Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Türkiye siyaset tarihinde CHP'nin politikalarının milletin inancıyla, değerleriyle, kıymetleriyle hiç örtüşmeyen politikalar uyguladığını ve bunu milletin çok iyi bildiğini söyledi.

CHP'nin halk oylamasına ilişkin yürüttüğü kampanya hakkında açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisinin ismini kullanmadığını, çünkü partisinin geçmişinden utandığını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Canikli, bir dizi programlara katılmak için geldiği Gaziantep'te AK Parti İl İstişare Kurulu toplantısında partililerle bir araya geldi.

Şahinbey Kültür Merkezinde düzenlenen AK Parti İl İstişare Kurulu toplantısında konuşan Canikli, konuşmasında CHP'ye yüklenerek, "Türkiye'nin siyaset tarihine baktığımız zaman sayısız şeyler CHP'nin politikalarının güvenilmez olduğunu, bu milletin aleyhine olduğunu, bu milletin inancıyla, değerleriyle, kıymetleriyle hiç örtüşmeyen politikalar uyguladığını, milletin değerlerine karşı mücadele ettiğini çok iyi biliyor." dedi.

Canikli, "Kılıçdaroğlu, partisini saklıyor. Parti ismi yok. Kampanyayı partisinin ismini kullanmadan yürütüyor. CHP ismini kullanmıyor, bayrağını kullanmıyor. Neden biliyor musunuz? Kılıçdaroğlu, aslında kendi partisinden utanıyor, partisinin geçmişinden utanıyor. Bu milletin CHP'ye hiç itimat etmediğini ve değer vermediğini çok iyi biliyor. Millet nezdinde CHP'nin güvenilirliğinin olmadığını en az seviyede olduğunu biliyor. Kampanyasını eğer CHP olarak, kurumsal kimliği ile yürütürse, bunun yürüttüğü kampanyaya zarar vereceğini biliyor ve görüyor. Onun için de partisini saklıyor. Partisini ortaya çıkaramıyor. Partisinin kurumsal kimliğini kullanmıyor. Partisine güvenmiyor, partisinden utanıyor. Partisini böyle bir kampanyada milletin karşısına çıkarmaktan utanıyor. Onun için parti ismi olmadan, kurumsal kimliği olmadan bu kampanyayı yürütüyor. Milletimizin CHP'ye verdiği notu çok iyi biliyor." ifadelerini kullandı.

"Bu sistem sürekli kriz üretme potansiyelini taşıyor"

Canikli, şöyle konuştu: "2007 yılında bir anayasa değişikliği yaptık. Anayasa değiştirildi. Bu anayasa değişikliği yüzde 69 gibi bir oranla kabul edildi. Bu değişikliğin en önemli hususu ise Cumhurbaşkanlarını doğrudan millet tarafından seçilmesini ön gören anayasa değişikliği 2007 yılında gerçekleştirildi. Biz 'tamam' dedik, bütün millet 'tamam' dedi. İlk anayasa değişikliği Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile sonuçlandı. Peki, neden böyle bir anayasa değişikliği yapıldı? Çünkü sistem tıkanmıştı. Türkiye'nin yönetim sistemi işlemez hale gelmişti. Artık yürütülmesi de mümkün değildi. Bu sistem sürekli kriz üretme potansiyelini taşıyor. Şu anda uygulanan sistem parlamenter sistem değildir. Parlamenter sistemmiş gibi sunulan 1982 anayasası ile şuan yürürlükte olan bu sistem kesinlikle parlamenter sistem değildir. Bu bir başkanlık veya cumhurbaşkanlık sistemi de değildir. Çünkü parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanlarının yetkileri semboliktir. Bütün yetki başbakandadır." (İbrahim Koçyiğit- İLKHA)

İlgili Haberler

Editörün Seçtikleri

Mobil Uygulamamızı İndirin

Öne Çıkan Haberler