaşamamak olduğunu anlatan Başbakan Binali Yıldırım, "İnsanın olduğu yerde hata eksik olmuyor. İstediğiniz kadar mükemmel araçlar geliştirin, ne yaparsanız yapın insan hatasını ortadan kaldıracak bir makineyi henüz insanoğlu geliştiremedi." ifadesini kullandı.

"Bu küresel bir gelişmedir, Türkiye'de bundan nasibini almıştır"

Amerika'daki bu söylemin bütün dünyada ekonomi üzerinde olumsuz etki yaptığını ve dalgalanmaların başladığını belirten Yıldırım, "Türkiye de bundan nasibini aldı, yani şu yaşadığımız 8 Kasım'dan bugüne kadarki olayları sadece Türkiye'ye mahsus görürsek bir kere yanlış yapmış oluruz. Bu, küresel bir gelişmedir, Türkiye de bundan nasibini almıştır. Meksika en fazla, bir aydaki kaybı Meksika'nın yüzde 10 küsur, bizimki de ikinci sırada geliyor." dedi.

Bütün ülkelerde para birimlerinde Amerikan dolarına göre değer kaybı yaşandığına, bunun tek istisnasının ise İngiltere olduğuna dikkati çeken Yıldırım, "İngiliz parası da daha önce Brexit'le beraber büyük bir değer kaybına uğradı ve dolayısıyla bu dönemde o muhafaza etti değerini. Şimdi bizim bir ayrışmamız olduğu doğru, doğruları konuşalım, yani diyelim genel olarak bütün para birimleri yüzde 5, yüzde 6 sapma yaptıysa bizimki diyelim onun iki katı yaptı. Bunu da biliyoruz, bunun sebeplerini de biliyoruz." görüşüne yer verdi.

"Unutmayalım, Türkiye geçtiğimiz dört ay içerisinde uçurumun eşiğinden döndü, büyük bir tehlikeden kurtardı, 15 Temmuz darbe girişimi." diyen Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti:

Para kurlarındaki dalgalanmanın bir, bir buçuk ay kadar daha devam edeceğini vurgulayan Yıldırım, şunları söyledi:

"Ne zamana kadar, 20 Ocak'a kadar. Yeni seçilmiş başkan iş başına geldikten sonra biraz daha öngörülebilirlik artacak ve taşlar yerine oturacak. Seçim kampanyalarında söylenenle, sorumluluk omuzlarınıza yüklenince, söylemleriniz hiçbir zaman aynı olmaz. Hiçbir ülkede de aynı olmaz. Bu siyasetin gereğidir, siyasetle hakikat her zaman birbiriyle örtüşmez. Bu Türkiye için değil, dünya için böyle. Siz zannediyor musunuz ki Avrupa'daki söylemler bunu söyleyenlerin gerçek fikri? Elbette değil. Yükselen bir ırkçı ve sağ bir eğilim var Avrupa'da. Avrupa'da 2017'de 5 ülkede seçim var. Bu ne demektir? Belirsizlik demektir. Bu seçimler oluncaya kadar Avrupa'daki bu çok sesliliği duymaya devam edeceğiz.

8 Kasım'dan sonraki dalgalanmada kısa vadede alınması gereken tedbirleri hemen aldıklarını bildiren Yıldırım, bu tedbirlere ilişkin şu bilgileri verdi:

Birinci tedbir Eximbank. İhracatçı döviz olarak kredi alıyor, borç alıyor, Eximbank'tan, Merkez'den para alıyor, ihracatını gerçekleştiriyor aldığı parayı ödüyor. ‘Döviz olarak aldın mı, geriye Türk parası öde' dedik. 2 milyar dolar daha piyasada para kalsın, nakit ihtiyacı karşılansın. Bu bir tedbir.

İkinci tedbir, TMSF'nin çeşitli kiralamalardan, satışlardan, elinden çıkardığı mallardan 2,5 milyar dolar alacağı var. Bunlar kısa vadeli şeyleri konuşuyorum. ‘Bunları da Türk parası olarak al' dedik, lazım değil. Yani, kamu döviz olarak alması gereken sözleşmeye göre parayı Türk parası olarak alacak, böylece piyasanın ihtiyacı olan dövizin piyasadan çekilmesinin önüne geçecek. Etti 4,5 milyar dolar.

Bunun üzerine 5 milyar dolarlık da kısa vadeli sözleşmelerimiz var, bunlara da Türk parasıyla ödeme imkanı getirdik. 4,5G lisans işinden, elektrik dağıtımından, farklı farklı şeyler var. Bunları da aynı şekilde. Kısacası önümüzdeki kısa dönem için 10 milyar dolarlık bir ilave kaynak, piyasanın ihtiyacı olan kaynağı, piyasadan çekmeden, piyasanın ihtiyacı için ayırdık.

"Yabancı parayla borçlanmanın önüne geçtik"

Bu tedbirlerle yetinmediklerini anlatan Başbakan Binali Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

Yeni bir genelge çıkardık. Kamu mecbur kalmadıkça sözleşmelerini milli paramız lira üzerinden yapacak. Bazı sözleşmeler var ki bunlar tabii ki döviz üzerinden yapılabilir. Bu özel sektörü, sizi ilgilendirmiyor. Sizinki gönüllülük esasına bağlı. Hesabınıza, kitabınıza bakacaksınız, hangi paradan, hangi birimden sözleşme yapacağınıza karar vereceksiniz. Eskiden bireysel kredilerde beş para dolar geliri yok, dolarla borçlanıyordu vatandaş. İnek alıyor, onlar bile avro ile kredi alıyordu, ondan sonra büyük sıkıntı. Onların da tedbirlerini aldık, bireysel borçlanmalarda yabancı parayla borçlanmanın önüne geçtik ve çok güzel de oldu, mağduriyetler önlendi. Ama piyasaya müdahale algısı oluşturacak, sermayeye kısıtlama getirecek bir algı oluşturacak bir uygulamanın yanından bile geçmeyiz, bundan herkes emin olsun.

Almanya Dışişleri Bakanı'nı kabulü

Bu konuda da dostları tarafından Türkiye'ye karşı çifte standart uygulandığını anlatan Başbakan Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

Geçen Almanya Dışişleri Bakanı geldi, ‘Efendim bu kadar çok insanı görevden çıkardınız, tutuklamalar, gözaltılar yaptınız, bunlar ne olacak?' Kendisine bir soru sordum, dedim ki ‘Siz iki Almanya birleştiğinde Doğu Almanya'dan ne kadar kamu görevlisini attınız.' Şaşırdı, ‘Vallahi rakamı bilmiyorum' falan dedi. ‘Büyükelçi bilir herhalde' dedim. O da ‘İşte efendim attık biraz.' ‘Niye attınız?' dedim, ‘Ben size rakam söyleyeyim, 500 bin kişiyi attınız.' dedim. 500 bin kamu görevlisini hiçbir hakkını vermeden niye attınız?' ‘Onlara güvenemezdik.' dedi. Sadakatlerinden emin olmadığınız için attınız. Peki, biz de aynı şeyi yapıyoruz. Genelkurmay Başkanı'nın yanındaki adam, yıllarca, her şeyini bilen, ‘Komutanım buraya kadar.' diyor, ellerini bağlıyor. Böyle bir örgütten bahsediyoruz. Bu kadar kapalı, karmaşık ilişkileri olan bir örgütten bahsediyoruz. O 500 bin kişi AİHM'e gitti, AİHM'de hiçbiri kazanamadı. AİHM dedi ki onlara, ‘Doğrudur, hiçbir ülke, devlet sadakatinden emin olmadığı insanlarla çalışmaz.' Bizimki de tam aynısı. Biz çifte standartlara karşıyız. Yargı hepimizin yargısı, ordu hepimizin ordusu, göz bebeğimiz, kurumlarımız, bizim geleceğimiz. Bütün bunlara gereken her türlü ihtimamı göstereceğiz. Bundan şüphe yok. Bunu bilmenizi istiyoruz ama bu temizlik harekatını da yapmamız lazım.

Başbakan Yıldırım, yapısal reformlara devam edileceğini, mali disiplinden asla vazgeçilmeyeceğini de sözlerine ekledi.

"Bu coğrafyada istikrarsızlığın bedeli çok vahim olur"

Gelinen noktada halkın yüksek iradesiyle seçilmiş bir cumhurbaşkanının, hükümetin ve parlamentonun bulunduğunu ifade eden Yıldırım şöyle devam etti:

"Buradaki işlerin düzelmesi lazım. Mevcut durumla, Anayasa uyumlu olması lazım. Biz de partilere diyoruz ki ‘gelin bunu yapalım'. Bu kişisel bir ihtiyaç değil. Bu Türkiye'nin geleceği için, istikrarı için bir ihtiyaç. Zor topraklarda yaşıyoruz. Coğrafyamız zor bir coğrafya. Stratejik olarak zor, coğrafya olarak zor. Tehditleri fazla, fırsatları da fazla. Onun için bu ülkede, bu coğrafyada istikrarsızlığın bedeli çok vahim olur. Onun için Türkiye'nin mutlaka her seçimde güçlü iktidar çıkartması lazım. Bu kim olursa olsun. 7 Haziran'da gördük. ‘Türkiye partisi olduk' diyen o bölücülerin, terör örgütünün esaretine girmiş o partinin ne havalara girdiğini gördük. Onun için Türkiye mutlaka tek başına iktidar çıkartmalı, bunun yolunu açacak anayasa değişikliğini yapmalıyız." (İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler