“Bugünkü rahatlığımızı hapiste yatan kardeşlerimize borçluyuz”

Diyarbakır’da düzenlenen ‘28 Şubat’tan 15 Temmuz’a Türkiye' sempozyumunda yapılan konuşmalarda, Kur’an-ı Kerim dersi verdiği için 20 yıldır cezaevinde olanların, çocuklarının düğününe mektupla katıldıkları belirtildi.

Diyarbakır Genç Memur Sen ile Eğitim Bir Sen 2 Nolu Şubesi, Dicle Üniversitesi'nde ‘28 Şubat'tan 15 Temmuz'a Türkiye' sempozyumu düzenledi.

Sempozyumda konuşan 28 Şubat Kadın Platformu Başkanı Mine İpek, 20 yıldır başörtüsü eylemlerinde pankart açtığı ve camide Kur'an-ı Kerim dersi verdiği için cezaevinde olanların, çocuklarının düğününe mektupla katıldığını belirtti.

İlahiyat fakültesi Konferans salonunda düzenlenen sempozyuma konuşmacı olarak 28 Şubat Kadın Platformu Başkanı Mine İpek, Emekli Albay Ersan Ergür, AK Parti MKYK Üyesi Zeynep Alkış, Uluslararası Medya Enformasyon Derneği Başkanı Aslan Değirmenci, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

28 Şubat döneminde yaşanan mağduriyetlerin anlatıldığı sempozyumda, 28 Şubat'ın ve 15 Temmuz'un iyi okunması gerektiğine dikkat çekildi.

Başörtüsü eylemlerinde pankart açtığı ve camide Kur'an dersi verdiği için 20 yıldır cezaevinde olanların hatırlatıldığı sempozyumda, cezaevinde bulunanların mücadelelerinin sonucunda bugünlere gelindiği vurgulandı.

Moderatörlüğünü Araştırmacı Yazar Hamit Yaz'ın yaptığı sempozyumun ilk konuşmacısı 28 Şubat Kadın Platformu Başkanı Mine İpek oldu.

28 Şubat'ın bir daha yaşanmaması için Ankara Adalet Sarayında görülen '28 Şubat Davası'nın takip edilmesi gerektiğini ifade eden İpek, bu konuda duyarlı olunması gerektiğini söyledi.

"Bir daha 28 Şubat yaşamayalım" diyen İpek, "15 Temmuz'da bir işgale şahit oldunuz. Bunların hepsini çok doğru okumamız gerekiyor. Çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Ülkemizde bir daha böylesi varlık ve yokluk mücadelesi vermeyelim. 28 Şubatı yaşatan zalimlerle yüzleşmeyi tam yapmalıyız. İmkânınız oldukça toplanıp gidebilirsiniz dava günlerinde. Oraları yalnız bırakmamalıyız. Şimdi Çevik Bir kurtulma yolları arıyor. ‘Uydurma sebeplerle bizi mahkûm etmeye çalışıyorlar uykularım kaçıyor' diyor. Bir zahmet rüyalarını çaldığı kişiler için uykusu kaçsın ama, mahkeme gidişatının çok iyi olmadığını biliyoruz. Lütfen bu konuda duyarlı olalım." dedi.

"Bugünkü rahatlığımızı hapiste yatan kardeşlerimize borçluyuz"

28 Şubat mağdurlarının 20 yıldır cezaevinde olduğunu hatırlatan İpek, "Cezaevindeki kardeşlerimizin hakkını savunmak üzerimize bir vebaldir. Bu kardeşlerimizin cezaevinden çıkarılması için gerekli yerlerle temas kuralım. Ben şahsım adına, bulunduğum platformlarda dile getiriyorum. Çünkü bu kardeşlerimizin çoğu başörtü eylemlerinde pankart açtıkları için, camide Kur'an dersi verdikleri için 20 yıldır hapisteler. Çocuklarının düğününe mektup ile katılıyorlar, yakınlarının cenazelerine katılamıyorlar. Oysaki biz bugünkü rahatlığımızı hapiste yatan kardeşlerimize borçluyuz." diyerek sözlerine son verdi.

28 Şubat'ın nesilden nesile anlatılması gerektiğini dile getiren Emekli Albay Ersan Ergür ise, 28 Şubat'ın unutturulmaması gerektiğini söyledi.

"Amacımız gelecek neslin oluşturulmasında 28 Şubatları unutturmamak"

Ergür, "28 Şubat hala bizim içimizde, yaşamakla unutturulmayacak. Gelecek neslin geçmişten ders alması için anlatıyoruz. Amacımız 28 Şubat'ı yargılamak ve üzerine kahramanlık yapmak değil. Amacımız gelecek neslin oluşturulmasında 28 Şubat'ları unutturmamak. Üzülmüyoruz, çekinmiyoruz, endişe etmiyoruz. Biliyoruz ki yaptıklarımızı Allah, Resulü ve müminler de göreceklerdir ve görüyorlar. Bir daha o karanlık bulutların ülkemizin üzerine gölge yapmaması için 28 Şubat'ı unutturmayacağız." İfadelerini kullandı.

AK Parti MKYK Üyesi Zeynep Alkış ise konuşmasında, 28 Şubat'ın bir milat olduğunu söyledi.

"Türkiye'nin geçmiş 50 yılına dönüp baktığımızda gerçekten siyaseti farklı eller şekillendirmiş, üst akıllar biçimlendirmiş ve onların taşeronları da bunları belli dönemlerde, belli hikâyelerle, belli aktörlerle sahaya sürmüşlerdir." diyen Alkış konuşmasına şöyle devam etti:

Kadının ‘seçme ve seçilme hakkı' 1934'te Türkiye'de yasalaştığı halde biz ancak 7 Haziran 2015'te meclise girebildik. Koca bir 80-90 yıl. Siz bu ülkede başörtülü olduğunuz için hiçe sayılmamışsınız, oy vermişsiniz, oy verdirtmişiniz, saha saha gezmişsiniz ama seçilme hakkınız ancak 90 yıl sonra size teslim ediliyor. Kayıt dışı dini şekillendiren FETö yapılanması yargıda, eğitimde, sağlıkta ve farklı kurumlardaki yapılanmasını en son askeri gücüyle 15 Temmuz'a kadar sürükledi. 28 Şubat'ın o araf döneminde, gerçekten insanları uyutarak kendilerini güçlendirmişler. Biz din kardeşliğine inanan insanlar olarak, din bezirgânlarına belki de aldanmış olduk.

Sempozyumun son konuşmacısı Uluslararası Medya Enformasyon Derneği Başkanı Aslan Değirmenci'nin de gündeminde, Hürriyet Gazetesinin ‘karargâh rahatsız' manşeti vardı.

"Karargâh falan rahatsız değil, biz rahatsızız"

Hürriyet Gazetesinin genetik kodlarının bozuk olduğunu ileri süren Değirmenci, "Hürriyet gazetesinin normalleştiğini sanırsınız ve yeni Türkiye'ye uyum sağladığını sanırsınız, fakat bir üst akıl gelir Hürriyet'e dokunur ve Hürriyet karşımıza ‘karargâh rahatsız' manşetiyle çıkar. Karargâh falan rahatsız değil, biz rahatsızız. Hem karargâhtaki ulusalcı, faşist, aydınlıkçı gruptan, hem karargâhtaki devşirmelerden, hem karargâhtaki dejenerelerden, hem karargâhtaki FETö'cülerden bu millet rahatsız. Karargâhın 28 Şubat'tan, hatta 12 Eylül'den, 27 Mayıs'tan daha da öteye gidersek yüz yıl ötesinden bugün temsilcileri olan çift kimlikli gazetecilerden de bu millet rahatsız. Bir onları kodlayan yapıların kim olduklarını biliyoruz. Onları kodlayan yapılar yerli ve milli yapılar değil. Onlar küresel emperyalizmin kontrolü altında Siyonist uşaklar. Artık bunu söylemekten geri durmamak gerektiğine inanıyoruz." dedi.

Sempozyumda 28 Şubat döneminde yaşanan mağduriyetlerin yer aldığı resimler konferans salonunun koridorunda sergilendi. (M. Hüseyin Temel / Emrah Deniz – İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Öne Çıkan Haberler